DİYANET HOLDİNG A.Ş. -I-

18/03/2003
Hv.Æiberg

Diyanet İşleri Başkanı’na bugün itibariyle el çektirilmesi benim için yeni bir sürpriz değildi.

Bunu anlamak için önce;

1. Nasıl Diyanet İşleri Başkanı olunur?
2. AKP’nin nasıl iktidar olduğuna…
3. bir bakalım.

1925 yılında Atatürk’ümüz, ÇOK HAKLI olarak, tekke ve zaviye elinde pay edilmiş, her biri bir tarikat fitne yuvası olan camilerimize CUMHURİYET standardı getirmek, yani bu islamı = Milletimizi bölen ve halkımızı “Camii seçmeye” zorlayan Osmanlı Ebayezid kalıntısı düzenden, STANDART (mezheb ve tarikat gerektirmeyen, sokaktaki adamın girebileceği camii) düzenine geçirmek istemiştir.

Dolayısıyla buralarda görev alacak kişilerin de babadan oğula geçen SALTANAT değil; 4 HALİFE dönemindeki gibi CUMHURİYET/HİLAFET düzeninde olmasını istemiştir.

– “DİN kelimesini kullanmayın, DÜYUN’u kullanın” buyurmuştur.

İşte Diyanet İşleri Başkanlığı böyle kurulmuştur.

Cumhuriyet/Halife imamları yetiştirilegelmiştir; ki ATATÜRK’Ü kutlarım: “ÖZGÜR VİCDANLI OLUN, DEVLETİN DİNSİZİNİ YA DA ŞEYHİNİZİ DEĞİL, ALLAH DİNİNİ İZLEYİN!” (İş Bankası vasiyet kasasından. Orjinali Gn.Kur.Bşk.lığı Atatürk Müzesi’nde)

1938’de Atatürk, Türk olmayan [MİM KEMAL vb.] hekimlerin elinde zehirlenerek öldürüldü.
Yerine geçen Ermeni kanından da çeyrek nasibini almış Malatyalı İsmet Paşa [HARPUTYAN] ikinci adam oldu.
Atatürk’ün tüm resimlerini sildi, yerine kendininkileri koydurttu.
Kendini 37. Osmanlı padışahı ilan etti.

Atatürk’ün yapıcı olduğu herşeyi tersine çevirdiği gibi bu kez de “Diyanet İşleri Başkanlığı’na el attı“.
Başlarına SELANİK LOCASINDAN MASON fakat o zamanki askeriyede bulunan DİN sınıfından sivrilmiş GENERAL atamaya kalktı.
Ezan ve Kur’an Türkçe okunmaya mecbur edildi.
Fakat bir yıl sonra ikinci genel savaş çıkınca, bunlar sürüncemede kaldı.
1945 yılında Dünya Savaşı bitince yeniden Diyanet İşlerine el attı.

Sünni-Hanefi istiyorum, başka hiçbir mezhebi buraya sokmayacaksınız!
Vakıf kurup, halktan gönüllü bağış toplamanızı emrediyorum.
Bunları yaparsanız, sizi maaşa bağlayacağıma söz veriyorum. Devlet bütçesi yetmezse Diyanet Vakfı’ndan geleceğiniz sağlanacaktır.

Adam tek diktatörümüz. Sıkıysa dediklerini yapma!

1950’lerde Mason üstadı azamı Celal Bayar, CHP’den ayrılırken, kuracağı DP için şu sloganı seçmişti:
İmam Hatip okulları kurduracağım, kimse dininizi elinizden alamayacak!
Menderes’i de safına çekti ve DP işbaşına gelince İmam-Hatip festivali de başlamış oldu.

Önce her öğrencinin bilaistisna imam-hatip meslek dersleri okuması öngörüldü (Meclis kayıtları).
Fakat, müfredat ve münderecat itibariyle 5 yıllık mecburi eğitimde bunun başarılamayacağı anlaşıldı.

Pası “Diyanet Vakfı’na” verdiler.
Neden başkanlığa değil de VAKIF’a verdiler?

Statüsü gereği, Devlet Bakanlığına bağlı Diyanet Bşk.lığının devlet memuru olarak eli kolu bağlıydı.
Ama vakıflar yasasına göre, vakıf kuran herhangi bir kurum ve kuruluş ÖZERK’ten öte devletin tüm standartlarını delebiliyordu.
“İmam-Hatip okullarını” Milli Eğitimden/Maarif bağımsız olarak DİYANET VAKFI finanse edecekti. Çünkü Diyanet Vakfı “Cami yapacağım” dediğinde, bir değil on arsa bağışlanıyordu. Camiyi onarmaya on torba çimento gerekiyorsa, bin çuval parası topluyordu SAF halkımız.
Hele ki, 40 bin köyün imamlarının tamamının maaşı, bu SAF halk tarafından karşılanıyordu. Ayrıca imam ve ailesine ev-tarla hibe edilip, günde üç öğün yemek taşınıyordu.

