SAHTE TURANCI FETULLAH CEMAATİ

Haziran 1999
Yeni Hayat

sahte_turanci_fetullah

FETHULLAH GÜLEN’İN ORTA ASYA’DAKİ OKULLARININ GERÇEK YÜZÜ

Mayıs ayı içerisinde, ismini vermek istemeyen bir okuyucumuzdan gelen mektup ilgi çekiciydi. Okuyucumuzun mektubunun ekinde gönderdiği; Fethullah Gülen ve Cemaatinin Türk Cumhuriyetlerindeki okullarının faaliyetlerini ve gizli niyetlerini gözler önüne seren, bir cemaat üyesinin rapor niteliğindeki mektubu, Fethullah Gülen’in Orta Asya’daki okullarının faaliyetleri hakkında tartışmaya yer bırakmayacak açıklık ve kesinlikte bir belge niteliğinde olduğundan okuyucularımızın ve Türk kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.

Önce okuyucumuzun mektubu:

TÜRKİYE’YE SELAM,
TAKİYYEYE DEVAM…

“Türkiye’den Ortaasya Türk Cumhuriyetlerine giden kimi devlet ve ticaret adamları oralarda hep Nurcular tarafından kurulmuş olan okullardan, bu okullardaki Atatürk köşesi, Türk bayrağı ve okunan İstiklal marşından bahsettikten sonra, eğer onlarla ilgili olumsuz birşey söyleyecek olursanız hemen “Devletin yapamadığını Nurcular yapıyorlar kardeşim” diye cevap verirler.

Bu ülkelerdeki cemaat okullarının eğitim dilinin İNGİLİZCE olduğunu görmezlikten gelen sözkonusu ziyaretçiler, okullarda haftada iki saatlik Türkiye Türkçesinin de zevahiri kurtarmak için yapıldığını anlamazlıktan gelmektedirler. Temelinde bu cemaatler Atatürk, Bayrak ve İstiklal Marşı gibi sembolleri sadece Türk kamuoyuna şirin ve sempatik görünmek için kullanmaktadırlar.

Aslında geleneksel normlara sıkı sıkıya bağlı olmalarına rağmen kendilerini modern göstermeye çalışan bu cemaat mensupları kendilerine emanet edilmiş oralardaki Türk gençlerini aynı Türkiye’de olduğu gibi ümmetçi bir anlayışla yetiştirmeye, onların milli duygularını “dinde milliyetçilik yoktur” gibi sözlerle engellemeye, onlara tarihi gerçekleri objektif olarak verme ve gösterme yerine, onların kafa ve beyinlerini mantık dışı hikaye, masal ve din adına uydurulmuş menkıbelerle doldurmaya çalışmaktadır. Türkistan’daki bu cemaat mensuplarının Türkiye’deki ağabey adını verdikleri kişilere gönderdikleri ve Türk Cumhuriyetlerindeki asıl niyet ve amaçlarını gösteren mektuplardan sadce birini hiçbir kelimesine dokunmadan aynen aşağıya alıyorum. İşte mektup:

Sayın kardeşim,

Size gönderdiğim ve sizden yayınlamanızı istediğim bu yazı üzerine ismimi koymadım. Çünkü bunu şu an için uygun bulmuyorum.

Mektubun altındaki tarih 1997’dir. Şimdiye kadar bu yazıyı birkaç dergiye gönderdim ama çoğu bunu yayınlamayacaklarını, yayın ilkelerine uygun olmadığını ifade ettiler. Ben de en son olarak size gönderiyorum, umarım yayınlarsınız. Böylece belki meşhur milliyetçi Namık Kemal Zeybek’in oraya nasıl ümmetçileri taşıdığını göstermiş olursunuz…

Türkçülük adına bu yazıyı yayınlamanızı sizden bekliyor, başarı ve mutluluk dileklerimi bildiriyor, saygılarımı sunuyorum… 3 Mayıs 1999″

