TOPRAK REFORMU ve KÜRTLER

Ne PKK ne de onun sözümona “legal” partileri, hiçbir zaman TOPRAK REFORMU’nu savunmamışlardır. Onların görevi; uluslararası siyonist emperyalizmin taşeronluğunu yaparken, yerel bazda da toprak ağalarının çıkarlarını kollamaktır.

Bu yüzden her fırsatta Atatürk’e hakaret ve küfür ederler, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti devletini aşağılayıp yerden yere vururlar (tıpkı “şeytanın hizbi” olan dinci gerici yobalar gibi).

Ama yetmez; üstüne: Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde ve de diğer illerde ve hatta yurt dışında yaşayan Kürt kökenli insanlardan GERÇEKLERİ gizlerler (CİA/Mossad orijinli Kenan Evren cuntası tarafından Avrupa’ya kaçmaları sağlanarak orada eğitildikleri için “ketim ustası”dırlar).

Dahası, samimi saf Kürt vatandaşların ÇIKARINA olan kanunları bile onların aleyhine İMİŞ gibi gösterirler; Kürt düşmanlığı İMİŞ gibi lanse ederler; at izini it izine karıştırıp, algı mühendisliği vb. yöntemlerle beyazı siyah veya tersi olarak yedirirler.

Çünkü halk bilgisiz, cahildir (zaten ona sebeptir ki öğretmenleri kaçırırlar, kurşuna dizerek katlederler). Yani kaderleri, şeyhin şıhın ya da ağanın beyin ya da pkk/hdp’nin ellerine bırakılan o saftirik insanlar, olan bitenden bihaberdirler.

Dünden bugüne; tarihte Kürt aşiret ağalarıyla işbirliği yaparak Türkmenleri Alevileri katleden YEZİDİ Osmanlı’nın Anadolu’dan SÜRGÜN ettiği Bektaşi torunları yeniden geri döndüklerinde; bunun, “Kürtleri yerlerinden yurtlarından etmek”, “Kürtleri asimile etmek” vb. anlamına geldiği propagandasını yapanlar, Kürt halkının GERÇEK DÜŞMANLARIDIRLAR.

523703_3443606886733_839661124_n

Siyonizm ile işbirliği halindeki (aslında eşit seviyede değil, goyim yani taşeron, köledirler) o düşmanlar; Anadolu’dan zorla ve zulümle TEHCİR edilen Türklerden boşaltılan topraklara Osmanlı tarafından Kürtlerin yerleştirildiğini telaffuz etMEmek konusunda ise gayet dikkatlidirler.

Çünkü onlar, ne Kürt halkının ne de başka halkların değil; emperyalizmin ve bölgedeki aşiret reislerinin çıkarlarını korumaktadırlar. (Nihaisinde; BÜYÜK İSRAİL’in hizmetkârlarıdırlar. Kürdistan dedikleri “goyimistan / goyimland” ise adı üstünde BÜYÜK İSRAİL / ARZI MEVUD için geçiştir; tıpkı Batı Ermenistan tezgâhı gibi…)

Kısacası o hainler;

– Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak “TÜRK MİLLETİ ortak paydası”nda yaşanMAması için ellerinden geleni yaparlar, yapmaya da devam deceklerdir.

– Hiçbir zaman TOPRAK REFORMU’nu savunmayacaklardır (arada lâfını ederlerse de biliniz ki bu çıkışları samimi değildir, göstermeliktir; RTE’nin yalancı milliyetçiliği misali tribünlere oynamak toplumun gazını almak amaçlıdır).

Şimdi bakınız:

10325387_254027694802469_9049099823846600971_n

MADDE 10

A: Kanun aşirete hükmi şahsiyet tanımaz. Bu hususta her hangi bir hüküm, vesika ve ilama müstenit de olsa tanınmış haklar kaldırılmıştır. AŞİRET REİSLİĞİ, BEYLİĞİ, AĞALIĞI VE ŞEYHLİĞİ VE BUNLARIN her hangi bir vesikaya veya görgü ve göreneğe müstenit HER TÜRLÜ TEŞKİLAT ve TAAZZUVLARI KALDIRILMIŞTIR.

B: Bu kanunun neşrinden önce her hangi bir hüküm veya vesika ile veya örf ve adetle AŞİRETLERİN ŞAHSİYETLERİNE veya ONLARA İZAFETLE REİS, BEY, AĞA VE ŞEYHLERİNE AİT olarak tanınmış, kayıtlı, kayıtsız, BÜTÜN GAYRİMENKULLER DEVLETE GEÇER. Bu kanun hükümlerine ve Devletçe tutulan usullere göre BU GAYRİMENKULLER muhacirlere, mültecilere, göçebelere, naklolunanlara, topraksız veya az topraklı YERLİ ÇİFTÇİLERE dağıtılıp tapuya bağlanır. Bu gayrimenkullerin aidiyeti tapu sicillerindeki kayıtlara göre tesbit olunur. Tapu sicillerinde aidiyete dair bir kayıt yoksa veyahut kayıtlar yalnız şahıslar namına olupta halk arasında bunların aşirete ait olduğu şayi bulunuyor ve aşiret fertleri de bu gayrimenkullerden başkasına sahip bulunmuyorlarsa aidiyet, tahkikat üzerine, o yerin idare heyeti karariyle hallolunur; idare heyetlerinin valilerce tasdik edilen bu kararı katidir.

