DİNCİLERİN LAİKLİK ve KADIN DÜŞMANLIĞI

Dinciler 2de1 laikliğe saldırırlar.
Her buldukları fırsatta bunu yaparlar.
(Allah’ın LAİK olduğunu keşfeden Atatürk’ü de bu yüzden hiç ama hiç sevmezler.)

Aslında yaptıkları ALLAH düşmanlığıdır.
Bilerek bilmeyerek Allah’a kafa tutmaktadırlar.

“Kulumla beni başbaşa bırak (aramıza girme /aradan çekilin ÜÇÜNCÜ şahıslar /kurumlar)…” diyen Allah’a;

– “Sen kim oluyorsun da bizi aradan çıkartıyorsun, biz ille de illa ki araya gireriz /girmeliyiz…” demektir.

Çünkü DİN adamları;
şu dünya hayal/hayatında,
DİN üzerinden DİN’i kulanarak:
MADDİ ve MANEVİ nemalanmaktadırlar.
Papaz olmuş rahip olmuş haham olmuş imam olmuş hoca olmuş vs. farketmez.

DİN’e bayılırlar.
DİN modası yaratırlar.
DÜNYA’ya ise düşmandırlar.

Oysa DiyN başka (Maliki YEVMİDDİN /Din Günü’nü hatırlayın),
DüNya başka (Hologram),
DiNya başkadır (Kalu Bela parantezi).

DiyN adamları denen taklavat;
İnsanların DİN için yaşamasını isterler.

Oysa şu yaşadığımız DüNya hayatıdır.
Allah’tan NİMET’tir ve HELAL’dir.

DİN GÜNÜ ise MAHŞER’dedir.
Bu yüzden Rabbimiz;

– DİN’İ O’NA HAS/HALİS kılmamızı,
yani muHLiSler olmamızı emreder.

Ama kime söylüyorsun?
Din adamı takar mı seni!
DİN de DİN der, illâ ki…….

İşte ona sebeptir ki;
Laikliği yaşayan insanlar, sağda solda din adına konuşanları dinlediklerinde, şüpheye düşüyorlar.

– “Acaba yanlış mı yapıyoruz?”

Hayır, siz yanlış yapmıyorsunuz.
Çünkü laiklik, insanın fıtratıdır, Allah’ın yaratımıdır. Herşeyden, herkesten önce; en en en LAİK olan Allah’ın ta kendisidir.

Kulu ile arasına HİÇ kimseyi hiçbirşeyi sokmaz. Araya ilişmek isteyen ÜÇÜNCÜ şahısları (evliya, şeyh-şıh, hoca efendi, imam vb.) ve kurumları (Vatikan, Diyanet vs.) def’eder.

– “Beni kulumla başbaşa bırak” der. (Ayrıca bknz. pS1)

Ve emin olunuz >>>
DİN adamları da bunu bilirler.
Bilirler, ve çarpıtırlar.

Örneğin;
TEVBE (9) suresi 34. ayette;
– “… minel AHBARİ ver RUHBANİ…” geçer.
Bunu, tutarlar:
– YAHUDİ hahamlar ile HRİSTİYAN rahipler,
DİYE çevirirler.

Oysa ayette, İSTİSTANIZ, hiçbir DİN ayrımı gözetilmeksizin, tüm/bütün dinlerin din adamları işaret edilmektedir.
Allah’ın KENDİLERİNİ hedefe koyduğunu topa tuttuğunu anlayan müslüman zangoçlar da -uyanıklar ya- gerçeği saptırırlar, insanları şaşırtırlar (ve Allah’ın yolundan saddederler).

Yaptıkları, alenen:
TAHRİF ve TAHRİP’tir.

Dertleri;
– “ALLAH NE DİYOR?” değildir.
Allah’a İFTİRA olan HADİS DİNİ’ni kurtarmaktır.
(Bakınız “HADİSEN YÜFTERA” Yusuf 12/111)

(Ayrı bir konu başlığı ancak parantezle not düşelim: SÜNNİLİK bir mezhep değil; Selefi/Vahhabi DİNİ’dir. Apayrı bambaşka bir DİN’dir.
Kabbala-Talmud orijinli hadislerin üzerine inşa edilmiştir.
Zaten Arapların -pek azı istisna- İMAN etmedikleri, ESLEMNA (İslam’a girdik DEĞİL; TESLİM OLDUK); KAFİRLİKTE ve müNAFIKLIKTA en ileri en şiddetli en horrorist oldukları AYETLERLE tescillidir.
Bakınız: Tevbe 9/97, Hucurat 49/14
Haliylen ARAPLARIN uydurdukları SÜNNİLİK DİNİ de kaçınılmaz HORROR dini olacaktır.
Ve Tevbe-97. ayet incelendiğinde, görülecektir ki:
Orada yalnızca ARAPLAR değil; ARAPLAŞANLAR da hedef tahtasındadırlar.
KUR’AN yerine HADİSLERLE amel eden ve araya Kur’an’dan ayetler tıkıştırıp Kur’an’ı kullanan yani ALLAH İLE ALDATAN din adamlarına bakınız, bunu fark edeceksiniz.
İşte onlar Tevbe-97’nin muhatabıdırlar.
Kur’an’da aşağılanan ARAPLARA BİAT ederek kimliklerini yitirmişler; Araplaşmış, ARABİ olmuşlardır…)

Ana konuya gelirsek…

Özetle/sadedle, LAİKLİK >>>
Doğrudan, ALLAH’ın İPİNE tutunmaktır.
Din’i O’na has/halis kılmaktır.