Vakıf üçbin kadar derneğe (Camii yaptırma, yaşatma cemiyetleri ile hayır cemiyetleri vb.) hükmediyordu.
Vakıf artık önlenemez biçimde BANKA olmuştu.

Diyanet VAKFI böyle kuruldu.

Sonraki hükümetler ise bu İMAM-HATİP meslek okullarını bir seçim propaganda malzemesi yaptılar.
Artık BUDİSTLER GİBİ, her üç-beş öğrenciden biri “imam-hatipli”ydi.
Babalar anneler bunun için balıklama koşup, AİLE BOYU CENNETE gitmeyi düşünüyorlardı. İçleri FERAH, gönülleri HUZUR doluydu.
Yarabbi sana hayırlı kullar olması için tüm oğullarımı İmam-Hatip’e yazdırdım!

Erbakan Hoca’mız da “İmam Hatipler bizim partinin arka bahçesidir” diyerek politikalarını yürüttü.
Diyanet ise “Devlet kardosunda görünmeyen fakat 6 saatte-bir/günde dört camiinin yapıldığı” Türkiye’de, GİZLİ KADRO İHDASINI oluşturmuştu.

Ve yıl 2003. Devlet Bakanı Aydın’ın güdümündeki Diyanet ve KENDİ BAŞINA BUYRUK karapara aklayıcısı VAKIF için BÜTÇE OLUŞTURULDU.

Şunlar resmi rakamlar: (Şu anda Diyanet ile ilgili Link’ten yazıyorum)

— Diyanet işleri başkanlığının bu yıl ki bütçesi % 39,8 artışla 771 Trilyon’dur. (VAKIF’ın geliri ise 2 katrilyon)

— Bütçenin %97’si PERSONELE ayrılmıştır. 75.660 kadrolu personel ülke genelindeki 75.369 camide yer alan 54.108 İmam-hatip; 9.378 müezzin ve kayyum hizmetli maaş almaktadır. Halen 12.886 kardo da BOŞU bulunuyor.

YALANA BAKIN YALANA!
AKP YALANLARINA BAKINIZ!
BİZİ EŞEK YERİNE KOYANLARA BAKINIZ!

Türkiye’de 48 bin köy var.
Her birinde bir cami olsa 48 bin imam ve bir o kadar Müezzin eder.
Herhalde bu camiiler BOŞ değil!
İstatistikler diyor ki: Her bir köyde en az İKİ CAMİ var.
Olduk mu 100 bin cami…
Bunların dörtte-birinde ikiden fazla (siz on falan deyin) camii var.
Daha mezra, bucak, mahalle, ilçe, il merkezlerini saymadım. Sadece KÖYLERİ anlattım!

Şimdi siz inandınız mı, günde dört camii yapılan Türkiye’de 75.369 cami var? Bu satırları yazarken 75.370 oldu bile…
Bu camiler BOŞ MU TUTULUYOR?
Camiisiz köy var mı?
Türkiye’nin il-ilçe-nahiye-mahalle-köylerindeki camii toplamı 75.369 olabilir mi?
Olsa bile, benim mahalleden bir örnek, birbirlerine 100 ila 500 metre mesafede 4 cami var. 8 kişi çalışıyor onlarda…
Adalet Bakanlığı’nın bütçesi ile Diyanet’inki aynı!
Diyanet 11 bakanlığın toplamından daha çok bütçeye sahip.

HANİFLER BU DEVLET DELİRDİ Mİ?
BİZDEN RESMİ BİLGİLERİ BİLE SAKLIYORLAR!
VAKFIN BÜTÇESİNİN VAKFA AİT OLDUĞUNU, karışamayacaklarını söylüyorlar.
Aslında vakıf, KENDİ “GİZLİ” İMAMLARINA/YANDAŞLARINA maaş ödeyen devlet içinde bir devlet.
Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi 2,5 katrilyon.
Diyanet Vakfı’nın GELİRİ de aynı?
Nasıl bir iştir bu? Kim denetliyor Vakıf başkanlarını?
Bunlar HANGİ BANKAYA ne kadar para yatırıyor?
Bu nasıl bir gelirdir ki görünmeyen ve çoğu ŞIH mıh olan 150 bin kişiye “ÖZEL Cami imamı/müezzini” diye düzenli maaş veriyor.
Bu maaşla onlar batmaz.
Çünkü 2,5 katrilyonun GÜNLÜK FAİZİ bile yeter!
Her yıl bu kadar kazanıyorlar.
İki yılda 5 katrilyon.
Onyılda 25 katrilyon.
Yarısı gizli besleme maaşı olsa, kalan yarısı deli para!
HANİFLER ne oluyor bu VAKIF’da?????
Vakıf başkanı aynı zamanda DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN YÜKSEK DİNİ ŞURA’SINDA…
Tüm Diyanet çalışanları aynı zamanda VAKFIN DOĞAL ÜYESİ!
Sadece kitap fuarlarından Vakfın kazandığı para 800 trilyon. Sadece Diyanet kitaplarından kazandığı para 1 katrilyon. (Dünyada en çok satan kitap Kur’an’dır. Hediyesi ise 30 milyon liradır, buradan yola çıkıp Türkiye’de yılda 10 milyon Kur’an satıldığını da hesaplar mısınız? Bakın, sayın evinizde, anne-baba evinizde toplam kaç Kur’an var?)

