KÖLN

SİZ FETÖ’YLE MÜCADELE ETMİYORSUNUZ
SİZ FETÖCÜ DARBEYİ KULLANIYORSUNUZ
15 TEMMUZ’U ANLATIYORUZ DÜMENİ İLE
SİZ EVET PROPAGANDASI YAPIYORSUNUZ

Spor ve Gençlik Bakanı Akif Çağatay Kılıç:
– İÇİMİZDEKİ KAHRAMANLAR (15 TEMMUZ) programı BİR YIL’a yakındır SEKİZ AY’a yakındır pardon devam eden çalışma.
(10 Mart 2017, Köln)

Ve Almanya’nın Köln Büyükşehir Belediyesi, Ermeni diasporasının bir mezarlıkta sözde “Ermeni soykırım anıtı” dikme talebine onay verdi. (4/3/17)

Tarih: 31 Temmuz 2016
Yer:  K Ö L N  /Almanya
AKP darbeye karşı demokrasi mitingi düzenledi.
Hiçbir engelle karşılaşmadı.
Mitinge, AKP’li bakanlar yetkililer de katıldı.
RTE’nin video konferans ile mitinge katılmasına izin verilmedi diye DİPLOMATİK TANSİYON yaşandı.
Ama yine de MESAJI paylaşıldı.
Avrupa Birliği Bakanı ÇELİK tweet attı:
– “Alman Anayasa Mahkemesi’nin Köln’deki darbe karşıtı gösteriye dair verdiği karar konuşma özgürlüğü ve demokrasi anlamında büyük bir geri adım.”
Adalet Bakanı BOZDAĞ açıklama yaptı:
– “Hani demokrasi vardı? Hani ifade özgürlüğü vardı? Bizim onlardan alacak dersimiz yok. Demokrasiyi de sonunda biz öğreteceğiz onlara.”
C.başkanlığı sözcüsü KALIN konuştu:
– “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın videokonferans yoluyla katılmasının engellenmesinin kabul edilemez.”
Türk Dışişleri’ne çağrılan Almanya maslahatgüzarına nota verildi.
Yani mesele DARBE KARŞITI miting miydi?
Yoksa RTE’nin gövde gösterisi miydi?
Anlaşılamadı…

AKP Dışişleri Bakanı ÇAVUŞOĞLU,
(16-17 Şubat G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı için Bonn’a gitti.)
16 ŞUBAT 2017 Perşembe akşamı KÖLN’deydi.
Herhangi bir engelle karşılaşmadı.
Toplantıda referandum için EVET istedi.
DİTİB’e teşekkür etti. CHP’ye ise:
– “Esas diktatörlüğü isteyen sensin” dedi.
CHP’nin tavrını, Kıbrıs görüşmelerinde masadan kalkan Kıbrıs RUM kesimine benzetti. Dedi ki:
– “Biz isterdik ki, MHP gibi CHP’ de bize katılsın.”
Oysa, 24-26 Haziran 2008’de arasında KIBRIS’I RUMLARA VEREN anlaşmayı İMZALAYAN kendisi idi. [pS1]

AKP Ekonomi Bakanı ZEYBEKÇİ,
05 MART 2017 Pazar günü  K Ö L N  ‘de idi.
Herhangi bir engelle karşılaşmadı.
Toplantıda referandum için EVET istedi.
– “Bu hakkı kullanmada gösterdikleri gayretten dolayı Alman halkına TEŞEKKÜR ederiz” dedi. [Ayrıntıları ilerleyen satırlarda anlatacağız]

AKP Spor Bakanı KILIÇ [pS2],
10 MART 2017 Cuma günü  K Ö L N  ‘de idi.
Medyada yer alan programa göre, önce BASINA KAPALI olarak UETD’yi ziyaret etti.
Sonra Porz Mevlana camisinde namaz kıldı.
Küçük İstanbul Keup caddesinde gezdi doldu.
Yemek yedi, esnafla kaynaştı, referandumu anlattı.
Akşam başka bir toplantıya takıldı.
ONBEŞ Temmuz programına katıldı.
Yani gün(ler)boyu KÖLN’de EVET istedi.
Herhangi bir engelle karşılaşmadı.
(Kılıç’ın Porz’daki CAMİ ÇIKIŞI basına yaptığı açıklamanın tümünü aşağıda yazdık; ama önce hem o açıklamadan hem de bu son Almanya gezisindeki diğer konuşmalarından harmanlayarak GİRİŞ yapalım)
– GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN MUASIR MEDENİYETLER ÜZERİNE ÇIKMA HEDEFİ KOYDUĞUNU ANLATTI spor bakanı; “Cumhuriyetin 100’üncü yılında 10 büyük EKONOMİDEN biri olacağız” dedi.
Hızını alamadı; “2053 ve 2081 hedeflerimiz var” dedi.
EKledi: “Ben sizlerden çok uzak birisi değilim. Buradan 100 kilometre uzaklıkta Siegen şehrinde doğdum ve bugün enteresan bir tesadüf, yurt dışında yaptığımız ilk programda benim annem babam burada.”
Köln belediyesine seslendi:
– “Misafirperverlik için de teşekkür ediyoruz…”
Alman medyasına da Almanca seslendi.
Memnuniyetini dile getirdi.
Ama Köln sokaklarındaki Türklerle Almanların (Türk dükkanlarıyla ünlü Keup caddesi sakinlerinin) ne düşündüklerini tümüyle Türkiye kamuoyu ile paylaşmadı. (Bknz. https://www.youtube.com/watch?v=AZADwqQz0aw )
Ve Avrupa gezisinin İLK AYAĞI dediği Köln’de, ALMANYA’yı eleştirmekten de geri durmadı.
ALMANYA’da Almanlara AKIL verdi, ayar çekti:
– “Bu anayasa değişikliğini desteklemeyenler var, ‘hayır’ diyenler var. Onların toplantı yapabiliyor olması ama ‘evet’ diyen kişilerin toplantı yapamıyor olması kendi içerisinde bir çelişkidir. Bu ÇELİŞKİDEN bir an önce özellikle Almanya’nın kurtulmasını ümit ediyoruz.”
Yani EVETÇİLERE İZİN VERİLMİYOR dediği yer neresi?
ALmanya. Orada söylüyor bu lafları.
Nerden baksan tutarsızlık.
Kendi içinde ÇELİŞKİ.
Durmadı:
– “Maalesef bugün benimle beraber Almanya’ya gelip daha sonra Hollanda’da program yapacak olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızın da Hollanda’daki programını yine birtakım sebeplerden dolayı iptal ettiler. Almanya’da bazı iptaller yaşandı.”
Yetinmedi:
– ” Geert Wilders gibi bir siyasetçinin varlığını sürdürdüğü Hollanda’da…”
Başbakan Rutte’ye seslendi:
– “Hollanda Başbakanı’na burada sesleniyorum. Bu sizin yaptığınız ne Avrupa Birliği değerleriyle bağdaşır, ne insan hakları değerleriyle bağdaşır. Çünkü Geert Wilders bir ayrılıkçıdır, bir ayrımcıdır, bir ırkçıdır…” (AK-İT’e kısa pas /ya da karşılıklı paslaşma)
Taa 10 MART’ta HOLLANDA’ya kafa tuttu.
Wilders ismine kamuoyunu alıştırdı.
Yani 11 Mart hazırlığı yaptı.
Gerilimi tırmandırdı.
Ve hep olduğu gibi takıyye yaparak (Türkiye yasalarına göre yurtdışında seçim propagandası yapmak suç olduğu için; EVET İSTEMEYE GİDİYORUZ demeden) takıyye yaptı:
– “… ama sadece demokratik hakkını kullanarak bir anayasa değişikliği paketiyle ilgili görüşme yapmak için Hollanda’ya gidecek olan bakanlarımıza veya siyasilerimize…”
(Takıyyenin devamı da var/o da cami çıkışı konuşmasında yine)
Ve insanları KIŞKIRTTI:
– “… bu yanlışın, engellemelerin uygulanıyor olmasını ben öncelikle ORADA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZA HAVALE EDİYORUM, onların düşüncelerini.”
GEZİ’de kime havale ettiniz sayın bakan?
( http://www.criturk.com/haber/siyaset/genclik-ve-spor-bakani-kilic-almanyada-17775 )
NOT1: GSB sayfasına girin, HABERARŞİVİ‘n bakın. Sayfada; 10 ve 11 Mart tarihlerine ait ikişer paylaşım göreceksiniz. Bakan sanki 10 Mart’ta Türkiye’de imiş gibi bir algı var. Tebrik etmek ile tebrik mesajı yayınlamak arasında fark yok mu? Ve 11 Mart tarihli haberin içeriğine girmeden KÖLN’de olduğunu anlayamıyorsunuz.)
NOT2: Vakit bulursanız web’de araştırın; Bakan Kılıç’ın Köln-Berlin ziyaretleri, 10-12 Mart arası mı yoksa 11-12 Mart mı? Anlayan beri gelsin.
http://www.habergazetesi.com.tr/haber/439962/bakan-kilic-15-temmuzu-almanyada-anlatacak
(Bir bakanın hatta milletvekilinin, AJANDASI besbellidir. Yani resmî -internet- sayfasında; tarih, saat, nerede ne yapıyor AÇIKÇA bellidir. Ama bu AKP için geçerli değil herhalde..)
NOT3: Eski spor bakanı -aynı soyadlı- Suat KILIÇ da Keup Caddesi’nde esnafı ziyaret etmişti, 2013 Mayıs’ında. “Milli içkimiz ayrandır” demişti.

