ABD’NİN ÇÖKÜŞÜ VE TÜRKİYE

zionism_knock_out_off

I – ABD’NİN ÇÖKÜŞÜ

Dünya ekonomik imparatorluğunu yöneten, çokuluslu şirketler eliyle, siyonizmdir. Birleşik Krallık, siyonizmin ebedi müttefiki; Birleşik Devletler ise uluslararası arenadaki jandarmasıdır.

Bir gün, sermaye merkezi Birleşik Devletler’den Avrupa’ya, ardından İsrail’e kaydırıldığında, siyonist sömürüye karşı gerçek anlamdaki ilk başkaldırı Amerikan milleti tarafından gerçekleştirilecektir ancak öncesinde Birleşik Devletler (Türkiye’nin aksine) parçalanacaktır.

Bu, bir kehanet olmadığı gibi, çok uzak bir tarih de değildir.

II – FETULLAH GÜLEN HAREKETİ

Birleşik Devletler, Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere, Ortadoğu’da, özellikle kilit bir jeopolitik öneme sahip Türkiye’de, öncelikli olarak siyasileri satınalmış ya da kendi yetiştirdiği elemanları siyasete sokmuştur. Ancak bunun orta ve uzun vadede yeterli olamayacağını bildiğinden, özünde ulusal kimlik taşıyan askeri kuvvetler içinden devşirebildiği kadar üst ve ast rütbeliyi safına katmış, paralelinde ise silahlı kuvetlere alternatif yeni bir güç yaratmıştır: Emniyet ordusu..

“Türkleri nasıl parçalarız?” değerlendirmelerinde, çıkan sonuçların en başında hep din unsuru yer almıştır. Türkiye’nin kurucusu Atatürk ve kurmaylarının ulusal birlik temelinde örgütledikleri ülkenin sömürülmesi için tek yol dinin kullanılmasıdır. Osmanlı Devleti’nin devamı niteliği taşıyan, ancak saltanatı kaldırıp ardısıra devrimler gerçekleştiren ve kendilerine yepyeni bir ulusal çizgi (aka. Misak-ı Milli) belirleyen Türk devletini, hem diğer soydaşlarından uzak tutmak hem de kendi içlerinde çatışmaya düşürmek amacıyla işte bu din unsuru kullanılmıştır.

Siyasilerin desteğiyle medya üzerinden kamuoyunda oluşturulan “anti-komünist” propaganda, siyonizm adına ikinci bir araçtır. Türkiye’de kurulan Komünizmle Mücadele Derneği’ne aşılanan Kürt kökenli dinci bir isim, beklenen verim alınamayan ya da işlevini tamamlayan diğer tüm isimlerin önüne geçirilmiş, ileriye yönelik olarak neredeyse tek bırakılmış ve yeni halife seçilmiştir.

Finanstan eğitime, siyasetten medyaya ve çok daha fazlasına kadar desteklenen sözkonusu bu kişinin yalnızca Türkiye’de değil, geniş coğraflayalara yayılması sağlanmıştır. Böylelikle, siyonizmin girmekte zorlandığı eski Sovyet-Yugoslav ülkelerinde Türklük, diğer Asya-Afrika vb. ülkelerde İslam öne çıkarılarak, genellikle eğitimci kimlikleri ile Mossad-MI6-CIA ajanları çalıştırılmıştır. Aynı senaryo Türklerin yoğun yaşadıkları Avrupa’da da sahnelenmiştir.

Türkiye’de yargı ve asker ile ciddi sorunlar yaşayan; dolayısıyla Birleşik Devletler’in kucak açıp geniş imkanlar sunduğu bu kişinin yeşilkart (Green Card) başvurusu ise reddedilmiştir. Sebebi, CIA-FBI içindeki anlaşmazlıklardan kaynaklaklanan gelişmeler sonucunda, Birleşik Devletler Savcılarına sızdırılan bilgilerin mahkemelere taşınmasıdır. Ne var ki planlarını “çok önceden” yapan siyonizm, kamuoyuna açıklanmasa da, perde arkasından işlemleri tamamlatmış ve yeni halifeye yeni bir isim dahi vermiştir: Feth Glenn… [Fethullah Gülen]

İşte Türkiye’de artık, Türklerin tarihleri boyunca karşı karşıya kaldıkları en tehlikeli hareket olan glennism ve glennistlerin emrindeki emniyet ordusu vardır ve ülkeleri, polis devleti olma yolunda “ilerlemekte”dir. Dolayısıyla siyonizm, kılcallarında vehhabi kan dolaşan glennist [fethullahçı] hareketi diğer devletlere de ihraç edecektir.

