MEZARCI KEDİLER

5202

Mezarlıklara kedi mi dadandı?

2013 Ağustos’un İzmir Bornova Naldöken’deki mezarlığın bekçi kulubesi yakıldı, bir ay kadar sonra Eylül’de mezarlara zarar verildi (Alevilere ait).

http://www.radikal.com.tr/turkiye/izmirde_alevi_mezarlarina_saldiri-1152101
http://www.odatv.com/n.php?n=alevi-mezarlarina-saldirdilar-2309131200

2014 Mart’ında Anlatya Kepez’deki çevreyolu mezarlığında bulunan mezarlara zarar verildi (Alevilere ait).

http://www.radikal.com.tr/turkiye/alevilerin_mezar_taslari_kirildi-1179313
http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/mustafa-mutlu/35057-mustafa-mutlu-gel-de-cildirma.html

Şimdi de İzmir Selçuk’ta mezarlara zarar verildi (Alevilere ait).

http://www.odatv.com/n.php?n=alevi-mezarligina-saldiri-1408141200
http://sozcu.com.tr/2014/gunun-icinden/izmirde-alevi-mezarlarina-saldiri-577513/

Bunlar son bir yılda yaşanan ve medyaya yansıyanlar.

Örneğin Mart 2010’da Denizli Pınarkent beldesinde mezarlara zarar verilmişti ve yine Alevilere aitti.

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/09/13/mezarlara-cirkin-saldiri
http://www.radikal.com.tr/turkiye/denizli_cirkin_provokasyon-1063203

Örneğin başka bir haber daha, 16 Aralık 2008 tarihli:

AKP’nin İstanbul Sütlüce’de bulunan il binası Alevi ve Bektaşilerin İstanbul’daki önemli simgelerinden biri olan Karaağaç tekkesi kalıntıları üzerine mi inşa edildi? Görüntüler bu iddiayı doğrularken, AKP il yönetimi ise bu iddia karşısında “Biz kiracıyız” açıklamasında bulundu.

http://www.cnnturk.com/2008/turkiye/12/16/akp.binasi.alevi.tekkesi.uzerine.mi.yapildi/504989.0/index.html

Daha başka?

2012 Şubat sonunda, Adıyaman merkeze bağlı Karapınar mahallesinde çoğunluğu Alevi vatandaşlara ait evlerin kapısına anlamsız şekiller ile işaretlendi. Vali ne dedi: “Bunun kimler tarafından yapıldığını tespit etme çalışmalarımız devam etmektedir…”

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/2/29/adiyamanda-alevi-evlerine-isaret

Toplum olarak balık hafızalıyız ancak MARAŞ KATLİAMI unutulmamıştır umarız..

Peki ya ÇORUM KATLİAMI hatırlanıyor mu?

SİVAS KATLİAMI sanıklarına ne oldu?

Erdoğan’ın Alevilere yönelik söylemleri (öfke, kin ve nefreti) unutuldu mu?

Erdoğan: “Köln’de Alisiz Alevilere miting yaptırıyorlar.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/76157/Erdogan_kendisini_protesto_edenlere__Alisiz_Aleviler__dedi.html)

Erdoğan: “Dedelerden talimat alma dönemi bitti.” (http://www.radikal.com.tr/politika/dedelerden_talimat_alma_donemi_bitti-1016365)