CAMİ avlusundan cami kapısına gelelim…
AKP’li Gençlik ve Spor Bakanı Samsun milletvekili FETO’cu Suat KILIÇ’ın yerine getirilen; Samsun milletvekili AKP’li Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay KILIÇ’ın, 10 Mart 2017 Cuma günü, Köln’ün yakınındaki Porz kasabasında, DİTİB Porz Mevlana camisinde CUMA NAMAZINI EDA EDİŞİNİ müteakiben vatandaşlarla sohbet etmesinin ardından cami çıkışında yaptığı basın açıklaması:

“Değerli arkadaşlar şu anda Almanya’dayız. KÖLN’deyiz.
Burada vatandaşlarımızın daha önceki yıllar içerisinde emekleriyle yapılmış olan Porz port Mevlana camiindeyiz.
Burda cuma namazımızı EDA ettik.
Burdan inşallah esnafımızla bir araya gelmek üzere Köln’deki çeşitli temaslarımıza başlıyoruz.
Daha sonra sivil toplum örgütleri ile ve burdaki spor kulüpleri ile biraraya geleceğiz.
Akşam da Köln’de, daha önceden de duyurmuş olduğumuz gibi, programımızda olduğu gibi, bizim Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ’cü terör örgütünün başını çektiği darbe girişiminden sonra o gece yaşananları halkımızın hiçbir zaman unutmamasına ve aynı zamanda o gece yaşananların tüm milletimizle paylaşılmasına yönelik olarak başlattığımız bir programdır.
Bu program İÇİMİZDEKİ KAHRAMANLAR ismini taşıyor.
Şu anda, bu akşamla beraber 60’ı aşmış olacağız.
150 binden fazla vatandaşımız bu programlara katıldı.
Türkiye’nin tüm illerinde, daha sonra da ilçelerinde yapılacak bu program.
1 yıla yakındır 8 aya yakındır pardon devam eden çalışma. [dili sürçüyor]
Bu haftasonu da, bugün ve Pazar günü iki programın yurtdışı İLK programlarını yapacağız.
Bu akşam Köln’de, Pazar akşama doğru da Berlin’de öğleden sonra saat….
Tüm vatandaşlarımızla orada biraraya gelip 15 Temmuz gecesi Türkiye’deki dediğim gibi FETÖ terör örgütünün başının çektiği darbe girişiminde vatandaşlarımız neler yaşamış ve milletimiz CUMHURBAŞKANIMIZIN ÇAĞRISIYLA BAŞBAKANIMIZIN AYNI ZAMANDA DAVETİYLE meydanlara çıkıp nasıl bu darbecilere karşı teröristlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üniformasına (takıyye) gizlenmiş olan teröristlere karşı nasıl bir mücadele verdiğini ve burda nasıl bedeller ödediğini ve 15 Temmuz gecesinin 16 Temmuz sabahına döndüğünde Türkiye’nin nasıl aydınlığa kavuştuğunun en güzel anlatımını yapacağız inşallah.
Bunu Avrupa’da, ÖZELLİKLE DE Almanya’da başlatmamızın amaçlarından bir tanesi de şu:
Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşananları Avrupalı dostlarımızın bir kısmı hâlâ tam anlayabilmiş değil; bir kısmı da anlamasına rağmen anlamak istemiyor.
Bunu yerinde görsünler, dinlesinler, insanların yaşadıklarını görsünler ve inşallah bu anlamdan sonra bunu yaptıktan sonra da yanlış fikirlerinden veya yanlışta ısrar eden duruşlarından vazgeçsinler DİYE bu anlamdaki çalışmayı inşallah bu programı yapacağız.
Adalet Bakanımızın, Ekonomi Bakanımızın, ve maalesef bugün benimlen beraber Almanya’ya gelip ondan sonra Hollanda’da program yapacak olan Aile Sosyal Poltikalar Bakanımızın programını, Hollanda, YİNE bir takım sebeplerle iptal ettiler.
Almanya’da bazı iptaller yaşandı.
Dışişleri Bakanımızın bu anlamda yaşadığı bazı sıkıntılar oldu. Ama biliyorsunuz daha sonra Hamburg’da başkonsolosluğumuzun bahçesinde halkımızla vatandaşlarımıza bir hitabı oldu.
Ben şu anda Almanya’dayım.
Programlarım bellidir.
Bu programlarımı icra etmek konusunda da şu ana kadar bize bir engelleme olmadı.
Engelleme olmayacağını ümit ediyorum.
Çünkü engelleme yapmaya kalkmaları durumunda BİZ BU PROGRAMLARI vatandaşlarımızlaN beraber YİNE DE YAPARIZ.
Biz burda demokrasinin, fikir özgürlüğünün ifadesi çerçevesinde bu programlarımızı yapıyoruz ve yapmak istiyoruz.
Bu anlamda bugüne kadar tutunulmuş olan tavrın doğru olmadığını düşünüyorum.
Sayın bakanlarımıza karşı tutunulan tavrın doğru olmadığını, demokrasiyle bağdaşmadığını, fikir hürriyetiyle bağdaşmadığını, 50 yıldan fazladır Avrupa’da ve özellikle Almanya’da, Almanya’nın Hollanda’nın Belçika’nın İsviçre’nin, tüm Avrupa’daki ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın bu ülkelerin gelişimine verdikleri katkıya, desteğe, alınterini, akıl terini akıttıkları bu ülkelerde, vergi verdikleri bu ülkelerde vergi ödedikleri bu ülkelerde KENDİLERİNE VERİLMEYEN BAZI HAKLARLA İLGİLİ OLARAK da fikirlerini dile getirdiklerinde, bu tip yaklaşımların ortaya konması doğru değil.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes ama herkes Türkiye’nin halk oylamasında oy kullanma hakkına sahiptir.
BununlaN ilgili olarak da fikrini dile getirecek olan siyasilerin, bunlar bakan da olabilir milletvekili de olabilir, siyasi parti üyesi de olabilir, herhangi bir yerde konuşmasını FİKRİNİ dile getirmesini engellemeye çalışmak doğru birşey değildir.
Ama ikilemler bizi asıl üzmektedir.
Burdaki ÇİFT TARAFLI tutum bizi üzmektedir.
Bundan sonra bu tutumların olmayacağını ümit ediyorum.
ALTINI ÇİZEREK SÖYLÜYORUM.
Onun için bu anlamda bir, Almanya’yla ilgili olarak özellikle bir iyileşme beklediğimizi dile getiriyorum.
Çünkü halk oylamasında bizim 16 NİSAN günü hangi oyu kullanacağımıza açıktır.
Şahsi olarak.
Çünkü benim, Anayasa değişikliği teklifi altında imzam var.
Ben bunu bir AK partili milletvekili olarak ak parti Samsun milletvekili olarak inanarak destekleyerek Meclis’e sevk edilmesi süreci içerisinde imzaladım.
Dolayısıyla benim NE YÖNDE OY KULLANACAĞIM ve ne yönde oy kullanacağım doğrultusunda vatandaşlarımızla NE KONUŞACAĞIM BELLİDİR.
Ben bu teklifin doğru olduğunu düşündüğüm için bunu anlatmaya FİKİRLERİMİ paylaşmak için hem burda bulunuyorum şu anda hem de çeşitli programlar için…
( Bunun karşısında bu anayasa değişikliğini desteklemeyenler var, ‘hayır’ diyenler var. Onların toplantı yapabiliyor olması ama ‘evet’ diyen kişilerin toplantı yapamıyor olması kendi içerisinde bir çelişkidir. ) [1]
Bu ÇELİŞKİDEN bir an önce ÖZELLİKLE Almanya’nın kurtulmasını ümit ediyoruz.
Hollanda’da yaşananla ilgili olarak da SADECE şunu söylüyorum:
Geert Wilders gibi bir siyasetçinin varlığını sürdürdüğü Hollanda’da ağzından çıkan kelimelerin açıkçası ZEHİR olduğu bir kişinin fikirlerini bu kadar.. açıkça ırkçılık nezdinde islamofobik şeklinde dile getirebiliyor olması, ama sadece demokratik hakkını kullanarak bir değişiklik anayasa değişiklik paketi ile ilgili görüşme yapmak için Hollanda’ya gidecek olan bakanlarımıza veya siyasilerimize bu yanlışın engellemenin uygulanıyor olmasını, ben ÖNCELİKLE ordaki yaşayan vatandaşlarımıza HAVALE ediyorum, (onların) düşüncelerini.
İkincisi de; Sayın Hollanda Başbakanı’na burdan sesleniyorum. Bu sizin yaptığınız ne Avrupa Birliği değerleriyleN bağdaşır, ne de insan haklarıyla bağdaşır.”
http://www.haberler.com/genclik-ve-spor-bakani-akif-cagatay-kilic-almanya-9358559-haberi/
http://www.dailymotion.com/video/x5egl96_genclik-ve-spor-bakani-akif-cagatay-kilic-almanya-da_news
[1] Üstte eklediğimiz yer video’dan çıkarılmış.
Ayrıca video’da olmayan son kesim de şöyle:
“… Çünkü Geert Wilders bir AYRILIKÇIDIR, bir AYRIMCIDIR, bir IRKÇIDIR ve Avrupa’nın içersinde bu tip akımların bu tip konuşmaların bu tip ZEHİRLİ yaklaşımların yeri olmadığını düşünüyorum. Kendisi herhalde artık bu konuda bu siyasetini bırakmak zorunda olacaktır diye düşünüyorum. Ama yerel seçimlerle yani ülke içersindeki seçimlere bu tip bir yaklaşımla yaklaşıp da Türkiye’yi kendi İÇ SİYASİ MALZEMESİ haline getirenlere de herhalde orada yaşayan vatandaşlarımız, vergi veren, Hollanda’da çalışan, alın teri döken, zihin teri döken vatandaşlarımız GEREKEN CEVABI verecektir.”
Bakan Kılıç, konuşmasının ardından Türk esnaflarını ziyaret etti.
Ardından, Köln Yunus Emre Enstitüsü’nde sporcu, spor dernekleri ve iş adamları ile bir toplantı yapacak olan Bakan Kılıç, akşam saatlerinde de “15 Temmuz Anma Programı: İçimizdeki Kahramanlar” isimli etkinlikte vatandaşlarla bir araya gelecek.
http://aa.com.tr/tr/dunya/almanyanin-tavri-kendi-icerisinde-bir-celiskidir/768566
http://www.timeturk.com/genclik-ve-spor-bakani-kilic-almanya-da/haber-524851

BAKAN KILIÇ’A SORULAR:

SORU 1- “Engelleme yapmaya kalkmaları durumunda BİZ BU PROGRAMLARI vatandaşlarımızlaN beraber YİNE DE YAPARIZ” diyorsunuz.