III – BÜYÜK İSRAİL (ARZI MEVUD) HEDEFİ

Siyonist emparyalizmin nihai hedefi Büyük İsrail merkezli bir dünya imparatorluğudur.

Dindar yahudiler, Tanrı’nın kendilerini üstün yarattığına, diğer insanları ise kendi hizmetlerine verdiğine inanırlar. Yine aynı inanışa göre, kendilerine vaat edilen topraklarda hakları vardır ve er ya da geç işgalcilerin(!) elinden geri alınacaktır.

Süleyman tapınağını (kalıntısı HaKotel HaMa’arAVİ’dir) inşa ettiklerinde, topraklarında Türkleri ve Arapları istemeyen bu üstün ırk, goyim adını verdikleri köleleri yani işçi olarak kullanacakları toplumu [Herzl deklarasyonu] Kürtlerden seçmişlerdir. Türkiye, Irak, Suriye ve İran üzerinde oynanan oyunların amacı; yakın gelecekte Büyük İsrail’e katılması planlanan Goyimistan’ı [Kurdish Goyimland] kurmaktır. Yoksa siyonizmin, Kürtlere özgürlük vermek gibi bir niyeti asla yoktur.

Bu doğrultuda, hizmetlerine aldıkları Barzan aşireti ile de kanbağları olan yahudiler, ilk hamleyi Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirmişlerdir. Türkiye’de iktidara taşıdıkları, Stalin’in de akrabası olan R.T. Erdoğan’ın üstün gayretleri ile Suriye’nin kuzeyindeki oluşum tamamlanmak üzeredir. Feth Glenn’in uzun yıllardır esiri Erdoğan ve A. Gül tarafından zaten Türkiye topraklarından onüç ilin verilmesi (ayrıca Trabzon’un Büyük Ermenistan’a katılması) onaylanmıştır. Sırada elbette ki, yahudiler için tarihi öneme sahip İran’ın İspahan bölgesi vardır.

IV – TÜRK GENÇLİĞİ

Ne var ki siyonizmin hesaplayamadığı, karşıt BRIC+s+ hamlelerinin (Esad’a bağlı Arap Bektaşisi Nusayrilerin direnişi vb.) yanısıra Türkiye’deki -kızıl değil- KIRMIZI DEVRİM (Yeniden Kuvayı Milliye) hareketi olmuştur.

Kosovalı Arnavut kökenli Türk gençlerinin önayak olup özgürlük için başlattıkları, kadınların ileri saflarda yer aldığı, özellikle Alevi-Bektaşi gençlerinin katledildiği, Denizlerin ruhunu taşıyan TGB’li Atatürk gençliğinin omuzladığı ve Türk Bayrağı/Sancağı’nın lider olduğu ayaklanma, tüm Türkiye’ye yayılmıştır.

Bunun, Arap baharı denen radikal dalgalanmalarla hiçbir ilgisi yoktur. Dünyada eşine benzerine rastlanmayan bu protest-pasif direnişin öncüleri, bir Makedon Türkü olan Gâzi Mustafa Kemal’in “Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur” sözlerinin doğruluğunu haklı çıkartırcasına, ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesi ile Bursa Nutku’nu kılavuz-şiar edinerek yürüyüşlerine devam etmektedirler.

Sonuç olarak;

1) Türklerin devrimi, turuncu değil, tam tersine, KIRMIZI’ların TURUNCU’lara karşı yürüttükleri bir kadife devrimdir.

2) Dolayısıyla, Türklerin asıl dikkat etmeleri gereken, siyonizmden ziyade Feth Glenn hareketidir (Çünkü “rootkit” çalışan bu hareket, birkaç on yıllık değil; gelecek üçyüz yıla uzanan bir tehlikedir).

26 Ağustos bloğu için,
Émile, Jean T.
21/09/2013