14/6/1934 tarihli ve 2510 sayılı İskân Kanunu
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/09/20060926-1.htm
http://mirekoc.ku.edu.tr/sites/mirekoc.ku.edu.tr/files/tr_leg11.pdf
Ayrıca: http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2007-68-290

pS1. Acaba;

– ATATÜRK’ÜN GİTTİĞİ YOLDAN GİDİLSEYDİ ve
– ÜSTTEKİ MADDE HÜKÜMLERİ UYGULANSAYDI

Bugün KÜRTÇÜLÜK ve ŞERİATÇİLİK başbelaları kalır mıydı?

Öyle mi, değil mi?

pS2. Üstteki yazının kaynağı olan makale:

Atatürk yaşasaydı?

Özellikle Doğu bölgesi olmak üzere Anadolu’daki feodal sistemi Atatürk çözemedi, çünkü ömrü yetmedi, gibi yaygın bir algı var. (Elbette Atatürk yalnız bırakılmasaydı ve/ya ömrü yetse idi durum farklı olurdu, mutlak surette üstesinden gelirdi.)

Ancak, böyle önemli bir konuda Atatürk’ün adım atmadığını düşünebilir miyiz? O yapacağını yapıyor (toprak devrimi) ama onun ismini kullananlar ne yazık ki onun gösterdiği gittiği yoldan gitmiyorlar. (Gaflet mi, dalalet mi, hıyanet mi?)

Örneğin; aşağıdaki madde hükümleri uygulansaydı, bugün ne bölücü KürtÇÜlük olurdu ne de rejim düşmanı şeriatçilik. (Emperyalizmin taşeronu aşiretlerin ağaların beylerin şeyhlerin din tacirlerinin vs. Atatürk’ten neden nefret ettiklerinin sebebi daha iyi anlaşılacaktır. Şu linkte Atatürk’e diktatör diyen zihniyet, Kürtleri mi düşünüyor yoksa ağaları şeyhleri mi?)

MADDE 10
A: Kanun aşirete hükmi şahsiyet tanımaz. Bu hususta her hangi bir hüküm, vesika ve ilama müstenit de olsa tanınmış haklar kaldırılmıştır. AŞİRET REİSLİĞİ, BEYLİĞİ, AĞALIĞI VE ŞEYHLİĞİ VE BUNLARIN her hangi bir vesikaya veya görgü ve göreneğe müstenit HER TÜRLÜ TEŞKİLAT ve TAAZZUVLARI KALDIRILMIŞTIR.
B: Bu kanunun neşrinden önce her hangi bir hüküm veya vesika ile veya örf ve adetle AŞİRETLERİN ŞAHSİYETLERİNE veya ONLARA İZAFETLE REİS, BEY, AĞA VE ŞEYHLERİNE AİT olarak tanınmış, kayıtlı, kayıtsız, BÜTÜN GAYRİMENKULLER DEVLETE GEÇER. Bu kanun hükümlerine ve Devletçe tutulan usullere göre BU GAYRİMENKULLER muhacirlere, mültecilere, göçebelere, naklolunanlara, topraksız veya az topraklı YERLİ ÇİFTÇİLERE DAĞITILIP TAPUYA BAĞLANIR. Bu gayrimenkullerin aidiyeti tapu sicillerindeki kayıtlara göre tesbit olunur. Tapu sicillerinde aidiyete dair bir kayıt yoksa veyahut kayıtlar yalnız şahıslar namına olup da halk arasında bunların aşirete ait olduğu şayi bulunuyor ve aşiret fertleri de bu gayrimenkullerden başkasına sahip bulunmuyorlarsa aidiyet, tahkikat üzerine, o yerin idare heyeti karariyle hallolunur; idare heyetlerinin valilerce tasdik edilen bu kararı katidir.
14/6/1934 tarihli ve 2510 sayılı İskân Kanunu

http://www.hukuki.net/kanun/2510.13.text.asp
http://mirekoc.ku.edu.tr/sites/mirekoc.ku.edu.tr/files/tr_leg11.pdf

Ayrıca bknz.: ATATÜRK ve KÜRTLER (Türksolu dergisi)

Kaynak: Facebook KADİFE YUMRUK sayfası

Reklamlar