Nasıl yapacaksınız sayın bakan?
Avrupa’yı da Suriye gibi mi Irak gibi mi görüyorsunuz?
Size seçim propagandanız için izin verMEme hakkına YASAL olarak sahipler, bunu bilmiyor musunuz?
Başka ülkelerin İÇİŞLERİNE karışmak hakkını size kim verdi?

SORU 2- Hani sizin derdiniz 15 Temmuz’u AVRUPALI DOSTLARINIZA anlatmak idi?
Tamam “Bu AMAÇLARINIZDAN BİRİ idi sadece” diye işin içinden çıkabilirsiniz.
Peki İÇİMİZDEKİ KAHRAMAN programı ile EVET propagandasının ne ilgisi var?

SORU 3- Diyorsunuz ki:
– “Anayasa değişikliğini desteklemeyenler var, ‘hayır’ diyenler var. Onların toplantı yapabiliyor olması ama ‘evet’ diyen kişilerin toplantı yapamıyor olması kendi içerisinde bir çelişkidir.”
– “Benim ne yönde oy kullanacağım ve ne yönde oy kullanacağım doğrultusunda vatandaşlarımızla ne konuşacağım bellidir.”

AKP tarafından KANUN MADDE’sine eklenen bende göre; YURTDIŞINDA SEÇİM PROPAGANDASI YAPMANIN SUÇ OLDUĞUNU bilmiyor musunuz?
Bir de İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ falan laflarıyla MİLLETİ aldatıyorsunuz.
Milletin AKLI ile alay mı ediyorsunuz?

SORU 4- – “… milletimiz CUMHURBAŞKANIMIZIN ÇAĞRISIYLA BAŞBAKANIMIZIN AYNI ZAMANDA DAVETİYLE meydanlara çıkıp nasıl bu darbecilere karşı teröristlere karşı…” diyorsunuz.

Lütfen kamuoyuna şu konuda DOSDOĞRU açıklama yapar mısınız: Örneğin Ankara’da, ATATÜRKÇÜ ASKERLERİMİZ FETÖ’cülere karşı direnişe geçtiklerinde; sizin ‘sırtınızı masa olarak kullandırdığınız’ reisiniz neredeydi?
Daha doğru deyişle; cumhurbaşkanınız Yunan havasahasından izin alıp Almanya’dan sığınma talebinde bulunurken ve Başbakanınız saatlerce ortalarda gözükmezken; söyler misiniz, darbe girişimine karşı milleti sokağa nasıl döktüler?

SORU 5- “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes ama herkes Türkiye’nin halk oylamasında oy kullanma hakkına sahiptir” diyorsunuz.

Allah aşkına, böyle birşey yok diyen var mı?
Bunu engelleyen bir tek kişi gösterebilir misiniz?

SORU 6- “Adalet Bakanımızın, Ekonomi Bakanımızın, ve maalesef bugün benimlen beraber Almanya’ya gelip ondan sonra Hollanda’da program yapacak olan Aile Sosyal Poltikalar Bakanımızın programını, Hollanda, YİNE bir takım sebeplerle iptal ettiler.”

– Bekir Bozdağ’ın Gaggenau toplantısı iptal edildi.
Perde arkası UZUN gelişmeleri ve sonrasını niye anlamıyorsunuz?
– Nihat Zeybekci hem Leverkusen’de hem Köln’de konuştu.
Bunları niye söylemiyorsunuz?
– Sayan’ın önce Hollanda’da sonra ALmanya’da toplantıları iptal edildi.
Hadi sunulan sebepler için gerekçe diyelim (ki siz minare-kılıf kılıf konularında uzmansınızdır); o kadını nasıl kullandığınızı niye açıklamıyorsunuz?

6-a) Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yine şu MALUM UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) tarafından düzenlenen etkinliğe katılacaktı.
Baden-Württemberg eyaletinin Gaggenau kentindeki etkinlikte EVET mitingi yapacaktı.
Gaggenau yetkilileri, iptale sebep olarak, yoğun talep ihtimali üzerine salonun ve park yerlerinin yetersizliğini gösterdi.
(Hem, Gaggenau dediğiniz yer neresi? Minnacık bir kasaba ve orada SİZİN KAFA YAPINIZDA çok ama çok az insan yaşıyor. Seçecek başka yer bulamadınız mı? Ayrıca adam diyor ki biz TOPLANTIYI değil İZNİ iptal ettik.)
Tamam buna bahane diyelim.
Peki öncesinde ne yaşandı?
Die Welt’in Türkiye muhabiri Deniz Yücel, Enerji Bakanı BERAT ALBAYRAK’IN HACKLENEN E-POSTALARINA yönelik haberleri nedeniyle tutuklandı.
Almanya Dışişleri Bakanı açıklama yaptı.
Türk Büyükelçi Alman Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.
Alman Adalet Bakanı Heiko Maas da Yücel’in tutuklanmasını eleştirdi.
Ankara’nın temel Avrupa değerlerine bağlı kalmasını istedi. Ve ekledi:
– “Türk siyasetçilerin Almanya ziyaretine gelince; burada ifade özgürlüğünden istifade etmek isteyenlerin, kendi ülkelerinde hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğünü korumaları gerektiği açıktır.”
Başbakan Angela Merkel de devreye girdi, tutuklanmayı eleştirdi.
Bozdağ ne dedi?
– “Söz konusu kişiyle ilgili kararı bağımsız Türk mahkemesi vermiştir. İtiraz hakları mevcuttur, itiraz başvuruları da vardır… Karar siyasi değildir.”
Bozdağ’ın bir programı vardı: 1 Mart’ta Strasbourg’da Avrupa Konseyi toplantısına katılacak, ardından Almanya’ya geçecekti.
Tüm bu yaşananlar üzerine yazılı ve görsel Alman medyası ayağa kalktı. Ciddi tepki verdi.
Bozdağ’ın Almanya’da referandum için evet kampanyası yapacak olması ülkeyi karıştırdı.
Ve etkinliğin olacağı 2 Mart günü, Gaggenau belediyesi Bozdağ’ın mitinginin yasaklandığını açıkladı.
Frankfurter Allgemeine internet sitesi manşetten duyurdu: ” ‘Deniz Yücel’in tutuklanması bağımsız mahkemelerin kararı‘ diyen Adalet Bakanı Bozdağ’ın Almanya’daki ‘Evet’ toplantısı yasaklandı.”
Sol Parti lideri Bernd Riexinger aşırı sert konuştu: “Türk despotu Alman hükümetini burnuna halka takıp dolaştırıyor.”
Der Spiegel Online: “Erdoğan’ın bakanının gelişine isyan…”
Süddeutsche: “Alman gazeteci Deniz Yücel’in Türkiye’de tutuklanması yüzünden iki ülke arasında kriz yaşanırken Bozdağ’ın HİÇBİR ŞEY OLMAMAMIŞ GİBİ çıkagelmesi ve başkanlık sistemini savunacak olması her kesimden çok büyük eleştiri aldı.”
Bild web sitesi: “Sığınmacı anlaşması yüzünden mi Türkiye’nin baskısı altında eziliyoruz.”
Bozdağ’ın yanıtı:
– “Toplantıya saatler kala toplantının yapılmasını iptal edildi. Başka yerde toplantı yapmamız için de polis engel çıkardı. İzinleri alınmış bir buluşmayı yapma fırsatı bulamadık. İfade hürriyeti özgürlüğü konusunda konuşan, eleştiri yapan Alman makamlarının Türk toplumunun toplantı yapmasını engellemeleri kabul edilemez. Demokrasi ile izah edilebilir bir şey değildir. Toplumun TOPLANTI YAPMASINA İZİN VERMEYEN demokrasi olabilir mi? Daha önce de bunun örneklerini gördük. Sayın Cumhurbaşkanımız telekonferansına izin verilmemişti, terörist başı Murat Karayılan konuşmuştu. Teröristler için her şey serbest.”
Telekonferans dediği, bu yazının başında değindiğimiz, 31 Temmuz 2017’deki KÖLN MİTİNGİ idi. Binlerce insan katılmış, Türkiye’den BAKANLAR MİLLETVEKİLLERİ SİYASİLER vs. gitmiş, çıkmış konuşmuş. Bunların hiçbiri ENGELLENMEMİŞ. Ama RTE’nin telekonferans ile mitinge katılmasına izin verilmemiş. Olay bu.
İkincisi, siz geçin PKK’lı yönetici Karayılan’ı; siz PKK’nın BİRİNCİ ADAMI ile İmralı’da görüştünüz. PKK’lılar ile Oslo’da görüştünüz. Dahası Kandil’de Karayılan ile TELEKONFERANS İLE DEĞİL YÜZYÜZE görüştünüz.
– YaHU! siz ne utanmaz arlanmaz insanlarsınız, diyesi geliyor insanın ama sakin olmak lazım, değil mi?
( https://26august.wordpress.com/2017/02/20/arsiz-utanmazlik/ )

Bilaloğlan’ın bile anlayacağı üzere:
Bozdağ’ın toplantısının iptal edilmesi; bir diplomatik hamledir. (Daha bu işin içinde DİTİB var.) Siz Alman vatandaşı gazeteciyi tutuklayın, üstüne de ALAY eder gibi “Bu siyasi karar değil” deyin; Almanya sizin etkinliğinizi engelleyince VERYANSIN edip ortalığı karıştırın.
Ama bunu yaparken yine YALAN-ALGI-ALDATMA yoluna başvurun; gerçekleri saklayın.