İşte Fethullahçının mektubu:

Evvela: Bu mübarek ramazan’da iştirak-i a’mal düsturu esasıyla, her bir has kardeşimizi kırk bin dili bulunan bir melaike hükmünde, kırk bin diller ile, yani: kardeşlerin adedince manevi diller ile ettikleri ve edecekleri dualar, Rahmet-i İlahiye nezdinde makbul olmasını, o lisanlar adedince Cenab-ı Erhamürrahimin’den niyaz ediyoruz. Bu mahiyetteki Ramazanınızı tebrik ediyoruz.

Muhterem Ağabeyler;

Biz de bütün kardeşlerimizle birlikte Hazret-i Üstadımızın bu duasıyla mübarek günlerinizi ve Ramazanınızı tebrik ve tes’id edr, ellerinizden öper, dualarınızı bekleriz.

Meydana gelen elim vakıada vefat eden Ağabeylere, Allah’tan rahmet, umum ağabey ve kardeşlerimize de sabır temenni ederiz. Burada da bütün şehirlerde bir haftadır okunan hatimler devam ediyor.

Buradaki Meylam Firdevsi rüyasında Türkiye’ye gitmiş, bir büyük dershanede nurani yüzlü bir zat Özbekistan’dan geldiğini öğrenince: “Kardeşim! Risale-i Nur Özbekistan’a bir güneş gibi doğdu. Hz. Üstad’ın her bir talebesi bir güneş gibidir. Kıymetini biliniz” demiş. Üç ay Risale-i nur’u anlama mücadelesi veren Mevlam Firdevsi anlamaya başladığı günlerde gördüğü bu tüyayı bir teşvik, bir tebrik olarak kabul ediyor.

Hakikaten bu nur güneşinin tesiri yalnız Özbekistan’da değil Kırgızistan, Kazakistan ve Türkmenistan’da da görülüyor.

Kırgızistan’ın başşehri Bişkek’te yeni açılan dersane dolup taşıyor. İlahiyat Fakültesinde okuyan Süleyman ismindeki Kırgız genç Cuma namazından sonra Allah’a (c.c) ağlayarak yalvarmış: “Ya Rabbi! Bu kadar fikir cereyanları içinde bana en doğru yolu göster ben de o yolda gideyim” diye dua etmiş. Çıkışta kardeşlerden biri yanına gelerek tanışmış, hemen yakında bulunan dershaneye çay içmek için teklifte bulunmuş. Süleyman Nur hizmetine böyle girmiş. Şimdi kitap elinden düşmüyor. Dershanede bulunan vakıf kardeş Haşim’e: “Ağabey! O kadar çok genç getireceğim ki başını kaşıyacak vakit bulamayacaksın” demiş ve öyle de yapmış. Yine Bişkek’te bir firmada çalışan Bingöl’lü Ahmed kardeş, yanına işe aldığı milliyeti Koreli yeni müslüman olan ve Rusça’dan da başka dil bilmeyen Sultan Ali Rusça Ayet-ül Kübra risalesinin tesiriyle fikir aleminin bütünüyle değiştiği bu günlerde namaz kılmak için camiye gittiğinde uzun boylu bir Rus gencin kendine doğru geldiğini görmüş. Sultan Ali’yi takkeli görünce: “Ben müslümanolmak istiyordum. Bu hocaya gittim, şimdi işim var, bir hafta sonra gel dedi. Sen de müslüman olduğuna göre bana yardım edebilir misin, ne yapmam gerekiyor?” demiş. Sultan Ali heyecanla: “On dakikada namazımı kılarım beklersen herşeyi öğreebilirim” demiş. Rus genç Sultan Ali’nin namaz kılmasını derin bir hayranlıkla seyretmiş. Sonra sırasyıla şehadet getirmiş, gusül almış, bazı sureleri ezberlemiş, şimdi ibadet ve hizmet saflarındaki yerini almış. Ne ibretli bir hadise. Demek ki, hizmet için çok şey değildir, bildiğine ayine olmak yetiyor.

