BAYRAK Yürekte, ATATÜRK Bilinçte

ATA_TAKSİM_ANITI

Politik muhakeme aşamasında Türkiye solcusunun beyninin büyük bir yüzdesini duygusallık yönlendiriyor. Kuşkusuz politik süreçlerin insanların duygularına olumlu veya olumsuz etkileri vardır. Bunlar reddedilemez. Ancak burada sorulması gereken soru şudur: Muhakemeyi duygular üzerinden mi yürüteceğiz, olgular üzerinden mi?

Duygunun Karşılığı

İnsanların yönelimi iki esasa dayanır. Bir, içgüdülere -ki duygunun kaynağı budur-; iki, gerçeklere… Duygu bilgi ve birikimden değil, nedeni pek bilinmeyen insan davranışlarına yön veren içgüdülerden oluşur.

Çağımızda duyguyu oluşturan içgüdüler de bir etken sonucunda oluşuyor. Küresel merkezlerin neoliberal saldırısının insan doğasında yarattığı tahribat… Oluşturulan karşı devrimci ideolojik iklim… Bu iklimin piyasa değeri en yüksek malı ise vicdan halini alıyor.

Vicdanın Piyasa Değeri

Evet, çağımızın en çok alınıp satılan malı vicdan… Vicdan denilerek ülkeler işgal ediliyor. Kan pazarlanıyor. Emekçi halk bir avuç sülüğün kişisel çıkarlarına kurban ediliyor.

Bu vicdan öyle bir vicdan ki, yalnızca gericiliğe ve bölücülüğe yeşil ışık yakıyor. Bölücülüğün “inine mi giriliyor”, hemen vicdan ayaklanıyor! Atatürk heykellerine saldırmak ve Türk bayrağı yakmak ise vicdanın tezahürü, garipsemeyin! Atatürk heykelleri yıkılabilir, heykelin kafasıyla ayak topu oynanabilir. Türk bayrağı ateşe verilebilir! Yeter ki vicdanlar zarar görmesin!

Vicdanın Kaynağı da Olgular

Vicdan ayakları havada bir kavram değil, onun da bir kaynağı var. Vicdanı besleyen kaynak, onun nerelerde, nasıl ortaya çıkması gerektiği sorusunu da yanıtlıyor.

Vicdanın kaynağı da olgulardır. Yani somut gerçekler… Olgulardan beslenmeyen vicdan emperyalizmin düdüğü halini alıyor ki, öttüreni çoktur.

Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Fars’ı düşünen vicdan ise bölgemizde yaşanan gelişmelerde gerçeğe yaslanmak zorundadır.

Moğollar gizli tarihlerinde, gerçeği bulmanın, kağnı arabasıyla tavşan avına çıkmaya benzediğini vurguluyor. Bu vurgu, tersten, şu demektir: Ancak kağnı arabasıyla tavşan avına çıkmayı göze alanlar gerçeğe ulaşıyor.

Kağnı Arabasıyla Tavşan Avına Çıkmak

Bölgede yaşanan gelişmelerin ortaya çıkardığı olguları alt alta sıraladığımız zaman vicdanın da somut durumdaki karşılığına ulaşmış oluyoruz. Meseleye bölge halkları açısından baktığınız zaman vicdan başka bir şey söylüyor, ABD-PKK cephesinden baktığınız zaman başka bir şey…

Devletin en esaslı görevlerinden biri yurttaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Devlet olma iddiası bulunan PKK, güvenliği sağlayamadığını, düz ovada savaşamadığını itiraf etmiş ve ABD’den IŞİD’i bombalaması için, TSK’dan ise “Kobane”yi kurtarması için yardım dilenmektedir.

PKK’nın Kandil ve Türkiye’deki silahlı kuvvetleri, “Rojova” diye kışkırtılan PYD kuvvetlerini ve bölge Kürtlerini ortada bırakmıştır. ABD çıkarları için ateşe atılan, Kürt yoksulları olmuştur. PKK’nın “Rojova” üzerinden yaptığı devrim teorileri çökmüştür.