Peki sonra ne oldu sayın Bakan?
Toplantınız MİSİLLEME olarak iptal edildi, tamam ama size Almanya’ya giriş yasağı falan konmadı.
Aksine; Alman Adalet Bakanı sizinle görüşmek istedi.
Siz ne yaptınız?
Karlsruhe’deki (Saat 18:00’de) randevuyu iptal ettiniz.
Dikkat, siz İPTAL ettiniz.
Yani diplomatik-etik yolu kasten kestiniz.
Size uzanan eli ittiniz.
Ve Almanya’ya hiç gitmeden Türkiye’ye döndünüz.
Sonra da başladınız yaygara yapmaya.
Oysa;
Almanya Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann Dışişleri Bakanlığına çağrıldı örneğin.
Türk Büyükelçi nasıl ki Alman Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ise; bunun karşılığı üstteki eylemdir.
Adalet Bakanı ile olan randevuyu iptal etmek değil.
Ve o Heiko Maas isimli kişi, sizin ETİK DIŞI siyaset ahlakına uymayan davraşınıza rağmen, “Türk-Alman dostluğu konusundaki kaygılarını dile getirdiği” bir mektup yolladı. İkili görüşmenin gerçekleşmemesi dolayısı ile hayal kırıklığı yaşadığını belirtti. Deniz Yücel konuna değindi yine, orantısız tutuklamayı eleştirdi. Türkiye’nin temel hak ve hürriyetler konusundaki tutumunu gözden geçirmesine vurgu yaptı.
Siz ne yaptınız:
– “Devleti yönetenlerin, toplumu birbirinin karşısına diken, birbirine düşman kılan, demokrasiyi, hukuku yok edecek ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, islamofobi gibi anlayışlara karşı birlikte mücadele etmesi şarttır.” (4/3/2017)

Yani özetle sayın bakan:
Derdiniz uzlaşma değildi.
Hiç de öyle olmadı zaten.
Tribünlere döndünüz, şov yaptınız.
KAMUOYUNA OYNADINIZ.
MİLLETİ KANDIRDINIZ.

NOT1: Almanya’nın dört DİTİB görevlisinin evlerine arama yapmaları üzerine, Bozdağ (16/2/2017) şu lafları etmişti:
– “Din ve vicdan hürriyeti, insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerde ve Alman anayasasında teminat altına alındığı halde, dört din görevlisinin evlerinde yapılan aramalar, uluslararası anlaşmaların ve Alman anayasasının açıkça ihlalidir. Hiçbir hukuk devleti, terör örgütlerini himaye edip onların iftiralarıyla masum insanları suçlayamaz ve suçlu ilan edemez.”
Dikkat:
Gözaltı DEĞİL. Tutuklama DEĞİL.
Yalnızca EVLERİNDE ARAMA yapılıyor.
Bu panik ne sayın bakan, diye sormazlar mı?
Ve devamla:
– “Almanya’da Türkiye aleyhine faaliyet gösteren eli kanlı PKK, DHKP-C ve FETÖ gibi terör örgütleri hakkında sayısız delil bulunmasına rağmen hukuk devletinin gereklerini yerine getirmeyen Alman makamlarının…”
– “Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünü gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütünün Türk din görevlilerine yönelik ajanlık iftirasının ardından başlatılan bu soruşturma ve yapılan baskınlar, Alman makamlarının Türkiye’nin aleyhine çalışan terör örgütlerinin ve teröristlerin iddialarına ne kadar kolay itibar ettiğini göstermektedir.”
– “Hukuka açıkça aykırı bu soruşturma hakkında Federal Adalet Bakanı Heiko Maas’ın yaptığı açıklamalar, yürüyen soruşturmaya müdahaledir; soruşturmanın hukuki temelden yoksun olduğunun itirafıdır ve bu soruşturmanın siyasi saiklerle yapıldığının açık bir göstergesidir.”
– “Alman hükümeti ve yetkili makamlarının, ülkedeki yabancılara ve MÜSLÜMANLARA karşı artan ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İSLAMOFOBİ gibi hastalıklarla mücadele etmesi gerekirken….”

4 Mart ile 16 Şubat’ta sarfettiğiniz sözlerin içeriği, üslubu arasında hiçbir fark yok.
Konular değişebiliyor, tarih değişiyor, ama sizin zikriniz neyse fikriniz öyle.
Papağan gibi aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz.
Öfke, kin, suçlama (suçluluk, panik).
(Ve elbette birşeyleri gizleme gerginliği)
Sonra o neredeyse küfür ettiğiniz hakaretler yağdırdığınız aşağıladığınız Almanya’ya gitmeye kalkışıyorsunuz.
Sizin bu sözlerinizden sonra; değil toplantı yerinin izni iptali, sizi bir daha Almanya’ya sokmasalar yeri değil mi?

Bir diğer mesele, ki ismini geçirdik bu yazımızda, belirtmemiz gerekiyor:
Bizim Deniz Yücel’le tanışıklığımız yok, olmadı da; kendisinin avukatı filan değiliz.
Dahası, Can Dündar gibi bir VATAN HAİNİ’nin savunduğu birini savunacak da değiliz.
PKK yanlısı birini savunmamız mümkün değil.
Ama konumuz bu değil; MESELE başka:

Siz 14 Şubat’ta Deniz Yücel’i gözaltına aldığınızda, 72 saat gözaltında bekletip tutukladığınızda, “Bu siyasi değildir” derken; nasıl oldu da DİTİP aramaları için “Bu siyasidir” diyebildiniz?
Üstelik biri gözaltı+tutuklama; öteki arama.
Biz söyleyelim: Gene KAMUOYUNU YANILTTINIZ.
Nasıl mı?

Birincisi, Deniz Yücel 2014’te « Taksim ist überall » (« Her yer Taksim ») isimli bir kitap yayınladı. Sizin bundan hiç haberiniz OLMADI ya da bunun siyasetle hiç ilgisi YOKTU değil mi sayın bakan?

İkincisi; “örgüt propagandası ve halkı kin ve tahrik” suçlamasıyla tutukladığınız kişi hakkında Türkiye medyasına haberler çıktı, çıkmaya devam ediyor:
– “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Yücel’in BEŞİKTAŞ’taki evinde arama yapıldı. Aramalarda rafların arasına gizlenmiş halde terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in ‘Kur’an’dan İdrake Yansıyanlar’ isimli kitabı bulundu.”
(Tipik bir FETÖ taktiği değil mi bu? Kitap, hem RAFLARIN ARASINDA bulunuyor, hem de KUR’AN’LA İLGİSİ OLMAYAN KUR’AN DÜŞMANI FETULLAH’ı KUR’AN’CI gösterip inceden reklam ediyor.)
– “İlker Deniz Yücel’in avukatı ise kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim olan Veysel Ok. Ok aynı zamanda FETÖ’nün kumpas kalemşoru Mehmet Baransu ve halen cezaevinde bulunan Ahmet Altan‘ın oğlu Kerem Altan’ın avukatı.”
Adamın ALMANCA wiki bilgilerinde bile « Deniz Yücel » geçiyor, ama ilginçtir ki AK GÖRÜNÜMLÜ F-TİPİ MEDYA kalemşörleri « DENİZ İLKER YÜCEL » ismini zihinlere empoze ediyor. (Sakın ALGI operasyonu ile; Mustafa İlker Yücel -ya da Deniz Yıldırım- ile BAĞDAŞTIRMA yapılıyor olmasın? AK-İT meşhurdur uzmandır bu konularda.)
Başka?
– “Die Welt’in tutuklanan Türkiye muhabiri Deniz Yücel hakkında ‘PKK temsilcisi’ ve ‘Alman ajanı’ ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın TERÖRE YARDIMDAN yargılanması gerektiğini söyledi.”
– “Merkel’in defalarca serbest bırakılmasını istediği İlker Deniz Yücel’in tüm kirli bağlantıları ortaya çıktı. Azılı PKK’lıyla aynı otelde kalan, sık sık Kandil’e çıkan ‘sözde gazeteci’ FETÖ’cülerle de oldukça samimi.”
Falan filan…
Yok evinde Gülen’in kitabı bulunduydu, yok FETÖ AŞIĞIYDI, yok şöyleydi böyleydi vb. haberlerle GERÇEĞİ gizlediniz sayın Bakan.
Siz zaten bu kişiyi REDHACK hakkında yürütülen soruşturma kapsamında aramıyor muydunuz?
DAMAT’A AİT E-POSTALRIN İFŞA EDİLMESİNİ İLİŞKİN haberinden ötürü RedHack soruşturması kapsamında gözaltına almamış mıydınız?
İyi de neden “RedHack’in sızdırdığı elektronik postaları” değil de; “Doğu ve Güneydoğu’ya ilişkin haberlerini” sordunuz?
Yani adamı başka bir gereçke ile gözaltına aldınız, İKİ HAFTA sonra savcılığa çıkartıp mahkemeye sevk ettiniz ve başka sebepten tutukladınız.
RedHack’in sızdırdığı DAMAT FERİT postalarını sorsaydınız ya?
(DAMAT’ın petrol ticareti; Binali’yle beraber ENERJİ işleri elektrik sayaçları vs. değil miydi mesele? Birden teröre mi geldi…)
Adamın mektubu yayınlandı Die Welt’te: “Özgürlüğümü çalmış olsalar da soruşturma ve mahkeme GEREKÇESİ beni güldürmeye devam ediyor.”