Alevi Bektaşi Federasyonu, Başbakan Erdoğan’ın Aleviler’e dönük kullandığı dili sert biçimde eleştiren bir açıklama yaptı.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Genel Başkan Ali Balkız imzasıyla yayınladığı açıklamada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için “Hiçbir başbakan, hiçbir politikacı şimdiye dek Erdoğan denli Aleviler’i aşağılayan ve karalayan bir tutum içerisine girmemiştir” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, Alevileri suçlayan ve ötekileştiren tavrıyla hem görev, hem de insanlık suçu işlediği belirtilen Erdoğan’ın şu sözleri hatırlatıldı: “Başbakanın; Sincan mitinginde ‘Dedelerden talimat alma devri bitiyor‘ şeklinde konuşarak, kamu kurumlarındaki kadroların sanki dedeler tarafından belirleniyormuş gibi bir imada bulunması, Çorum’da Ebu suud Efendi vurgusuyla ‘Alevilerin katlinin vacip olduğuna’ dair fetvalar yayınlayan Osmanlı şeyhülislamını örnek kişi olarak sunması, ‘Bana Alevi hakimler ceza verdi‘ şeklindeki ifadeleri, ‘candaş medya’ tanımlaması, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Kürt ve Alevi kimliğinden hareketle başlattığı ‘soy- sop’ tartışması; Alevi düşmanlığının, bölücü ve ayrımcı yaklaşımının açık kanıtlarıdır.”
Açıklama şu sözlerle son buldu: “Bunların çarkına; demokrasi adına, hukuk adına, özgürlük adına su taşıyanları; referandumda ‘evet’, ‘yetmez ama evet’ diyecek olanları, bu ülkenin birliğini, dirliğini ve esenliğini her şeyin üstünde gören mütedeyyin Müslümanları bir kez daha düşünmeye davet ediyor , ‘karayobaz harami düzenine’ alet olmamaya, insanlık dersi vermeye, had bildirmeye çağırıyoruz.” (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/hicbir-basbakan-aleviler-i-bu-kadar-asagilamadi-haberi-33156?page=1)

Erdoğan’ın Alevi Düşmanlığı
Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyor. Aslında eleştirmiyor. Çünkü insanlar etnik kökeni ve inançları üzerinden aşağılanamaz. Bu evrensel hukuk kurallarına göre suçtur. Erdoğan suç işliyor.
Erdoğan: “Açık söylüyorum. Suriye krizi konusunda dilinizin altındaki baklayı çıkarın, hiç korkmayın, çekinmeyin. Kıvırmadan, çark etmeden cesaretle söyleyin. Niye zorlanıyorsunuz!” diyor.
Esad üzerinden Kılıçdaroğlu’nun mezhepsel kimliğine gönderme yapıyor.
Böyle bir Başbakan tarafından yönetilen bir ülke vatandaşı olduğum için gerçekten utanıyorum.
Erdoğan Bush’u, Obama’yı, Sarkisyan’ı, Barzani’yi, Talabani’yi, Bartelemous’u, dostu(!) Berlisconi’yi sevdi ama Alevileri sevemedi.
YAZIK!! YAZIK!!
Hristiyan’ı sevdi, Musevi’yi sevdi. Vahhabi’yi sevdi.
Bir tek Müslüman Alevi kardeşlerimizi sevemedi.
YAZIK!! Yazık ki ne yazık!!
Aleviler bu ülkenin vatandaşlarıdır. Hatta öz be öz Türk olan Alevi vatandaşlarımız belki ikibin yıldan daha fazla zamandır Anadolu’da yaşıyor. Çünkü Türk tarihi Haçlı tarih kitaplarında yazdığı gibi 1071’de başlamıyor.
