AHBAR ve RUHBAN

A) AHBAR ve RUHBAN kimLERdir?

Tevbe (9) suresi, 30 ~ 34. ayetler:

Yahudiler, “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler. Nasraniler, “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleridir (kendi sözleridir). İşte böylece/bu DA, önceden küfür edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarıyla söyledikleridir (kendi sözleridir) [1]. Allah onları katletsin (kahretsin)! Nasıl da uyduruyorlar (çarpıtıyor /çevriliyorlar).

Allah’ın berisinden [2] kendi AHBAR’ını (hıbırlarını) ve RUHBAN’ını erbab (rabbler; rubb /efendiler /önder/lider vb.) edindiler ve de Meryem oğlu Mesih’i. Oysa ancak/illa ki WAHİD olan İLAH’a (TEK/BİR İLAH’a /VAHİD olarak) kulluk etmekle emrolunmuşlardı (ALLAH’A VAHİD /TEK/BİR OLARAK KULLUK ETMEKTEN BAŞKASIYLA EMROLUNMAMIŞLARDI / Mümthine-4). İlahe yoktur ancak O (HU/Hüwe) vardır. O, şirk koştuklarından (ortak koşuyor olduklarından) sübhan /münezzehtir.

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeyi (taf etmeyi) murad ederler (istiyorlar). Kafirler ikrah etseler de (hoşlanmasalar bile) Allah ancak nurunu tamamlamaya yönelir (Allah nurunu tamamlayacaktır /Allah nurunu tamamlamaktan başkasına ebalanmaz /büyüklenmez /illa ki nurunu tamamlamayı öne çıkarır /önde tutar /illa ki nurunu tamamlar).

O/Hüwe, O’dur ki; (velev /eğer) müşrikler (şirk/ortak koşanlar) ikrah etseler de (hoşlanmasalar bile), RAsul’ünü Hüda (kılavuz /yol gösterici) ve hak(iykat olan din (HAK DİN /FITRAT DİNİ olan Kayyim/Hanif Din /Rum-30) ile, onu -diğer- tüm (Paydası İSLAM/BARIŞ olan bütün) dinlerin üzerine zahir etmek (Batın’da olanı ortaya çıkarmak) için gönderdi (irsal etti).

Ey hayat verilen o bütün iman edenler. Şüphesiz AHBAR ve RUHBAN’dan BİRÇOĞU insanların mallarını batıl ile yerler, Allah’ın yolundan alıkoyalar [3] (saddeler /uzaklaştırır /ALlah ile kulu arasına girerler), altını ve gümüşü (biriktirerek, yığarak, gömerek, yastıkaltı, banka repo karpayı altın döviz borsa ve taşınmazlar vb.) kenz ederler de bunları Allah’ın yolunda İNFAK etmezler. Onları elim bir azab ile müjdele (onlara elim azabı büşra /muştula).

[1] Yahudilerin “Üzeyr Allah’ın oğludur” demeleri, Nasranilerin “Mesih Allah’ın oğludur” demeleri gibi; bunlar da “Muhammed Allah’ın sevgilisidir” “Allah-Muhammed-Nurumuhammed” (Teslis) vb. küfürlerle onların sözlerine özeniyorlar.
[2] “min dunillah” : Allah’ın berisinden /altından; Allah’tan başka, Allah’ın yanında, Allah’la beraber..
[3] “Şüphesiz onlar elbette onları sebiyl’den (yoldan) saddederler (uzak tutar, alıkoyarlar). Onlar ise -kendilerinin- mühtediler (ihtida etmiş, edilmiş, hidayetlenmiş, yola gelmiş, girmiş, kılavuzlanmış olanlar) olduklarını hesap ederler (Öyle sanırlar). (Zuhruf 43/37)
NOT: Meallerde, yahudi hahamlar ve hristiyan rahipler denmektedir. Bu, kurnazlıktır. Çünkü ayette ne hristiyan ne de yahudi, geçmez. İstisnasız tüm dinler söz konusudur. AHBAR ve RUHBAN, her din için; mürekkep yalamışlar, ilahiyatçılar, şıhlar; din adamları, din sınıfı oluşturanlar, hacı hoca imam vb. takım taklavatıdır. Hristiyan da olur, yahudi de, müslüman da, budist de, vs. KNESSET (Yahudi hahamların kontrolündeki ŞERİAT’le yönetilen İsrail meclisi), VATİKAN, DİYANET ve bilimum “Allah adına hüküm verme” yetkisini kendilerinde görenler işte bu AHBAR-RUHBAN kapsamındadırlar.