Üçüncüsü;
Sayın Bakan, rolünüzü ustaca oynadınız.
(Çok bariz ki figüranlıkta yol katetmişsiniz)
Almanya’nın UZUN SÜREDİR, özellikle 15 Temmuz kalkışmasının ardından DİYANET İŞLERİ TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ yani kısa adıyla DİTİB üzerinde çalıştığını biliyordunuz.
Darbe girişimi sonrası DİTİB, dini bir metnin ötesinde ERDOĞAN’A BİAT açıklaması yaptı. (Türkiye’deki patrik Kıbrıs RUM kesimindeki lidere BİAT açıklaması yaparsa ne olur?)
(Oysa ulu önder ATATÜRK, mason localarını KÖKLERİ DIŞARDA diye bir gecede tek emirle kapattırmıştı)

DİTİB siyasi açıdan Türkiye ile bağı olduğunu reddetti ama sözcü Zekeriya Altuğ, MALİ AÇIDAN Türkiye’den bağımsız hale gelmek istediklerini belirtti.
Genel Başkan Nevzat Yaşar Aşıkoğlu ise şöyle demişti:
– “Biz her geçen gün büyüyen bir cemaatiz, büyüyen bir İslami teşkilatız. Almanya’da cemiyetlerimizin sayısı artıyor, üyelerimizin sayısı artıyor, bu da tabii son zamanlarda biraz göze batıyor.”
(Yalnızca AMA YALNIZCA ditib’in Avrupa’daki vatandaşlardan ölümleri halinde cenazelerini memleketlerine götürmek için YILDA TOPLADIĞI miktarın ne kadar olduğu açıklansın, gerisi gelir / Bakalım o zaman DENİZ FENERİ kerizfeneri falan DİTİB’in -DİYANET HOLDİNG AŞ’nin DİTİB MALİ İMPARATORLUĞU’nun- yanında çerez kalıyor mu, kalmıyor mu…)
DW Türkçe’nin 21/8/2016 tarihli haberine göre; Federal Meclis Parlamento Kontrol Komitesi, MİT’in Almanya’daki faaliyetlerinin AÇIKLIĞA kavuşturulmasını talep etti.
DİTİB yanında UETD ismi de geçiyordu.
Arada yaşananları dileyen web’den okuyabilir.
Nihayetinde 14/1/2017’de Almanya, bazı imamlar hakkında inceleme başlattı. Zaten darbe girişiminin ardından Diyanet’in OTUZSEKİZ farklı ülkede (aslında ÇOK daha fazla) din görevlileri aracılığıyla istihbarat raporları hazırladığı ortaya çıkmıştı. (Feto’nun MOSSAD-CIA-MI6 AJANI öğretmenlerini de ekleyin, 180 ülke çıkacak karşınıza)
20 Ocak’ta BfV Başkanı, DİTİB’e bağlı bazı imamların ALMANYA’DA ALMAN ÇIKARLARINA ZARAR VERECEK biçimde çalışmalarına karşı olduklarını açıkladı.
24 Ocak’ta Almanya İçişleri Bakanlığı, DİTİB imamlarının 28 KİŞİ ve 11 KURUM HAKKINDA casusluk yaptığını açıkladı.
Listelerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın emriyle Köln, Düsseldorf ve Münih başkonsoloslukları bölgesinde DİTİB imamları tarafından hazırlandığı ve Ankara’ya iletildiği ifade edildi.
10 Şubat’ta;
Anayasayı Koruma Teşkilatı Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başkanı Burkhard Freier, 33 şahıs ve 11 EĞİTİM kuruluşunun imamlar tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı’na ihbar edildiğini söyledi.
10 Şubat’ta, Diyanet İşleri Başkanlığı, Almanya’da ‘casusluk faaliyetleri’ yürütmekle suçlanan imamları, görevlerine son vererek Türkiye’ye geri çağırdı.

Buraya kadar başlık niteliğinde özetler sunduk.
Elbette AKP tüm bu yaşananları, AN BE AN takip etti.
(Denizfeneri’nde korkuları biR ise, Ditib’de biN’dir)

Ve Alman polisi, 15 ŞUBAT 2017 tarihinde, Kuzey Ren Vestfelya ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde yaptığı baskın kapsamında 4 DİTİB imamının evinde arama gerçekleştirdi.
Spiegel Online’ın haberine göre;
DİTİB’e yönelik operasyon aslında OCAK ayı içerisinde yapılacaktı, ancak ertelendi.
Erteleme nedeni açıkça ifade edilmese de, haberde Merkel’in Şubat ayı başında Erdoğan ile görüşmesine dikkat çekildi.

15 Şubat operasyonuyla AKP’liler köpürdüler.
Türkiye’de Alman VAKIFLARI incelensin diyenden aramalar kabul edilemez diyenine değin, çokça açıklama geldi. (FETULLAHÇI terör örgütü + Alman VAKIFLARI üzerine giden Dr. Hablemitoğlu’nun FETÖ tarafından AKP döneminde nasıl katledildiğini hatırlayın)
İşte Bekir Bozdağ’ın deliye dönüp hakaretler yağdırdığı o açıklamaları da 16 Şubat tarihliydi.
Oysa DİTİB operasyonundan BİR GÜN ÖNCE Deniz Yücel gözaltına alınmıştı.
16 Şubat akşamı KÖLN’de konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da DİTİB’E TEŞEKKÜR etmekle meşguldü.

Neyse, AKP cenahından açıklamalar devam etti.
22 Şubat’ta DİTİB üst düzey yöneticilerinden Murat Kayman istifa ETTİRİLDİ. Teşekkür etti, gitti.
Kendisini sadece üyesi olduğu diğer derneğin hukuki işlerine adadığını bildiren Kayman, DİTİB’deki Eyalet Birlikleri Koordinatörlüğü görevinin yanı sıra eyaletteki İslam Diyalog Forumu ve federal çaptaki politik görüşmelerden de geri çekildiğini duyurdu.

FETÖ’nün koordine ettiği DİTİB’in hem siyasi hem mali olarak ne kadar güçlü olduğu ortada.
AKP’nin canhıraş tavrı da ortada.

Yani sayın bakan, milleti kandırmayı bırakıp, şu ” DİTİB – Deniz Yücel ” meselesinin özünü anlatsanız ya açıklasanız ya kamuoyuna.

– “Biz DİTİB’i kullanmakta ısrar ettik, Almanlar bizi çok uyardılar ama geri adım atmadık, misilleme olarak gazeteciyi gözaltına aldık, iki hafta sonra tutukladık, bunun üzerinde benim toplantım iptal edildi,” desenize.
– “Bu DİTİB olayı karışık, işin içinde akla hayale gelmeyecek miktarlar var, ne siz sorun ne biz söyleyelim,” desenize.
– “Ama siz soracaksınız illa ki, söyleyeyim, iplik yumağının ucunu kaptırırsak, denizfeneri falan hikaye kalır, hepimiz bulaştık,” desenize.
– “İmamların, görevlilerin çoğu fetullahçı, ve hepsiyle dirsek temasımız oldu, oluyor; bunları yakarsak onlarda bizi yakarlar,” desenize.

– “Yıllardır hem arkasında hem yanında hem taaa içinde olduğumuz DİTİB VEDİĞER TARİKATLER (Nurcu-Fetullahçı, Süleymancı, Milli Gençlik Vakfı, vesaire) yüzünden, önceden KARDEŞ olan insanlar -KURULAN CAMİLERDEN SONRA, Türkiye’den gönderilen ‘öğretmenlerden’ sonra- birbirleriyle selamlaşmaz oldular. Avrupadaki insanlarımız arasına ETNİK-DİNİ-MEZHEPSEL ayrılıklar soktuk nifak tohumları ektik” desenise.

Geçiniz GAGGENAU hikayesini.
Bal gibi biliyordunuz ki iptal veya benzeri tepki ile karşılaşacağınızı.
İsteseydiniz Deniz Yücel denen kişiyi hiç gözaltına almayabilirdiniz; hadi aldınız, 72 saat gözaltında tutmazdınız ya da iki savcılık sorgusu öncesi iki hafta bekletmezdiniz.
Ne bilelim işte, akreditasyon vermezdiniz ya da sınırdışı ederdiniz.
Meseleyi kasten kaşıdınız.
Hazırlık yaptınız.

Avrupa’daki EVET toplantıları ne derece işinize yarayacaktı?
Türkiye’de kendi seçmeninizin içindeki ciddi bir kesimin HAYIR diyeceğini veya EVET demeyeceğini, kendi yaptırdığınız ANKET sonuçlarından öğrendiniz.
Erdoğan’ı GAZLAYAN Bahçeli’nin ise göçtüğünü, MHP tabanının %90’ının HAYIR diyeceğini öğrendiniz.
– “PKK ve FETÖ hayır’cı” yalanınızın tutmadığını da öğrendiniz.
– “Artık KOALİSYON iktidarlarına son” komedisinin tutmadığını da.
Yani ne yaptıysanız, olmadı.
Ya SEÇİMİ İPTAL edecektiniz, ya başka bir yol gerekti.
Bu öyle bir yöntem olmalıydı ki, bir taşla birkaç kuş vurmalıydınız.
Ama sizin tiynetinizdeki ne ise, bulacağınız yol da o olacaktı.
MAĞDURİYET
Avrupa’yla PAPAZ olma yolunu seçtiniz.
Ve başladınız hazırlık yapmaya.