Bir anlamda Aleviler Türk Devleti’nin özüdür. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda devlete baş kaldıranlar Sünniler ve Sünni tarikatlar içinden çıktı ama Aleviler Cumhuriyet’in kuruluşunun harcı olcu. Devlete baş kaldıranlar İngiliz, Fransız, Yunan ile işbirliği yaptı. Aleviler genç Cumhuriyete sahip çıktı.
Kısacası;
Erdoğan’dan çok daha fazla bu ülke üzerinde söz söylemeye hakları var.
Dağdan gelip de bağdakini kovmak ta buna denir.
Küresel eşkıya Ortadoğu halklarını etnik farlılık ve mezhep kavgaları ile birbirine boğdurmak istiyor.
Erdoğan BOP eş başkanlığı görevinin hakkını sonuna kadar veriyor.
Ya etnik bölücülük üzerinden siyaset yapıyor, ya da mezhep farklılıkları üzerinden.
ABD ve AB ülkelerinde etnisite ve mezhep üzerinden siyaset yapmak büyük suçtur.
Kendi ülkelerinde suç saydıkları söylemleri, parçalayıp küçük lokmalar halinde yutmayı hesapladıkları ülkelerde işbirlikçilerine söyletirler.
Ey Erdoğan;
T.C. Devleti’ni kuranlara saldırıyorsunuz.
Onlar Osmanlı’yı yıkmadı. Yıkılmış, Haçlıya paspas yapılmış, erkek nüfusu kırdırılmış, işgal altında inleyen bir milleti ayağa kaldırarak düşmanı kovdu. Yeni bir devlet kurdu.
Mademki savaşarak kazandılar. Kuracakları devletin ne olacağına karar verme hakkını da bileklerinin, beyinlerinin hakkıyla kazandılar.
Yeter artık!!
YETTİNİZ!!
Emeğiniz kadar konuşun!
Ben bir gazi torunuyum. Kurtuluş savaşında en fazla şehit veren ilin en fazla şehit veren ilçesinde doğdum. Yani konuşma hakkım var!!
Sizler de şu geçmişinizle bir yüzleşin bakalım. Bu ülke kurtarılırken ve kurulurken sizin atalarınız ne yapıyormuş? Bu ülkede ne kadar söz söyleme hakkınız var GÖRELİM.
Biz de artık sizlere bunu soruyoruz.
Hani işinize gelmeyen gazeteciyi, aydını, düşünürü, sanatçıyı ülkeden kovuyorsunuz ya?
Alevilere laf atıp durmayın. Sizin atalarınız Gürcistan veya başka yerlerde iken Aleviler Anadolu’da idi.
Yani birileri birilerini kovacaksa, Alevilerde size kapıyı gösterebilir.
NOT: Bazı hatırlatmalar;
Bakara suresinin 191. ayetinde buyuruyor ki: “Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür…”
Yine Ra’d suresinin 25. ayetinde şöyle buymaktadır: “Allah’ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi kesen ve yeryüzünde bozgunluk yapanlar var ya, işte onlar içindir Allah’ın laneti ve ahiret yurdunun kötü azabı!”
Haçlı adına taşeronluğa talip olup Suriye’ye savaş açmaya kalkıyorsunuz ya? Bakalım Kuran savaş yapmaya hangi şartlarda izin veriyor:
“Kendilerine savaş açılan kimselere, zulme uğramaları sebebiyle savaşmalarına izin verildi. Şüphesiz Allah onlara yardıma Kadirdir.”(Hacc Sûresi, 39)
“Sizinle savaşanlarla sizde Allah yolunda savaşın. Haddi aşmayın. Allah haddi aşanları sevmez.” ( Bakara Sûresi, 190)
(http://deepdark.blogcu.com/erdogan-in-alevi-dusmanligi/12496496)

Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi tartışmalara neden oldu.
Alevilik, din, Osmanlı tarihi üzerine çalışan yazar Erdoğan Aydın, Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’nun yarısını oluşturan Alevilere karşı yapılan imha politikasının sembolü olduğunu söyledi. (http://www.bianet.org/bianet/toplum/147003-yavuz-sultan-selim-alevi-imhasinin-semboludur)

Artık kedidir medidir demeye gerek yok (yahudilerin keçileri günahlarına alet etmeleri gibi akhüloğlar da kedilere musallat oldular). İşin aslı kadı’dır bunları yapanlar; emeviye imamları muaviye hakimleri hakemleri sultanları AK-KADI’lar…

Gıçgılları hüloğlar ve lejyonlar.

pS1. Bursa İlahiyat’ta dekanlık yapmış biri var. O da Balıkesir gazetesindeki röportajında “Hızır” olduğu iddiasını örtülü değil / açık anlatmıştı da (Hızır dedem ile birlikte) dakikalarca gülmüştüm. RTE’nin ve Erbakan’ın has adamıdır, Madımak otelinin de kundakçılarından bir mücahittir kendileri…

Hans von Aiberg, 15/11/2003

pS2. Kutlular diyordu ki: “Hans Aiberg denen Kilise casusunun elinden sabi kız çocuklarını kurtarmalıyız.” Yavrum senin kızına EROİN’i ben alıştırmadım. Ona SEN / SEN / alıştırdın. Önce sen kendi kızını kurtarsaydın ya! Senden baba bile olamıyor! Koca bile olamıyor! Senden “Saidi Nursi”cilik lideri mi olur! Git işine! Kızını rahmetle ve seni nefretle anıyorum! Sen Siyonizmin NEV-ASYA planını üstlenmiş ve Kürdistan’ı kurmak için en sinsi yollarla takıyye yapan bir ihanetçisin! Türkiye’yi beğenmiyorsan, defol git! Defol Kürdistan’a senin memleketine! Senin has adamın Kürt lider BULDAN, silahsız ve terhis olmuş, sivil 30 Türk gencini memleketlerine dönerken, otobüsü çevirip kimlik kontrolüyle öldürmedi mi? Yine BULDAN soyadını taşıyan onun Kürt akrabası, küçük beyaz bidonlar halinde “Sivas’a Balıkesir ESMEN kolonyası ihraç ediyoruz” diye buram buram benzin kokan bidonları “MADIMAK OTELİ”ni ateşlemeye kullanmadılar mı? Senin kurduğun mühendisler derneğinin tamamı o gün SİVAS’ta ellerinde bidon ile dolaşmıyorlar mıydı? Allah eroin şehidi, mini mini kostümlü kızını senin elinden kurtardı. Bana sakın turban-tesettür ayakları çekme! Sivas’tan tanıyorum seni! Pislik!

Hans von Aiberg, 31/10/2003

pS3. MİHcandaşlarım, Mihri /mihraja, mühürdaşlarım, Allah sizlerden razı olsun ve karşılığında RZİ pınarını açsın. Evren TAKMA geçmedir, her bir şey bağımsız değil; bir HOLOGRAMIN (Halografiğin) üyesidir. Parçaya bakarak bütün göremeyen RESİM anlayışından çıkmak için bazı yöntemler çağrıştıran sorular soracağım: BU yöntemi izlemek bir haniflik tarzı/söylemi/üslubudur.

a) Süleyman Ateş ÇOK BİLEN/alim biri midir?

b) Arapçası + bildiği (HİÇBİR) dil onu müfessir / semantikçi yapabilir mi? Hans gibi TAM ARAPÇA / konuşacak kadar İbranice / Ademce – İdrisçe – Nuhca ve izleyen dilleri Sankritçe / Sanskritçe / Sanskandça / Skandhur Teutonca / Ariamana / Aria / Farsça bilebilir mi?

c) Süleyman Ateş’in kendisini uluhiyyet iddiaları var mıdır? Saçma sapan fikirleri var mıdır? Neden UNZURNA değil de, Raina diyenlerdendir? Süleyman Ateş DABBET= HAYVAN / meyve kurdu diyecek kadar cahil midir? Mesela WORM HOLE nedir dersek yanıt verebilir mi?

d) Süleyman Ateş ehli tarikat ve MADIMAK OTELİNİN içindeki 37 kişinin yakılmasına ve ölmesine SÖYLEV verecek kadar MEZHEBÇİ MİDİR, Böyle biri “Haniflik” nedir bilebilir mi? bilmeyen kişi nasıl KUR’AN tevil eder?

e)Süleyman Ateş ATMASYON (Kur’an’ı eğlence) yapıyor mu? Yapmıyorsa Sabıkun’a gidecektir; Yapıyorsa nelerdir? Kuşkulandığınız UCUBİK iddiaları var mıdır?

f) Ateş, A.H. adlı bir Kitsan yazarının kendisine çaldığı ve H.A. adlı aynı yerde çalışan bir yazarın CUBİT MATRİS olarak özellikle çizdiği amblemin harflerini TERSYÜZ ederek değiştirerek,kendisine mal etmesine İMRENEREK, “bir de bana bundan S.A harfleri çizermisiniz?” diyecek sabıkaya sahip midir? (Aldığı yanıt şu: Olmaz, bunu BEN ÇİZDİM, kendime çizdim. size veremem-PEKİYİ bunu söyleyen kendisi mi ÇİZDİ?-

g) VATAN gazatesi denen paçavra, ZAFER MUTLU (Eski Sabah ekibi, mesela Tevfik Yener, Selahattin Duman, Ercan Arıklı, Ali Kırca) değil midir? Bunlar “Sabah kitapları” adı altında satılan Hans Aiberg kitaplarından KÖŞEYİ dönen, sonra da yayın organları olan gazetelerinde her türlü YÜFTERA iddiaları atan yüksek derece MASON grubu değil midir? VATAN nasıl bir gazetedir? Niçin Sabah grubundan ayrılmıştır? Dış haberler konusundan neden MOSSAD’ın inisiyatifine girmişlerdir?