Kazakistan’ın Türkistan şehri. Asıl adı Yesi olan bu şehirde Seyyid Ahmed Yesevi Hazretleri medfun. Ayrıca Türkiye’nin kurduğu Ahmed Yesevi Kazak-Türk Üniversitesi de bu şehirde.

Bir hayli macera ve yer değişikliğinden sonra hamd olsun. Bahçeli güzel bir mülk satın alındı.  Geçen Veladet gecesinde Türkistan ve Kentav’daki kardeşler Türkistan’da toplanarak geceyi ihya etmişlerdi. Muhtar kardeş anlatıyor: (Bu rüya değil) Yatsı namazını kıldıktan sonra cemaatle Münacat Risayesi’nin okurken Hz. Üstadımız teşrif ettiler. Cephesine doğru gelen kardeş Üstad’ı görünce: “Çok heyecanlandım. Üstad Hazretleri elini ağzına götürüp sus işareti yaparak beni teskin etti. Nutkum kesilmişti. Ağzı kapalı olarak Üstad Hazretleri konuşuyordu: Ben bu gece dershaneleri gezmekle vazifeliyim. Bu gecelerde abdestli ve ihlaslı bir vaziyette bulunmak lazım.” Daha sonra da “Ben yarın yine geleceğim” diye oradan ayrılmış.

Kazakistan’ın Kentav şehri. Mden dağı manasına gelen bu maden şehrinde bir müddet dar sıkıntılı ve soğuk bir yerde hizmetler devam etti. Sonra bir yer kiralayalım diye kardeşler aramaya başladılar. O günlerde Türkistan’lı Kurban Muhammed Hz. Üstad’ı rüyasında görmüş. Üstadımız: “Bir yer açarsanız açılışına külliyat ile birlikte geleceğiz” demiş. Yer arayışı devam ederken cemaattan bir kardeş komşusunun boş dairesini istemek için gitmiş. Ev sahibi, burada ne yapacaklar deyince vaziyeti anlatmış. Sonra Kurban Muhammed giderek bir ders okumuş, biz bu kitapları okuyoruz. Ayrıca camide ve bazı köylerde de derslerimiz var diye anlatmış. Ev sahibi oğlum 18 yaşında evleninceye kadar burası boştur. Kira da istemiyorum. Ayrıca size hiç kimse dokunamaz, hizmetinize devam edin demiş. Kardeşler sevinçle hemen taşınmışlar. Köylere kadar intişar eden hizmetin bereketiyle Kentav’da bahçeli müstakil mülk bir yer satın alındı.

Kızılorda, asıl adı Akmescid. Tarihte Altınorda devletinin payitahtı olarak geçer. Burada Bekir Ağabey bulunduğu zamanlar. Rahmetli Bayram Ağabeyin muavenetiyle alınan şimdi tamir ettirdiğimiz bahçeli dershanemizde hizmetler devam ediyor. Burada vakıf olarak kalan Buharalı Muhammed Kamil Mi’rac gecesini tebrik için telefon etmişti. Bizi sevindiren yeni bir dersanenin haberini verdi. Yeni dersane roketlerin fezaya atıldığı Baykanur şehrinde açıldı. Bir Türkmen bir de Kazak kardeşimiz burada kalıyorlar.

Muhammed Kamil yakında geçirdiği apandisit ameliyatından sonra dershaneye geldiği ilk gece hiç uyumamış. Hizmetleri düşünüp planlar yapıyordum. (Bu rüya değil) Baktım Üstad Hz.leri ile Tahiri Mutlu Ağabey birlikte odaya girdiler. Hz. Üstad Muhammed Kamil’i göstererek Tahiri Ağabey’e: “Bu Kamil, mutlu olacak” demişler.