EN BÜYÜK LAİK olan ALLAH;
DİREKT BİREBİR KULU İLE MUHATAP’tır.

(Allah’ın LAİK olduğunu keşfeden, İKİ KEZ BARIŞ diyen ulu önder ŞEHİD ATATÜRK’e; İKİ KEZ SELAM olsun: SELAM SELAM…)

Bizler;
ALLAH laik olduğu için,
LAİK’iz…

Çekinmeyiniz.
İçiniz ferah olsun.

Din için yaşayanlar.
Din gününü yalanlayanlardır.

Derken…
Başlıktaki;
KADIN konusuna gelelim…
Ve BİRLİKTE etüt edelim..

Araf 7/31
– yâ benî ãdeme huzû zîneteküm ınde külli mescidi vekülû veşrebû velâ tüsrifû innehü lâ yühibbül müsrifîn
– Ey Adem oğulları; her mescid indinde ziynetinizi edinin; yeyin, için, sakın israf etmeyin. Şüphesiz Allah, israf edenleri sevmez.

Bakınız şimdi;
– “Mümin kadınlara söyle…” ile başlayan Nur (24) 31. ayette; “zînetehünne” geçiyor. Peki:
– “Mümin erkeklere söyle…” diye başlayan Nur (24) 30 ayetinde var mı bu kelime?

Her iki ayetteki ortak ifade şudur:
– “… Bakışlarından kıssınlar. Ferclerini korusunlar…”

Neden üstteki iki ayeti örneksedik?
Çünkü: Dönersek Araf-31. ayete;
Orada “ziynetlerini edinsinler (alsınlar /takınsınlar)” ifadesi kimler için kullanılıyor, anlamış olacağız.
Takı vb. dendiğinde aklınıza erkekler mi geliyor; yoksa ilk düşündüğünüz kadınlar mıdır?

Yeniden Nur-31. ayete bakalım. Yani “ziynet” kelimesinin geçtiği ve hemen ardındaki iki cümleye.
– “… velâ yübdîne zînetehünne illâ mâ zahere minhâ velyadribne bihumürihinne alã cüyûbihinne…”
– “Açık etmesinler ziynetlerini ancak onlardan zahir olanlar başka. Saçlarını da göğüslerinin üzerine uzatsınlar.”
Sırları yakalayabiliyor muyuz?

Bir kere ayette BAŞÖRTÜSÜ yok.
Oradaki kelime HUMUR; SAÇLAR demek.
Hem HAMIR hem de HIMAR kelimelerinin çoğulu.
HAMIR >>> Beyni/zihni örten.
HIMAR >>> Saç… (Eski HAMİ dillerinde “mısır püskülü” vb. anlamlarına geliyor.)

Başka?
– CÜYUBihinne deniyor.
Ve SAÇLARIN >>> DÖŞ bölgesine /GÖĞÜSLERE kadar uzatılması tavsiye ediliyor. Neden?

Sırlar da burada zaten.

1) Erkekte ŞORT/MAYO bölgesi (FÜRUC/fercler) örtülmeli iken; kadında BİKİNİ bölgeleri işaret ediliyor. Yani FÜRUC’a ek olarak GÖĞÜSLER de gösterilmeMEli (eski çağlarda /hiç değilse SAÇLAR ile) deniyor.

2) Kadınlar saçlarını kapatmasınlar deniyor.
3) Saçlarını bakımlı tutsunlar deniyor. (Yoksa neden UZATSINLAR densin ki? Halat yapıp kuleden mi sarkacaklar…)

Diğer ifade:
– “Açık etmesinler ziynetlerini ancak onlardan zahir olanlar başka…”
Yani GÖRÜNEN yerlerinden hariç ZİYNETLERİNİ (erkekle kadının farklı olan yerleri) açık/belli etmesinler.

Anlayan için, besbelli değil mi?

ÇALIŞAN kadına sesleniliyor:
İşyerlerinde ŞIK (prezantabl) olsunlar, BAKIMLI olsunlar, utanmayacak biçimde açık olsunlar, MAKYAJLARINI yapsınlar…
Dünya hayatı Allah’tan bir NİMET ve HELAL’dir.
Allah’ın HARAM dediğine HELAL; HELAL dediğine HARAM demek >>> CEHENNEM bileti almaktır.
Din adamları kim oluyorlar da Allah’ın helal kıldıklarını insanlara haramlaştırıyorlar…

Yineleyelim:
Erkekte örtünme MAYO iledir.
Kadında ise BİKİNİ ile…

İnanmayan ayeti bir daha okusun.

Gelelim Araf-31. ayete…

– “Ey Adem oğulları; her mescid indinde ziynetinizi edinin; yeyin, için, sakın israf etmeyin. Şüphesiz Allah, israf edenleri sevmez.”