h) Süleyman Ateş “Haberim yoktu dediği tarihte” yurtdışında hangi ülkedeydi? (Son bir yıldır hiç bir şekilde yurtdışına çıkmamış. Eğer kaçak/immigrate vb. çıktıysa onu bilemem. 4. Şubede hiçbir yurtdışı çıkışı görünmüyor)

i) Kur’an tefsirine AMBLEMİMİZİ/Karasancak=İki doğu iki batı logosunu seçen ÜMİT KÜRÜZ (Murat Kürüz’ün kardeşi) bunu adresçe tesbit ediniz, kendinizi düşmanımmış gibi saklayarak beni her iki kardeşe de sorunuz. Bakın neler söyleyecekler ki aklınız DURACAK! Kürüzlere şunu da sorabilirsiniz: GİRİT YAHUDİSİ MİSİNİZ? Kürüz (Kyrete/kyros) Hangi Mason Locasına kayıtlısınız? (Doğuş) Hans Aiberg’i tuzağa düşürüp, yedi dişini kırana kadar dövdünüz mü?

j) Sözkonusu amblemi/logoyu kim çizmiş? Şahidi kim? Bunun için Alem yayıncılıktan Ali Eser’e “Tuzak kurarak” bu soruyu sorunuz. O size gerçeği söyleyecek ve kendi gözleri önünde Macintosh’un paint programında bunu çizdiğimi gizlemeyecektir. Kaldı ki, bu AMBLEM kendisine “ALLAH EMANETİ” olarak ihanet etmemesi şartıyla (Param yoktu, patentİMİZİ satın alamadım:(((((((((( emanet edilmiş mi edilmemiş mi? KARASANCAK bu kadar ucuz değildir!

k) Sözü geçen (mezkur) logomuz 3M tarafından RESMEN kabul edilmiştir. Hans Aiberg aynı zamanda grafiker/RESSAMDIR. Mesela OVERWRİTE ettiği paranormal her şeyi grafike edebilir. (ACEH FLAG bayrağı gibi: Kıbrıs ve Türkiye’yi vermemize karşılık, Mighty için İndonezya’dan YENİ HORİ-ZONE askeri birliği ve bunların bayrağını çizme-tıpkı HTTP, HTML gibi isimler verdiği üzere- grafik veparaterminolojisini- verebilme yeteneklerine sahiptir. O logoyu/bayrağı -tıpkı HANİFLİK gibi- Hans Aiberg’den başka biri YERYÜZÜ tarihinde daha hiç akıl etmemiştir!

l) Sözkonusu logo TARAFIMCA çizildiğinde “BU HAÇ/İSTAVROZ’a benziyor, bunu kullanamam” diyen zihniyet neden Sonsuzluk kulesi birinci cilt yeni basımda ve Korsan kitap “Zaman gezmenlerinde” kullanmışlardır? Dolayısıyla Ateş temi değildir ve kullanan kişiler (Vatan gazetesi, Kürüz kardeşler sırf hoşlarına gittiği için bu AMBLEMİMİZİ kullanmış olamazlar. Kendimizi tanıtmak çoooooook iyi olurdu. Ancak kendi elimle çizdiğim ve Mighty’nin eline verdiğim BAYRAĞIMIZI bile patent olarak satın alacak o mali gücümüz yok! ALLAH’IMIZ VAR SADECE! Önce BİZDE gördüler (Alem yayıncılık kitaplarımda/yeni baskılarda bunu lanse ettim. Onlar da korsan kitaplarında bu amblemi kullandılar. “Bu benim şahsi malımdır” dediğimde ise “Alem yayıncılığın fikri şu: Müslüman malı ortaktır.” HANİFLİK niye ortak olmuyor diye sorarlar adama! Söylemim sert gibi algılanmamalı, tavrım HIRSIZlar ordusunadır! Hoşça/Dostça ama Dürüstçe/Hanifçe.