B) Kendilerini EHLİ KİTAP KAFİR’lerden muaf tutan-sayan müslüman DİN ADAMLARI doğru mu söylüyorlar?

Maide (5) suresi 65 ~ 69. ayetler:

Eğer (velev ki) Kitap Ehli iman edip [4] (inanıp) itteka etse idi (Ali İmran-67, Nahl-120~123], elbette onlardan kötülüklerini kefrederdik (örterdik) ve elbette onları Naim (Nimet) Cennetlerine [5] dahil ederdik.

Eğer (velev ki) onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rabblerinden kendilerine indirileni İKAME etselerdi [DOSDOĞRULTULMUŞ halde uygulasalardı; KAYYİM dimdik ayakta eskimez ve aşınmaz olarak tutsalardı]; üstlerinden ve ayaklarının altından yerlerdi. Onlardan MUKTESİD bir ÜMME [iktisadi bir SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ /Ali İmran-103,104] vardır. Onlardan birçoğunun işlediği ameller ise ne kötüdür.

Ey hayat verilen RASUL. Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun risaletini tebliğ etmemiş olursun. ALlah seni [EL-A’SIM] insanlardan korur [6]. Şüphesiz ALlah kafirler kavmini (toplum /topluluğunu) yola sokmaz (yola getirmez, kılavuzlamaz, hihayetlemez).

De ki: Ey Kitap Ehli. Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni İKAME etmediğiniz sürece hiçbir şey üzere değilsiniz. Rabbinden sana indirilen onlardan çoğunun tuğyanını (azgınlığını) ve küfrünü ziyade eder. Kafirler toplumuna tasalanma (küfredenler için kaygılanma /üzülme).

Şüphesiz iman edenler [Kur’an’a inananlar], Hadu olanlar [Mutlu azınlık ama haddi aşan yahudiler], Sabiiler [Günümüzde Kitap Ehli olmayanlar]; Nasraniler [Biz Nasraniyiz, diyenler /hristiyanlar vb.]; kim Allah’a ve ahir güne iman edip amelleri de salih olursa, onların ecirleri Rabbleri indindedir. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler de. [7]

[4] İKİNZİ KEZ iman edip mütteki olsa, Allah’tan korksa, sakınsa… (Ayrıca bakınız, Nisa (4) suresi 136. ayetin girişi: “Ya eyyühellezine amenu aminu billah…” EY İMAN EDENLER İMAN EDİN Allah’a…)
[5] Diğer bilindik 7 cennetten başka, ki bunlar Sidre’dendir; apayrı bir ÜST cennet daha vardır ki ARŞ’tandır. Sabıkun, mukarebun denir. (Bakınız: Vakıa (56) suresi 7 ila 14. ayetlerde ve devamında ÜÇ SINIF anlatılmaktadır: Cehennemlikler, cennetlikler ve ÜÇÜNCÜSÜ NAİM CENNET’e gidecek olanlar)
[6] El-A’sım için: Ali İmran-103; Hac-78; Maide-67; Nisa-146,175
[7] İKİNCİ KEZ İMAN EMREDİLİYOR. (Ayrıca, Bakara-62) Ne olursan ol yine de gel, deniyor.

+