Burada hitap erkekler değildir.
Adem oğulları derken; Adem-Havva’dan gelen tüm insanlık ayete muhataptır.
Bunun kadını erkeği olmaz. (Öyle olsaydı; Nur suresi 30 ve 31. ayetlerde olduğu üzere, özellikle /ayrıca belirtilirdi.)

– “her mescid indinde ziynetinizi edinin”
– “her mescid indinde ziynetinizi edinin”
– “her mescid indinde ziynetinizi edinin”

– “ziynetinizi edinin”
– “ziynetinizi edinin”
– “ziynetinizi edinin”

– “ziynetinizi”
– “ziynetinizi”
– “ziynetinizi”

(Hoşlandığınız, sizi mutlu eden hoş gösteren aksesuarlarınızı GİBİ gibi…)

Nerede? >>> MECSİDlerde.
Yani Allah’a has/halis kılınan yerlerde.
(Yoksa tarikat mezhep şer yuvalarında değil.)

Nasıl ki Cuma (62) 9. ayette;
– “Ey o iman edenler, Cuma günü salat için nida edildiğinde…” denirken;
HİÇBİR ayrım yapılmaksızın KADIN-ERKEK hepsi herkes DAVET ediliyorsa;
Araf-31 de öyledir.

Hatta, eğer DİKKAT ederseniz:
KADINLARA özellikle ÖNCELİK vardır.
– “ZİYNETLERİNİZİ TAKININ…”

Ve >>> YEYİN, İÇİN, ama (!)
sakın İSRAF ETMEYİN …
… diye gidiyor.

Konu konuyu açıyor.
KUR’AN (OKUNAN) böyledir.
Bir girdiniz mi, çıkamazsınız.

Üstteki ipuçları, çıtlatmalar:
Düşünen, sorgulayanlar için şimdilik önbilgi olacaktır.
Ama yeterli değil…

RZİ

pS1.

109 KAFİRUN Suresi

001 kul yâ eyyühâl kafirun
001 DE Kİ: Ey hayat verdiğim /verilen /diri olan kafirun /EY KAFİRLER.

002 lâ ã’büdü mâ tã’büdûn
002 Kulluk etmem kulluk ettiklerinize /Abidlik etmem abidlik ettiklerinize /Kul olmam kul olduklarınıza /Abid olmam abid olduklarınıza /Ben sizin TAPTIKLARINIZA TAPMAM.

003 velâ entüm ã’bidûne mâ ã’büd
003 Siz -de- benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz /olmazsınız /kulluk etmezsiniz /Siz benim abid olduğuma /abidlik ettiğime abidler olmazsınız /Siz de benim TAPTIĞIMA TAPANLAR DEĞİLSİNİZ.

004 velâ enâ ã’bidün mâ ãbedtüm
004 Ben -de- sizin kulluk ettiğinize kul olmam /Ben sizin abid olduğunuza abid değilim /Ben sizin TAPTIĞINIZA TAPMAM /tapıcı değilim.

005 velâ entüm ã’bidûne mâ ã’büd
005 Siz -de- benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz /olmazsınız /kulluk etmezsiniz /Siz benim abid olduğuma /abidlik ettiğime abidler olmazsınız /Siz de benim TAPTIĞIMA TAPANLAR DEĞİLSİNİZ.

006 leküm dîniküm veliye dîn
006 SİZİN DİNİNİZ SİZE /sizin için, BENİM DİNİM BANA /benim için.

Üstteki FASİH TÜRKÇE’nin ÖZGÜN TÜRKÇE’si:

109 KAFİRUN Suresi
001 De ki: Ey -hayat verilen- SİZ kafirler.
002 Ben SİZİN kulluk ettiklerinize kulluk etmem.
003 SİZ de benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz.
004 Ben de SİZİN kul olduklarınıza kul değilim.
005 SİZ de benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz.
006 SİZin dininiz SİZe, BENİM DİNİM BANA. [*]

* BİZİM DİNİMİZ BİZE ve/ya BENİM DİNİM BİZE dedirtmiyor Allah, BENİM DİNİM BANA derdirtiyor.
* Neden? Çünkü onlar ehli kitap [Tevrat, İncil, Kur’an ..] kafir müslümanlar da ondan..
* Bu demektir ki: Ne kadar müslüman varsa o kadar da islam DİN’i vardır”..
* Bu yüzden Resulullah’a ss SEN DE ATAN İBRAHİM ss GİBİ HANİF OL denmektedir.
* Zaten bir tek ve bir tek BİZİM DİNİMİZ BİZE diyecek bir topluluk vardır: Onlar bir istisnadır. Bir millettir. İbrahim’in milletidir.
* Hanif atbaşı, yarışmadan, yardımlaşarak, bir rally gibi paylaşarak gider…
* (Bknz. KawL.20011226/037)
* (Kaynak: Hv.Aiberg)

* SİZİN DİNİNİZ SİZE çünkü siz din için yaşarsınız.
* BENİM DİNİM BANA çünkü ALlah LAİK’tir ve din BİZİM içindir.

RZİ