Hans von Aiberg, 14/01/2004

pS4. Güncelleme:

1 Eylül 2014 haberi..

Camiye taşlı sopalı saldırı

İstanbul Büyükçekmece’de Caferiler tarafından inşa edilen Hz. Ali Camii’ne 20-30 kişilik grup saldırıda bulundu. Son birkaç ay içerisinde Caferi camilerine yönelik üçüncü saldırıya, Caferiler büyük tepki gösterdi.

Büyükçekmece Muratçeşme Mahallesi’nde yapımı devam eden Hz. Ali Camii’ne “Burada Şii camisi istemiyoruz” diye bağıran bir grup taş ve sopalarla saldırdı. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre, iki AKP meclis üyesi ve mahalle muhtarının örgütlediği bir grup, öğle namazının ardından saldırı için harekete geçti. Hz. Ali Camii inşaat alanına gelen saldırganlar, şantiye kulübesinin camlarını kırdı; cami temelini taşladı.

Olayın duyulmasının ardından başta Türkiye’deki Caferilerin merkezi olan Zeynebiye’den ve İstanbul’un çeşitli bölgelerinden Büyükçekmece’ye akın eden yüzlerce Caferi vatandaş, cami inşaatında toplandı Daha sonra olayın baş faili olan mahalle muhtarı Birol Bozkurt’un bulunduğu muhtarlık binasının etrafını saran Caferi gençler; “Şii Sünni kardeştir, bölücüler kalleştir, Caminin Şiisi, Sünnisi olmaz, Lailaheillallah Muhammed Rasulullah, Camiye uzanan eli kırarız” sloganları atarak birlik mesajları verdiler. Camii inşaatı çevresinde oturan mahalleli de olaya tepki göstererek birlik mesajları verdi. Tepkilerin artmasının ardından mahalle muhtarı polis tarafından ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldü. Olay yerine gelen Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürü, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun geçmiş olsun dileklerini ileterek saldırı yapılan bu camii hepimizin namusudur,dedi.

Konu ile ilgili açıklama yapan Dünya Caferi Alimler Birliği Kurucu Başkanı Hamit Turan ise, Caferilerin hiçbir zaman fitne unsuru olmayacağını, ama saldırılar karşısında da asla tepkisiz kalmayacağını vurguladı. Geçtiğimiz haziran ayında yine aynı bölgede EsenyurtAllahuekber Camii, temmuz ayında ise Esenyurt  Muhammediye Camii kundaklanmıştı. Öte yandan bu meşum saldırıların faillerin hala bulunamaması tekfirci zihniyeti cesaretlendiriyor.

http://odatv.com/n.php?n=camiye-tasli-sopali-saldiri-0109141200

pS5. Güncelleme:

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, İstanbul Çekmeköy Sarıgazi’de yaşayan Alevi vatandaşların evlerine “Alevilere Ölüm”, “Yaşasın IŞİD” şeklinde yazılar yazıldığını duyurdu.

Sosyal paylaşım sitesi twitter üzerinden açıklama yapan Hüseyin Aygün, hükümeti uyarırken, “Çekmeköy Sarıgazi’de Alevi ağırlıklı Sarıbelde sitesindeki 9 apartmana, 3 günden beri ‘Alevilere Ölüm’, ‘Kürtlere ölüm’, ‘Yaşasın IŞİD’ yazılıyor, IŞİD sembolleri çiziliyor. Failleri gören tanıklar da var. Şikâyet üzerine inceleme başlatılmış. Henüz gözaltı yok. İnsanlarımıza yönelik herhangi bir saldırıdan IŞİD’i besleyen, büyüten ve bugünlere getiren AKP iktidarı sorumlu olacaktır. Tıpkı Maraş’taki Yörükselim Mahallesinde dün gerçekleşen saldırı gibi..” ifadelerini kullandı.

http://odatv.com/n.php?n=alevilere-olum-yasasin-isid-1210141200

Reklamlar