Türkmenistan’ın başşehri Aşgabat’ta hali hazırda ili dershane mavcut. Ayrıca ev dersleri, köy dersleri ve kaza dersleri devam ediyor.

Mülk bir dershane ihtiyacımızı daha evvel size arz etmiştik. Sizden gelen 4.000 dolar buradaki iştiraklerle 11.000 dolara tamamlandı. Alınacak yerin işlemleri henüz bitmedi. Buralarda çalışan kardeşler Allah razı olsun demirbaş ihtiyaçlarımızı şimdiden almaya başladılar.

Bu vesile ile tanışdığımız, seyyid olan Türkmenistan Tarım Bakanı Yardımcısı Regaib gecesi dershaneye gelerek derse bir müddet iştirak etti. Daha sonra evinde yaptığımız ziyarette Rusça Küçük Sözlerden okumasını istedik. Birinci sözü okuyup bize tercüme etti. İzah tarzını çok enteresan bulduğunu söyledi. Kitabı kendisine hediye ettik. İrtbatımız inşaallah devam edecek.

Onuncu asırda Şehr-i Ulema diye anılan Türkmenistan’ın Merv şehrinde bir çok maneviyat büyükleri yaşamışlar. Zülkif (A.S.), bazı sahabeler. Muhaddis İmam Müslim. Yusuf Hamadeni. Sultan Sencer ve daha bir çok alimlerin kabirleri var. Seyyid Ahmed Yesevi Hazretleri de burada tedrisat görmüş. Merv’in merkezinde kiralık bir dershanemiz var. Safaali Kardeşimiz Uhuvvet Risalesi ile Muhtasar Tarihçeyi burada tercüme etti. Nasip olursa bu günlerde bahçeli bir dershane satın alma anlaşması ile meşgulüz. Geçen yıl burada, bu yıl da Kızılorda’da kitap okuma programına iştirak eden Merv’li Çari Kardeş yüksek okulda okuyor. Okul açılınca okulda yoğun bir hizmete başlamış. Müdür çağırarak: “O kitaplardan okumayacaksın” demiş. Çari: “Okuyacağım” deyince: “Okumayacaksın” diye tekrar etmiş. Çari: “Kıyamet günü sizin bana bir faydanız olabilir mi? Bunlar ebedi hayat kurtaran kitaptır. Biz okuyacağız” demiş. Müdür “Okumayacaksın” diye oadasından çıkarmış. Çari gizli olarak arkadaşları ile okumaya devam etmiş. Bir hafta sonra Müdür tekrar çağırarak: “Sen ebedi hayat kurtaran o kitaplardan balalara (çocuklara) oku. Ayrıca bizim eve de gel. Bana da oku. Fakat kimseye söyleme” demiş. Gösterdiği sabır ve sebatın mükafatını görmüş.

Yine Merv’in Sakarçay kazasında, bir dershanemiz var. Burada Seyyid Muhammed Hoca Küçük Sözler ve Tabiat Risalesi’ni tercüme etti. Buralar sadakatli ve gayretli gençlerle dolu.

Türkmenistan’ın Çarcov şehrinde kiralık yeni bir dershanemiz açıldı. Geçen yıl burada okuma programında iyi bir başlangıç yapan Mervli kardeşlerden iki vakıfımız şimdi Çarcov’da kalıyor. Haftada iki ders dershanede, ayrı ayrı camide de birer derslerimiz oluyor.

Merkezde ise hamd olsun hizmetler bir hayli şahsiyet kazandı. Yıllardır arzu ettiğimiz Üniversite hizmeti de küçük çapta da olsa başladı. Üç kiralık dershaneden başka iki de hanımlar dershanesi var. Geçen yıl bir trafik kazasında vefat eden Bahram Kardeş’in evinde hanımlar hizmeti devam ediyor. Bahram’ın vefatından bir hafta evvel,  hanımız Hz. Üstadımızı rüyasında görmüştü. Üstadımız arkasını dönmüş vaziyette, yengeye Evladım seni talebeliğe kabul ettim. Sana ders vermeğe devam edeceğiz demişti. Yengemiz evinde bir nevi vakıf gibi hizmetlere devam ediyor. Ayrıca her iki cemaatin ev dersleri bir hayli çoğaldı.