Örneğin; diplomasiyi biraz takip edenler;
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Moskova gibi çok ama çok önemli bir görüşmenin ardından Türkiye’de kalmasını, gerekli toplantılar, istişareler yapmasını beklerdi.
Hollanda tarafından uçuş izni yazılı olarak iptal edildi; Metz’e gitti.
Ve Atatürk havalimanında şu açıklamayı yaptı:
– “Bu referandumda niye taraf tutuyorsun. Bu anayasadaki değişiklik sizi neden rahatsız ediyor ki engellemeye çalışıyorsunuz.”
Metz’de ne yaptı?
– “Başkonsoloslarımızla bir araya gelmek ve vatandaşlarımızla buluşmak üzere Fransa Metz’e indik.”
Kaç kişi vardı oarada? Hikaye.
(Zaten ÇOĞU taşıma idi; Strasbourg’dan falan)
Ve bir gün sonraki İsviçre toplantısını kendisi iptal etti.
Niye gittin o halde Fransa’ya.
– “… Dertleri, iki dertleri var:
– “Yani şimdi seçim sonrası da gelme, ne demek?
– “Bu direk Türkiye’yle ilgili.
– “Türklerle ilgili İslamla ilgili.
– “Yani islam karşıtlığı Türkiye kaşıtlığı avrupa’da yaşayan Hollanda’da yaşayan Türklere karşı sistematik baskının bir göstergesidir.
– “Ve Türk, müslüman deyince akıllarına kim geliyor?
– “İlk akla gelen Recep Tayyip Erdoğan.
– “Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef gösteriyorlar.
– “Neden Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef gösteriyorsunuz, sevmiyorsunuz?
– “Çünkü Recep Tayyip Erdoğan bunların ikiyüzlülüğünü suratlarına söylüyor. Çok açık net bir şekilde sen yalancısın ikiyüzlüsün diyebiliyor.
– “Ondan rahatsız oluyorlar.
– “Ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN ve ARKADAŞLARI sayesinde, Türkiye 15 senede çok büyüdü, hayallerine kavuşuyor Türkiye.
– “Bundan rahatsızlar…”
Anlattıklarına bakın.
Türkiye “Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları sayesinde” ONBEŞ yılda ÇOK büyüdü.
AKP’nin 15 yılında nereye geldiğimiz ise ortada.
Utanmadan ATATÜRK’ün yerine RTE’yi koyuyorsunuz.
Bu denli mi kıskanıyorsunuz nefret ettiğiniz adamı?
Şaka gibi…

NOT2: Gaggenau Belediyesi tarafından Bozdağ’ın toplantısı iptal edildikten bir gün sonra, belediye binası BOMBA İHBARI sebebiyle boşaltıldı.
AFP’ye konuşan belediye yetkilisi, 07:30’da telefon açan bir kişinin bomba ihbarında bulunduğunu belirterek, “Arayan kişi gerekçe olarak Türk bakanın etkinliğinin iptal edilmesi olduğunu söyledi” dedi.
Belediye başkanı Michael Pfeiffer ise, iptalle bağlantılı olabilir mi sorusuna yanıt verdi:
– “Şu anda bunu değerlendiriyoruz ancak emin değiliz. Doğrudan bir bağlantı olduğunu düşünüyoruz. Bu tehdidi ne kadar ciddiye almalıyız bilmiyoruz.”
Bozdağ, 5 Mart’ta şunu söyledi:
– “Benim toplantımı iptal eden belediye, orada yoğun terör baskısı altındadır. ALGI OPERASYONU yapılıyor, bunu şiddetle kınıyorum. Biz teröre, teröristlere karşıyız. Onları himaye eden biri varsa o Almanya’dır. O ihbarı kim yaptı, Alman istihbaratı mı yaptı?”
Üstelik bu lafları ettiği tarihte, Bakan Zeybekçi’nin Almanya’da toplantısı vardı.

(AKP’liler islamcılar dinciler tarikatçiler vs. bunlara DİKKAT ediniz; başkalarını NE İLE NASIL suçladıklarına dikkat ediniz. Çünkü karşılarındaki kişilere yönelttikleri SUÇLAMALAR her ne ise, aslında o EYLEMLERİ yapanlar kendileridir. Yani bu onların bir tür İTİRAF’larıdır; kendilerini ELE VERME şekilleridir.)

6-b) Ekonomi Bakanı Nihat ZEYBEKCİ;
Bekir Bozdağ’ın onca çirkefliğine ve ALGI OPERASYONUNA rağmen, Almanya’ya gitti.
Almanya’ya indi ve hiçbir şekilde de engellenmedi.
Önceki iki iptal ise, üstteki Bozdağ dosyasında açıkladığımız gelişmelerle bağlatılı olsa da olmasa da; başkaca sebepler sunuldu.
Önce; Köln’ün Porz semtindeki toplantıyı (5/3/2017 Pazar, 18:30) Porz belediyesi iptal etti.
Belediye Başkanı Henk van Benthem: “Bir çalışanımız salonda kimin konuşmacı olduğunu öğrendikten sonra Vatandaşlık Dairesi Müdürü’nü bilgilendirdi.”
(Çünkü AK uyanıklar, Zeybekci’nin konuşacağını bildirmemişler, bu sazlı yemekki toplantı demişler yani yetkilileri kandırmışlar /AK medya ise “Porz Belediyesi açıklama yapmadı” “Belediye salon vermedi” “Gerekçe gösterilmedi” gibi haber yaptı.)
Sonra başka yer bulundu.
Ama, 5/3/2017 Pazar günü Köln yakınlarındaki Frechen (18:30) toplantısını, Golden Palast isimli salonun sahibi iptal etti.
Mal sahibi ile işletmeci arasındaki sözleşmede salonda siyasi etkinliklerin yapılmayacağının yer aldığı kaydedildi. (3/3/17)
Sonra; Avrupalı Türk Demokratlar Birliği Gençlik Kolları’nın facebook hesabından yapılan (Almanca ve Türkçe /4.3.17) duyuru yapıldı:
– “Tüm engellere rağmen Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini sunmak üzere yarın vatandaşlarımızla buluşuyor.”
— TÜM ENGELLEMELERE RAĞMEN…
(Sanki izni veren Almanya değilmiş gibi)
(AB Bakanı ağır konuştu: Berlin duvarları inşa ediyorlar)
(Mevlüt Çvş.oğlu ağır konuştu: Alman derin devletinin sistematik uygulaması)
(Meral Akşener araya girdi, Bozdağ’a sordu: Engellendiğimiz toplantılar aklınıza geldi mi?)
(FETÖCÜ Gürsel Tekin eksik kalmadı, imdada yetişti: Bir ülkenin bakanı kendi yurttaşlarına konuşmasını engellemek hiçbir demokratik teamüle uygun değildir. Almanya’nın bu tutumunu şiddetle kınıyorum.)
(REİS FİLMİ Almanya’da vizyona girdi /3.3.2017)
— C.BAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİ SUNMAK ÜZERE:..
(Bu siyasi propaganda olmuyor, değil mi?)
Bir kısım medyamız ise bu mesajı şöyle paylaştı:
– “Tüm ENGELLERE RAĞMEN Ekonomi Bakanımız sayın Nihat Zeybekci, bugün vatandaşlarımızla buluşuyor.”
4-5 Mart’ta iki ayrı mesaj mı yayınlandı?
Asıl TRAJİKOMİK haber şuydu:
3 Mart’ta Zeybekci, Denizli’nin Tavas ilçesinde konuştu:
– “Bizim oradaki etkinliklerimizi, toplantılarımızı iptal ediyorlarmış. Pazar ben yine Almanya’ya gideceğim. ‘Bana emrolan sefere çıkmak, zafer ise Allah’ındır‘ diyoruz. Biz baktık, gördük izin vermiyorlar, kahve kahve, ev ev dolaşırım, Almanya’da yine de vatandaşlarımızla buluşuruz. Kimse merak etmesin.”
YaHU sayın Bakan, VAHY mi aldınız?
Hem sizin Leverkusen toplantınız iptal değildi ki.
Yani gideceğinizi zaten biliyordunuz.
Ben yine de gideceğim, ne demek?
Üstelik Leverkusen etkinliğini düzenleyenler kimler?
Avrupalı Denizlililer derneği.
Gittiniz Denizli Tavas’ta şov yaptınız.
Buldunuz saf milleti, yedirdiniz.
ALLAH katkılı, “Bana emrolan sefere…” diye!
(Kılıçdaroğu araya girdi, Almanya’ya tepki gösterdi)
(Merkel: Almanya’da etkinliklere dair kararlar yerel düzeyde alınır)
(Merkel, Deniz Yücel’in tutuklanmasını ayrıca anımsattı)
(Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Schaefer de, kararın federal hükümetle ilgili olmadığını, yerel düzeyde alındığını belirtmişti.)
(Mehmet Ali Şahin, “Neden Almanya bu referandumda ‘Hayır’ çıksın diye gayret ediyor? Kandil de öyle,” dedi ve Baykal’a tepkisi için teşekkür etti.)
4 Mart’ta yukarıda paylaştığımız facebook duyurusu geldi.
5 Mart tarihli bir habere göre; Almanya’dan şu açıklama geldi, Köln Porz Belediye Meclis üyesi ve Eyalet Parlamento milletvekili adayı Berivan Aymaz’dan:
– “UETD, bize ‘kültürel faaliyet‘ dedi. Tesadüfen bakanın katılacağı siyasi bir toplantı olduğunu öğrendik. Yanlış bilgilere dayalı bir başvuru yaptıkları için de SÖZLEŞME İMZALAMADIK. Yasaklandı denilerek şu anda AKP tarafından PROPAGANDA ARACI olarak kullanılıyor.
– “Özay Gönlüm anması yapacaklarını söylediler. Bakalım gerçekten kültürel bir faaliyet mi yapacaklar.”
(Tamını okumak için, ki okunmalı: https://tr.sputniknews.com/avrupa/201703051027493641-almanya-miting-iptal-kulturel-faaliyet-uetd/ )
Zeybekci yola çıkarken, Çavuşoğlu Antalya’da konuştu:
– “Gideceğiz Avrupa’daki vatandaşlarımızla da buluşacağız. Bunu ne PKK haini engelleyebilir ne de vatandaşlarımızla güçlü bağımızdan rahatsız olanlar durdurabilir. Hani demokrasi, hani özgürlükler, hani ifade özgürlüğü, bize ders veriyorsunuz ya… Bu mu sizin demokrasi anlayışınız?”