Diyanet Başkanlığı DEVLET kuruluşu gibi görünedursun, VAKIF tam bir VATİKAN!
Oraya kuruldunuz mu, bir daha sizi yerinizden oynatmazlar.
Prof. Dr. ünvanlı “Diyanet Fetva Dairesi ve Yüksek Kurul Başkanı” Süleyman Bolayır denen ve 20 yıldır orada oturan kişiye kimse sormuyor, “BU DELİ PARA SENİN YÖNETİMİNDE, NE YAPIYORSUN BUNU?” diye…
Bolayır’ı anlatayım.
Ben CB Özal’ın ve aynı zamanda Namık Kemal Zeybek’in yanında YÜKSEK DEVLET MEMURU idim.
Buna binaen gittim ve dönemin Diyanet Başkanı Yazıcıoğlu’na, Diyanet’in cirosunun çok büyük olduğunu sordum.
Yanıtı: “Üzerinize vazife olmayan işlere karışmayın.
Pekiyi dedim, “Size vazife olan bir soru soracağım: Kur’an’ı aradım taradım, şu RECM ayetini bulamadım.
O sırada içeri giren BOLAYIR, “Diyanet’in mührü olmayan Kur’anları almayın, onlar yanlış oluyor” dedi.
Ben direttim: “Ama benimki Diyanet mührü olan Kur’an. Aradım taradım bulamadım.
Bolayır: “Ben bin kere okudum RECM ayetini, Kur’an’da olmaz mı?
Çantamdaki diyanet Kur’an’ını çıkarıp uzattım: “Bana o ayeti bulur musunuz?
Yazıcıoğlu: “Koskoca profesöre ayak işi veriyorsunuz, fihristten bakın. Ben de Kur’an’da olduğunu biliyorum.
Ben de koskoca profesörüm bay başkan. BULAMADIM, bana bulmaktan niye kaçınıyorsunuz?
Ayet aklımda değil!
Tepemin tası attı: “Bay Bolayır, siz Kur’an Hafızıymışsınız?
Evet, hafızım!
Pekiyi şu verdiğiniz cevaba baktınız mı, ayetin yeri aklımda değil!
O sırada kollarını ve pantalonlarını katlayıp sıvamış olan Başkan yardımcısı da geldi içeri.
Bolayır ve Yazıcıoğlu ondan medet umdular. (Beni kovamıyorlar, CB ve Bakan’ın adamı olduğumu biliyorlar.)
RECM ayetinin yerini Mister Hans’a bulup gösterir misiniz?
İkindi namazını “EDA” etmeye hazırlanan bşk.yardımcısı şööööyle bir Kur’an’a baktı.
Sonra kütüphaneden me fihristul mecmuu Kur’an’ı aldı. Ona baktı.
Yüzü şekilden şekile giriyordu. Ama “Böyle bir ayet yok” diyemiyordu.
Sonunda, “Namazdan sonra size Kültür Bakanlığı’na bildiririm” dedi.
Ve kimse bana bir şey bildiremedi.
…..
Yıllar sonra Fuar’da Bolayır’ı gördüm.
Konuyu hatırlattım.
Yanıt şu: Keçi yemiş!
Sonra da Hz. Ömer’in bir HADİSİNİ (!!!!!) nakletti:
İleride, dedi
ve elleriyle beni işaret etti:
İleride BİRİLERİ çıkıp, ben zina yapanların taşlanıp öldürüleceğine dair Recm ayetini KUR’AN’DA bulamadım diyenler olacaktır. Onlar bunu söylemekle okun yaydan çıktığı gibi DİNDEN ÇIKACAKLARDIR.

Rabbi zıdni ilmi

pS1.

– DİYANET HOLDİNG A.Ş. -II- ( https://26august.wordpress.com/2014/08/19/diyanet-holding-a-s-ii/ )
– DİYANET HOLDİNG A.Ş. -III- ( https://26august.wordpress.com/2014/08/19/diyanet-holding-a-s-iii/ )

NOT:

Yazıdaki köşeli parantezler ” [ … ] ” bloğumuzca eklenmiştir.

+