Bir mübarek başka şehirde ise kira veilmeyen bahçeli bir dershanede ve hergün ev dersleri ile birlikte hanımlar hizmeti de devam ediyor. Geçen yıl Türkiye’ye gelen ağabeyimiz de her iki cemaatle alakadar oluyor.

Sizi ve Rahmetli Ağabeyi evinde misafir eden bu civardaki selahiyetli bir hoca, Hüdai (Buralarda adet olan Allah için verilen ziyafet demektir) meclislerinin birisinde Türkiye’de hizmetleri gören oralı birinden sohbet etmesini istemiş. Bu ağabeyimiz, yarım saatlik sohbetinde Risale-i Nurdan nakillerde bulunmuş. Cemaatte ve ocada son derece güzel tesir bırakan sohbeti bitince hoca: “Siz Türliyeden ikibuçuk ayda yirmibeş yıllık bir ilim ile geldiniz diyerek hakikatlerin hakkını teslim etmiş, ayrıca ilk radyo programına iştirake eden şair de sizlere çok selam ve hürmetlerini iletmemizi istedi. Çıkarttıkları gazete ve hazırladıkları radyo programlarını Risale-i Nur ağırlıklı yapacaklarını söyledi. Yaptıkları çalışmaların birer nüshasını bize ulaştıracak inşaallah.

Üç şehirdeki ev ve köy derslri ve diğer iki şehirdeki kardeşler tarafından hizmetlere tahsis edilen apartman daireleri ve başka iki şehirde biri mülk, diğeri mülkiyeti kardeşlere ait bahçeli dershaneler de inşaallah kısa zamanda büyük gelişmelere sebep olacak.

Üç yıl aradan sonra bazı gazetelerde tercüme edilen kitaplardan iktibaslar çıkmaya başladı. Kİtap tercüme hizmeti ise yetişen kardeşler tarafından devam ettiriliyor. Başta Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Tacikçe ve Türkmence on dolayında kitabı Ocak ayı içinde baskıya göndereceğiz. Azerbaycan’lı kardeşlerin hazırladığı Tarihçenin bir benzerinin tercümesi Özbekçe ve Türkmence başladı. Küçük Sözlerin tercümesini yapan ağabeyler ise Büyük Sözler’in 25. 26. 29. Sözler’in dışındaki kısımlarını bitirdiler. Sizlere selam ediyorlar.

Muhterem ağabeyler, Türkmenistan diğer devletlere göre çok farklılıklar arzedior. Evvela umumi manadaki yumuşak hava ve müsamaha hizmetin intişarına doğrudan tesir ediyor. Burada firmalarda çalışan kardeşler ve esnafların varlığı, bilhassa Kütahya mezunu kardeşlerin istihdamı nazara alındığında, bizim buraya daha fazla zaman ayırma zaruriyetiyle birlikte Türkiye’den bir vakıf kardeşin de istihdamı şart olmuştur. Gönderilmesini taleb ettiğimiz kardeş, müdebbirlikte birlikte, burada sayıları bir hayli fazla olan Türkiye’den gelen kareşlerle de muhatab olabilmeli.

Diğer bir husus Türkistan Ahmed Yesevi Kazak-Türk Üniversitesi’nde bir asistan kardeşin vazifelendirilmesi var. Böylece Kızılorda, Türkistan, Kentav ve Baykonur gibi şehirlerdeki hizmet takib kolaylığı kazanılmış olacak.