Her neyse, Bakan Zeybekci:
05 Mart’ta 14:00’da Köln-Bonn havalimanına indi.
Leverkusen’de “Özay Gönlüm Anma Konseri”ne katıldı.
Konseri düzenleyen Avrupa Denizlililer Derneği 3 Mart’ta yaptığı açıklamada; 15:30’da başlayacak anma etkinliğinde Zeybekçi’nin konuşma yapıp yapmayacağının belli olmadığını belirtmiş, bunun “siyasi DEĞİL; kültürel bir toplantı olduğuna” dikkat çekmişti.
Akşam da Köln şehir merkezindeki Senats Hotel’de, AK Parti Yurtdışı Seçim Koordinasyon Merkezi’nin organize ettiği etkinliğe katıldı.

Önce, üzerinde emanetmiş:
Erdoğan ve Yıldırım’ın selam ve sevgilerini iletti.
– “Almanya’da bu dost vatanda, bu dost ülkede… dedi.
Ve AKP’li katılımcılar KAHKAHALAR attılar buna.
Zeybekci, buluşmaya izin verdiği için, “Almanya’ya, Almanya hükümetine, federal hükümete teşekkür ediyorum” dedi.
Yunus’tan girdi: “Biz her şeye Yunusça yaklaşacağız. Yunus Emre öyle diyor. ‘Biz gelmedik davi için, bizim işimiz sevi için. Dostun evi gönüllerdir. Biz gönüller yapmaya geldik.’ Biz dostevine geldik, dostevindeyiz ve sevdiklerimizle beraberiz.”
(Yunus Emre öz be öz TÜRK idi, sünni DEĞİLDİ; ama Türk düşmanı Yavuz Selim’ciler, şahsi menfaatleri için herkesi, herşeyi kullanırlar.)
Yunus’tan geçti, Berlin duvarından girdi.
Duvardan atladı, Türkiye düşmanlığından çıktı.
Menderes’in idamını, Özal’ı anlattı.
12 Mart’a, 12 Eylül’e, 28 Şubat’a daldı.
– “Bugün Türkiye’de toplanan 100 liralık verginin 10 lirası faize gidiyor da Recep Tayyip Erdoğan ÇILDIRIYOR” dedi.
Türkiye’nin geçmiş tarihlerdeki zorlu dönemlerinin hep iktidarların ve KOALİSYONUN ZAYIF olduğu dönemler olduğunu anlattı. (AKP 15 yıldır tek başına iktidar değil ya, ülkeyi yıllardır zayıf hükümet ve koalisyon yönetiyor; bu yüzden başkanlığa ihtiyaç var.)
17-25 Aralık’ı anlattı.
15 Temmuz’u anlattı.
Başkanlığa geldi: “Bu millet sadece diyecek ki Allah bu millet için hayırlısını nasip etsin çünkü kim gelirse gelsin yüzde 51’le gelecek. Seçime girdiğin zaman bir daha tereddüt yok. Yüzde 51’le gelecek bir daha bu ülke 5 yıl boyunca ne olacak diye istikrarla ilgili aklına soru takılmayacak.”
(Bunun adı FAŞİZM olmuyor. Yani %49 oy alan partinin temsil EDİLEMEYİŞİ demokratik oluyor.)
Bu arada, Zeybekci ALMANYA’DA KONUŞURKEN ve ALMANYA’YA TEŞEKKÜR EDERKEN; Erdoğan Türkiye’de konuştu:
– “Nazizmin Almanya’da bittiğini zannediyordum, meğer hala devem ediyormuş…”
– “Kardeşlerim, şimdi zannediyorlar ki Tayyip Erdoğan Almanya’ya gelecekti. Ya ben istersem yarın gelirim. Gelirim ve kapıdan da sokmadığınız zaman veya konuşturtmadığınız zaman da ben dünyayı ayağa kaldırırım.”
Demek ki Zeybekci, ERDOĞAN ÇILDIRIYOR derken doğru söylüyordu (ama konular farklıydı).
Ve çıldırışın arkası geldi:
Çavuşoğlu’nun Hamburg toplantısı iptal edildi.
Gerekçe olarak, toplantının yapılacağı salonda ‘yangın sisteminde bir güvenlik sorunu olması’ gösterildi.
Ancak, Çavuşoğlu’nun konuşması için başka bir salonun ayarlandığı belirtildi.
Çavuşoğlu, mevkidaşı Gabriel​ ile telefonda görüştü. (Zaten 8 Mart’ta yüzyüze görüşmeleri varmış)
(Devlet Bahçeli geç kaldı ama eksik kalmadı:
– “
Kandil‘in yetkileri Berlin‘e devredildi”)
6 Mart’ta, Başbakan Başdanışmanı Taner Yıldız’ın, Frankfurt kenti yakınlarındaki Kelsterbach kasabasında katılacağı toplantı yeri de değiştirildi.
Yıldız: “Daha önce bu toplantı için salon ayarlanmıştı ve referandum kapsamında buradaki vatandaşlarımızla bir araya gelecektik. Bu İZİN iptal edildi ama başka bir yer ayarlanıyor.”
Zeybekci, 7 Mart’ta Bild’i dava edeceğini açıkladı.
Gazete, Zeybekci’nin Köln’deki konuşması hakkında Erdoğan en sadık, zincirli köpeğini Köln’e yolladı ifadesini kullanmıştı.
Yani; NAZİ, FAŞİST, IRKÇI, BERLİN DUVARI, ALMANYA YARGILANMALI ve daha yığınla AKP’lilerce KORO halinde söylenen o laflar HAKARET değildi, değil mi?
Çavuşoğlu: “Yönetime Nazi demiyoruz, uygulama o döneme benziyor.” (9/3/17, Ankara)
Zeybekci, 12 Mart’ta Denizli’de HOLLANDA’YA EKONOMİK YAPTIRIMA DAİR konuştu: “Şu anda o noktada değiliz, öyle bir şey söz konusu değil.”
15 Mart’ta da konuştu: “Net olarak söylüyorum, hiçbir ülke ile, Hollanda dahil olmak üzere, bu süreçte ekonomi ve ticari ilişkilerimiz masada olmayacak.”

NOT: DW’den;
“… Denizlili Bakan’ın Egeli hemşehrisi Özay Gönlüm’ü anma konserinde bir açılış konuşması yapacağı duyurulmuştu. Bu konuşmanın siyasi bir konuşma olup olmayacağı merak ediliyordu. Ancak Bakan bu konuşmayı yapmayınca Alman basın mensupları uzun bir süre Ege türküleri dinlemek durumunda kaldı. Konserin organizasyonunu yapan Avrupalı Denizliler Derneği Başkanı Ali İnceören, basının yoğun ilgisinden dolayı hem şaşkın hem de memnundu. İnceören Bakan’ın gelişi ile ilgili de olsa Özay Gönlüm’ü anma konserine gösterilen ilgiden dolayı Alman basın mensuplarına teşekkür etti.
Bu kültür etkinliği geçen hafta referandum etkinlikleri gibi iptal edilmemişti. Organizatörler basına yaptıkları açıklamada bunun ‘siyasi bir etkinlik olmadığını‘ vurgulamışlardı. Leverkusen belediyesinin de siyasi bir etkinlik yapılmaması konusunda  organizatörlerden taahhüt aldığı bildirildi.
Bakan’ın iki kez iptal edildikten sonra Köln’de bir otelin toplantı salonunda yapılan referandum etkinliğine ise özel bir mülkte gerçekleştiği için belediye bir müdahalede bulunamadı. Köln Büyükşehir Belediye Başkanı (bağımsız) Henriette Reker, Pazar günü yaptığı açıklamada özel bir mülk içerisinde yapıldığı için belediyenin etkinliğin yapılıp yapılmamasına karar verme yetkisi bulunmadığını kaydetti.
Organizatörlerden edinilen bilgiye göre Köln’deki etkinliğin yapılıp  yapılmayacağı son saatlere kadar da yüzde yüz kesinleşmemişti. Aynı toplantı salonunda bundan birkaç hafta önce de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bir referandum etkinliğine katılmıştı….”
( http://www.dw.com/tr/zeybekci-kölnde-referandum-etkinliğine-katıldı/a-37819313 )
Evet siyaset yapmadı, selamLAR getirdi sadece… ( http://www.turkiyegazetesi.com.tr/politika/452993.aspx )

Sayın Zeybekci, sahi siz neden taa en baştan Çavuşoğlu’nun KÖLN’de konuştuğu o otelde (Senats Hotel) program yapmadınız?
Ama döndünüz dolaştız, aynı yere geldiniz.
Niye kafa bulandırdınız ki bu kadar, UETD ile birlikte?
Ayrıca medyada çokça kaynakta, Çavuşoğlu’nun toplantısı için otel değil; yer olarak “UETD merkezi” geçti.