ABD’nin “Kürt Koridoru” planı iflas etti. “Kobane” bozgunu bunun somut göstergesi. ABD PKK’yi kurtaramamıştır.

“Rojova”da savaşamayan PKK’nın atabileceği tek adım Türkiye’de sokağa dökülme çağrısı olmuştur. Bu çağrı da büyük kitleler nezdinde cevapsız kalmıştır. Emperyalizmin yönlendirdiği vicdan burada iflas etmiştir. PKK’nın sokağa döktüğü provokasyon ekipleri ise IŞİD’e karşı mücadeleyi Türk bayrağına ve Atatürk’e saldırarak yürütmektedir!

PKK’nın Kürtlerin güvenliğini sağlayamayacağı artık anlaşılmakta ve PKK’nın güveni halk içinde erimektedir. Halk huzur, barış, birlik ve güvenlik istemektedir.

Genelkurmay başkanlığının bölgesel teröre karşı sistemli bir mücadeleye giriştiği ise, valilere verilmiş olan harekât yetkisinin iadesini talep etmesinden anlaşılmaktadır.

Bütün bu olgular olayların gelişimini açıklıyor. Türk Ordusu bölücü teröre karşı kapsamlı bir hesaplaşma başlatmaktadır. Bu hesaplaşma aslında aygıtlar üzerinden ABD emperyalizmine karşıdır.

Bölge ülkeleri açısından meseleye baktığınızda bu gerçekleri görürsünüz. ABD-PKK cephesinden meseleye yaklaşanlar ise vicdanlarını, Atatürk heykellerini ateşe verenleri alkışlarken bulacaktır.

Gerici Direnişe Örnek: “Kobanecilik”

Her direniş ilerici değildir. Tarih gerici direnişlerin örnekleriyle doludur. Direnişin karakteri, emperyalizme karşı aldığı tavırla ortaya çıkar. Bu tavra bakmadan “bulanık teoricilikle” her direniş aynı kefeye konuluyor.

Sistem, ilerici hareketleri köksüzleştirmeye ve halk desteğini silmeye yönelik psikolojik savaş yöntemleri yürüterek gerici direnişleri haziran hareketiyle birleştirme salgını başlattı. Lice, bir; “Kobane”, iki. Türkiye’nin duygusal ve vicdanlı solcuları da bu salgının estirdiği rüzgâra ciğerlerini sonuna kadar açıyor.

“Kobane” ve Haziran

“Kobane” için direniyoruz diye ortaya çıkanlar, giriştikleri eylemlerin yanına haziranı yazmayı unutmadılar. Oysa karakteri geri olan bu direnişin haziranla uzaktan yakından alakası yoktur. Aksine PKK’nın sokağa döktüğü provokasyon ekibi, haziranın karşısındadır.

“Kobane” direnişçileri Türk bayrağına ve Atatürk’e saldırarak, aslında hazirana da saldırmışlardır. Çünkü haziran Türk’ü ve Kürt’ü Türk bayrağı ve Atatürk altında Emperyalizme karşı birleştirmiştir.

Bayrak Yürekte, Atatürk Bilinçte

Türkiye’ye düşmanlık, PKK ve kuyruğuna takılan vatansızların karakterlerini oluşturuyor. “Kobane”de savaşamayan PKK, Türk bayrağı ve Atatürk’le savaşabileceğini zannediyor!

Türk bayrağı ve Atatürk özgürlük ve cumhuriyet demektir; birliğin ve kardeşliğin, özgürlük taleplerinin, ulusal yurttaşlık bilincinin ve antiemperyalizmin simgesidir. Ulus Devlettir… Türk bayrağına ve Atatürk’e karşı girişilen mücadele birliğe, kardeşliğe, halka ve devrime yönelik bir girişimdir.

Bu girişim bertaraf edilecektir. Bölge halklarının kurtuluşu emperyalizme karşı mücadeleden geçmektir. Bu mücadele bölücü ve gerici teröre karşı yükseliyor.

Cemil GÖZEL (TGB Genel Başkan Yardımcısı)

http://tgb.gen.tr/haber/470/Bayrak-yurekte-Ataturk-bilincte