Bu güne kadar kitap baskıları ve alımları ve mülk alımları için duaları ve maddi himmetleri ile yardımcı olan ağabeylerimizi tebrik ve teşekkür için Kentav’da bulunan ve bir yılda Külliyat’ı 7 defa devreden Kurban Muhammed Kardeşin rüyasının ikinci bölümünü yazıyoruz. Kurban Muhammed anlatıyor: “Bulunan dershaneye taşındığımız gün rüyamda Efendimiz (ASM)’ı net olarak gördüm. Sorna güneş gibi birden parladı. Daha bakamadım, başımı yere eğdim. Peygamber efendimiz (ASM) yüzünden yayılan nurlar yere çarpıyor ve gözümü kamaştırıyordu. Birden orada ÜStadımızı gördüm. Üstadımız: “Dershane açılışına geleceğiz demiştim” dedi. Sonra cebinden bir anahtar çıkartarak orada bulunan bir binanın kapısını açtı. İçinden nur yayılıyordu. Ben bakamadım. Üstadımız içeriye girdiler. bir takım killiyatla geldiler. “Al külliyatınızı” dediler. Üstad hazretleri parmağıyla işaret edip, bana dönerek: “Her dershanenin anahtarı Efendimiz (ASM)’dadır. Her dershanenin külliyatı Efendimiz (ASM)’dadır.” dedi. Ben sevinçten ağlayarak uyandım. Bu rüyayı dinleyenlerde şöyle bir kanaat hasıl oldu ki, hizmetlere yardım edenlerin sa’yine Efendimiz (ASM)’ın bereketi giriyor. Bu suretle Efendimiz (ASM)’ın himmeti yardım edenlerin eliyle ihtiyaç mahalline ulaşıyor.

Muhterem Ağabeylerimiz, umuma selam eder, hürmetle ellerinizden öperiz.

Duanıza muhtaç
Orta Aya’daki kardeşleriniz
02.12.1997
TÜRKİSTAN

Dergimizin Açıklaması: Düzenli okuyucularımız çok iyi bilirler. Yeni Hayat ilk sayısından itibaren Fethullah Gülen ve cemaatinin gerçek yüzünü ortaya sermek, beliren tehlikeye dikkat çekmek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Bu sıralarda pek çok milliyetçi çevreden eleştiri almaktaydık. Bizi eleştirenlere göre; “Fethullah Gülen Turancıydı! Orta Asya’ya Fethullah Gülen girmesin de İran mı girsindi?” Biz ise, başından beri gerçeği görmüş ve sürekli gündemde tutmuştuk. İş o hale geldi ki; Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi; Fethullah Gülen ve cemaatinin, devleti ele geçirmek için oluşturulmuş bir organize suç örgütü olduğu kanaatine vararak çok yönlü bir soruşturma başlattı. Bu soruşturma çerçevesinde, İzmir’de Ege Ordu Komutanlığı ve Emniyet güçlerince ortaklaşa yapılan operasyonlar sonucu cemaat evlerine yapılan baskınlarda Askeri Okul öğrencilerinin de aralarında bulunduğu bir kısım Fethullahçılar göz altına alındı. Bu durum da göstermektedir ki, Fethullah Gülen; Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirmek ve istediği düzeni kurabilmek için, Askeri Okul öğrencileri arasında da örgütlenmeye girişmiş, böylece Türkiye Cumhuriyetinin koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmeye kalkışmıştır. Arkasında Amerika vs. bir takım güçler olan Fethullah Hülen Hocaefendi Hazretleri (!), ne hikmetse DGM Savcılığının soruşturma açtığını bir takım dostları vasıtasıyla haber alır almaz soluğu Amerika’da almış ve Pensilvanya’daki çiftliğine kapanmış bulunuyor. Demek ki ne Amerika ne d Hocaefendinin (!) arkasındaki manevi güçler, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine karşı Hocaefendiyi (!) koruyamıyorlar!…

HAZİRAN 1999
YENİ HAYAT DERGİSİ
(Sayfa 25 ila 28)