6-c) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya;
11 Mart’ta, Essen’de yapacağı toplantı, salonun izninin sadece pazar ve tatil günleri için geçerli olması nedeniyle, belediyenin salon sahibini uyarması üzerine iptal edildi.
Belediye Sözcüsü Silke Lenz, salon sahibinin iptal sözünü tutup tutmadığını belediye olarak zabıta ve polis aracılığıyla kontrol edeceklerini de belirtti.
Bakan Sayan’ın toplantısının Pazar gününe kaydırılıp kaydırılmayacağı, ya da başka bir salon bulunup bulunmadığı netlik kazanmadı.
10 Mart Hengelo toplatısı, Enschede ve Wehl programları da iptal edilmişti.
Sayan’ın Hollanda’da yapacağı toplantı da, salonun başka bir gerkçe ile kiralandığı sebebiyle iptal edilmişti.
Yine DE Sayan’ın Rotterdam’a kara yoluyla gideceği açıklandı.
Oysa; AKP Rotterdam Seçim Koordine Merkezi’nden, planlanan etkinliğin tamamen iptal edildiği bildirilmişti.
Ayrıntıları şu paylaşımda anlattık:
MERVE SAFA’DAN FATMA BETÜL’E

Sayın spor bakanı;

Hollanda programı İPTAL edilmişti.
Çavuşoğlu bile Fransa’ya gitmişti.
Her ne oldu ise birşeyler değişti.
Açıkça belli ki birşeyler değişti.
Madem illa ki biri gidecekti ise,
Sayan da siz de Almanya’daydınız,
Neden Hollanda’ya siz gitmediniz?
Ya da, cuma namazınızı EDA ettikten sonra Keup caddesinde fink atacağınıza, siz de gitseydiniz ya, o kadını yalnız bıraktınız?
Ki siz eski arkadaşsınız: 28 Şubat 2016 Pazar günü yine KÖLN’de, UETD 5. Genel Kongresi’nde de beraberdiniz.
Her ne oldu ise birşeyler değişti, derken;
Sayan’ın tweet’lerine göre keyfi gayet yerindeydi.

Dr.Betül Sayan Kaya‏
@drbetulsayan 11 Mar
– Almanya’dayız. Saat 14.30’da Düsseldorf Başkonsolosluğumuzda düzenlenecek STK ve Halk Buluşması’nda vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz.
– Almanya’da güne Duisburg’da esnaf vatandaşlarımızı ziyaret ederek başladık. Sıcak bir şekilde karşılandık, referandumu konuştuk. #Evet
– Hem yaşadıkları ülkelere hem anavatanlarına değer katan insanlarımıza, 16 Nisan’ın önemini ve kıymetini anlattık. #KararımızEvet
– Bizi sevgiyle, muhabbetle karşılayan tüm vatandaşlarımıza misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.
– Düsseldorf Başkonsolosluğumuzda düzenlenen STK ve Halk Buluşmasında, değerli vatandaşlarımızla bir aradayız. #DaimaMilletKararımızEvet
– Biz, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla birlikte Büyük Türkiye’yiz. Türkiye’nin öz evlatlarıyla buluşmamıza hiçbir karar engel olamaz.

Son tweet’ten 4 saat 8 dakika sonraki yenileri geldi:

– Rotterdam Başkonsolosluğumuza 30 metre mesafede durdurulduk ve içeri girmemize izin verilmiyor. #HollandadaÖzgürlüklerAskıda
– Netherlands is violating all international laws, conventions and human rights by not letting me enter Turkish Consulate in Rotterdam
– Yüzlerce polis vatandaşlarımızla aramızda barikat örmüş durumda. Hiçbir güç aramızdaki bağı koparamaz. #HollandadaÖzgürlükleraskıda
– Ülkemizin toprağı olan Başkonsolosluğumuza girmemiz engelleniyor.Medeniyetin beşiği,Avrupanın göbeği &yıl 2017 #HollandadaÖzgürlüklerAskıda
– Avrupa’nın her yerinden vatandaşlarımız yanımızda.Onlarla buluşmamızı engelleyen zihniyete teslim olmayacağız. #HollandadaÖzgürlüklerAskıda
– Demokrasinin temel değerleri, insan hakları, özgürlükler yok. Zorbalık ve baskı var. #HollandadaÖzgürlüklerAskıda ama biz yalnız değiliz.
– Sadece bir bakan olarak değil, bir Türk vatandaşı ve bir kadın olarak bu hukuksuzluğa asla teslim olmayacağız. #HollandadaÖzgürlüklerAskıda

14 Mart’ta, yılmAZ ÖZdil KEHANET’i yazdı.
Bizim merakımızı peşinen o da sordu:

“Ayrıca…
Almanya’dan karayoluyla Hollanda’ya geçen ve mağdur edilen kadın bakanımız, karayoluyla döndüğü Almanya’dan Türkiye’ye nasıl geldi?
Spor bakanımız için tahsis edilen özel uçakla Köln’den geldi.
Spor bakanımız da Köln’de miydi yani?
Köln’deydi.
E o halde…
Hadise çıkacağı belliyken, polisin müdahale edeceği belliyken, neden erkek bakanımız değil de, kadın bakanımız gitti Hollanda’ya?
Veya neden, hem kadın hem erkek bakanımız birlikte gitmediler?
( http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/kehanet-1732567/ )

Sahi Bakan Sayan 10 Mart’ta neredeydi?
Bakan Kılıç 10-12 Mart arası neler yaptı?
(Ajandalara yazılmayanlardan bahsediyoruz)

Ayrıca siz ikiniz kime bağlısınız?
Birinizin ‘dön demese orada ölürümcü’ diğerinizin ‘sırtının imza tahtası olması’ bizi ilgilendirmiyor.
Resmi olarak kime bağlısınız?
Başbakana mı yoksa cumhurbaşkanına mı?

SORU 7- Sayın Kılıç, bir daha soralım:
– “GEZİ’de kime havale ettiniz sayın bakan?”
Sahi, “Hollanda’ya gidecek olan bakanlarımıza veya siyasilerimize bu yanlışın engellemenin uygulanıyor olmasını, ben ÖNCELİKLE ORADAAKİ YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZA HAVALE EDİYORUM” derken:
Bunun SUÇ olduğunun farkında değil miydiniz?
Hollanda’daki vatandaşlardan vermelerini istediğiniz GEREKEN CEVAP nedir, nasıldır?
Avrupa’daki -değil bir siyasetçiye- herhangi bir kişiye; AYRILIKÇI, AYRIMCI, IRKÇI demenin ne anlama geldiğinin farkıda değil miydiniz?
Bir “EVET uğruna” yaRabbi, insan nasıl da alçalıyor…
Ve Samsun’da konuştunuz:
– “Hollanda’nın resmi makamları…”
– “Bir de göçmen asıllı belediye başkanı bu işin başını çekti.”
– “Savaş hukukunda bunun yeri yoktur.”
– “Bazı benzetmeler yapıldığı zaman da alınıyorlar.”
– “………………”
– “Hadi bakalım şimdi mahkemelere gidecez, görecez bakalım.”
– “Bu SUÇTUR, bunun bir mahkeme süreci olacak. Hukuk süreci var, görelim bakalım neler olacak…”
– “Seçim kazanmak için yaptıklarınız sizi buraya getirdi.”
( http://www.milliyet.com.tr/genclik-ve-spor-bakani-kilic-hollanda-samsun-yerelhaber-1907079/ )

Saygı&Sevgi değer okurlar;
SPOR VE GENÇLİK BAKANI ÇAĞATAY KILIÇ’IN
14 MART 2017 SAMSUN konuşmasını izleyin.
Üşenmeyin illa ki İ Z L E Y İ N lütfen …
Konuşma tarzına, mimiklerine, baş-kafa hareketlerine, vücut diline vs. dikkat edin.
Mehmet Metiner’e mi, Şamil Tayyar’a mı, Erdoğan’a mı ya da bir başkasına mı benziyor diye düşünmeyin.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BAKANI MI diye düşünün.

pS1.

WEB’den;

Çağatay Kılıç kimdir?
Özel Kalem Müdür Yardımcısı. Erdoğan’ın tercümanlığını yapıyor. İngilizce’si ve Almanca’sı çok iyi. Kılıç’ın babası bir dönem Erdoğan’ın doktoruydu. Dedesi ise CHP Samsun eski milletvekili İlyas Kılıç’tı. Cüneyd Zapsu’nun da eski danışmanı olan Kılıç, İngiltere’deki University of Hertfordshire’dan mezun. Avrupa ve AB ülkeleri konusunda uzman. Sabancı Holding’in Londra Bürosu’nda çalıştı. Erdoğan, Kılıç’ı yanından hiç ayırmıyor, hatta sırtından bile faydalanıyor. Nitekim, Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde Türk okulunu ziyaretinde, öğrenciler imza isteyince, yazacak sert zemin bulamayan Başbakan’a Çağatay Kılıç’ın sırtı yardım etti. İmzalar bu sırtta atıldı.

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/4774/4369/20/basbakanin-arkasindaki-50-adam
http://www.haber7.com/siyaset/haber/259984-erdoganin-arkasindaki-50-kisi

pS2.

24-26 Haziran 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde TÜRKİYE’NİN GÜNEYDOĞU’SUNU KÜRDİSTAN olarak gösteren ve KIBRIS’I RUMLARA VEREN anlaşmayı İMZALAYAN sekiz kişilik Türkiye heyetinin başındaki isim Çavuşoğlu idi.

https://26august.wordpress.com/2015/12/11/ey-turk-dusmanini-tani/