AĞACIN KURDU

25 Nisan 2016
Mustafa Mutlu, Aydınlık

Fetullah’ın askerleri!

“Türk Silahlı Kuvvetleri’ni koca bir çınar ağacına benzetiyorum. O koca ağacın açıktan yok edilemeyeceğini anlayanlar, uzun soluklu, sabırlı ve sistematik bir çaba içine girdiler.
Koca ‘çınar’ın içten içe kemirilip zayıflatılması için özellikle 1980 sonrası laboratuar ortamında yetiştirdikleri ‘kurtçukları’, ağacın gövdesine zerkettiler.
Onlar da gövdeyi yavaş yavaş kemirmeye başladı. Bu kurtçuklar, kullanılan ilaçlar sayesinde zaman zaman temizlense de güçlü gizlenme becerileri ile her seferinde toparlanıp çoğalarak ağacı kemirmeye devam etti. Öylesine sessiz ve derinden çalışıyorlardı ki bunu dışarıdan herhangi birinin görmesi, anlaması çok zordu.
Kurtçuklar içten içte ‘çınar’ın gövdesini kemirirken ve gizli gizli çoğalırken, ‘çınar’ı yok etmek isteyenlerin önlerine çok büyük bir fırsat çıktı 2002’de…
Kasım 2002 seçimlerinde iktidara, ‘çınar’dan çekinen, onu kendisine engel olarak gören bir anlayış hakim oldu.
Kurtçuklar yani Fethullahçı örgüt mensupları, sivil bürokraside ve yargıda her iktidar dönemini çok iyi değerlendirmiş, nabza göre şerbet vermiş, gerçek niyetini hep gizleyerek güçlenmişti. Emniyette ise hemen hemen kontrolü ele almıştı.
‘Çınar’ı kendine en büyük engel gören, bürokraside olsun, yargıda olsun, emniyette olsun kendi felsefesinden yetişmiş adamı bulunmayan iktidar tarafından bu adamlar, ‘alnı secdeye değen yetişmiş çocuklar’ olarak görüldü.
Yapacakları hizmet karşılığı ‘ne istedilerse verilmeye’ başlandı. Onlar da yargıda, bürokraside geçmişte çok örtülü olarak gerçekleştirdikleri kadrolaşmayı alabildiğince süratlendirdiler.
Özellikle kurumlardaki personel alımlarını tamamen kontrollerine geçirdiler.
Eğitimde aldıkları mesafe çok büyüktü. Kabul etmek gerekir ki bu anlamda takdir edilecek bir akıl ve sabırla insana yatırım yapmışlardı.
Çok sayıda kendi tabirleriyle ‘şakirt’ yani ‘öğrenci’ yetiştirdiler. Çoğu fakir aile çocuğu olan zeki çocukları buldular. Yedirdiler, içirdiler, ders çalıştırdılar, barınmalarını sağladılar. Her türlü imkanı sunarak okuttular. Tek istekleri vardı:
Hayatlarının sonuna kadar kendilerine sadakatle ‘hizmet’ etmeleri…
Amaçları büyüktü, ‘Aleme nizam vereceklerdi’ ve bu yolda amaca giden her yol meşruydu.
Önlerindeki en büyük engel ise TSK’ydı.
Hele ‘çınar’ın denizcileri? Karadeniz, Doğu Akdeniz, tabii ki Ege’de milli çıkarları doğrultusunda çok net ve tavizsiz bir tutum sergiliyorlardı.
(./.)
O tarihlerde göreceli az sayıda da olsalar, askeri liselerdeki şakirtler iyi çalışıyor ve öğrenciler arasında asla kendilerine ram olmayacak zeki, atak, komutanlık özellikleri taşıyan başarılı çocukları fişliyor, bu bilgileri harp okullarında artık takım, bölük hatta tabur komutanlığı mevkilerine kadar uzanmış olan şakirtlere gönderiyorlardı.
Onların gayretleriyle de askeri liselerden gelen, ileride iyi komutan olacağı değerlendirilen öğrenciler zerre kadar insani olmayan baskı ve işkenceyle okuldan ayrılmaya zorlanıyordu. Bu yönden ayırmayı başaramadıklarını askeri doktorlar arasındaki şakirtler vasıtasıyla ‘Askeri öğrenci olamaz’ raporu verdirerek okuldan gönderiyorlardı.
Böylece Fethullah’ın askeri olmayan, olamayacağına da kesin gözüyle bakılan öğrenciler tasfiye edilmiş, 35-40 yıl sonrasının komuta kademesi, bugünden hem de alternatifsiz bir biçimde şakirtlerden oluşturulacak şekilde tasarlanmış oluyordu.
Düşünün; 35 yıl sonra iki genelkurmay başkanı adayı olacak ve siz ikisinden birini tercih edeceksiniz ama hangisini seçerseniz seçin şakirt kültüründen yetişmiş birini iş başına getireceksiniz. İşte; büyük plan budur ve Fethullahçı örgüt bunu çok iyi yapmaktadır.”

Bu sözler, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne 27 yıl hizmet verdikten ve terörle 10 yıl mücadele ettikten sonra Balyoz kumpası kapsamında cezaevine atılan E. Kurmay Albay Mustafa Önsel’e ait…
Fethullah Gülen Örgütü’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmasını anlattığı son kitabına “Ağacın Kurdu” adını vermiş…
Kitabın diğer isimleri ise “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Şakirtlerin İşgali mi?” ve “Fethullah’ın Askerleri…”
Harbiye’deki Atatürkçü öğrencilere yapılan işkenceleri, işkence sonucu ölen, intihar eden, atılan veya ayrılmaya zorlanan Harbiyelileri… Domuz bağlarını, dayakları, hakaretleri…
Deniz Kuvvetleri’ne yapılan saldırıları…
Askeri Yargıtay’da yaşananları…
Bugün hâlâ yönetim kademesinde olanların zaaflarını, ihmallerini merak ediyorsanız; tüm sorularınızın yanıtını bu kitapta bulacaksınız.

Mustafa MUTLU
AYDINLIK, 25/04/2016