F TİPİ FİŞLEME GEÇMİŞİ

AKP-C F-İŞLEME GEÇMİŞİ

feto_cd

02 Eylül 2002

Yüksel delili buldu
Müdürün çantasında Fethullah CD’leri

Bursa Emniyeti’nde görevli Müslim Saylı’nın çantasından çıkan Fethullah Gülen’e ait şifreli CD’ler teşkilatı karıştırdı. DGM savcısı Yüksel belgeleri Fethullahçı kadrolaşmaya delil olarak gösterecek

TOLGA ŞARDAN
Ankara

Bursa Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli şube müdürü Müslim Saylı’nın çantasından Fethullah Gülen’in bazı yayınları, CD ve disketleriyle bazı teşkilat listelerinin çıkması Emniyet Genel Müdürlüğü’nü karıştırdı.

Soruşturma açıldı

Hakkında “Fethullahçılık” iddiasıyla soruşturma açılan Saylı hızla Bursa’dan Sinop’a tayin edildi. İdari soruşturma devam ederken, Gülen hakkında dava açan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel olaya el koydu. Bursa Emniyet Müdürlüğü Bilgi İşlem Şube Müdürü olarak görev yapan Saylı, bir yakınını görmek için temmuzda Çanakkale’ye gitti, ancak çantasını otogarda unuttu. Çantayı bulan polis, içinde Saylı’ya ait kimlik fotokopisine ulaştı.

Kayıp başvurusu

Çanta, içinden çıkan dini içerikli notlar, CD ve disketler nedeniyle şüpheli görülerek Terörle Mücadele Şubesi’ne getirildi. Bu sırada Saylı, çantasını kaybettiğini belirterek polise başvurdu. Çantanın sahibinin Saylı olduğu ortaya çıkınca olay Bursa Emniyet Müdürü Reşat Altay’a aktarıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü de, 2 müfettişi gizlice Bursa’ya gönderdi. Saylı’nın CD’leri kimsenin açamaması için özel olarak şifrelediği ortaya çıktı. Disketlerde Gülen’in talimatları, Emniyet ve Adliye teşkilatına yönelik değerlendirmeleri Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatının yanısıra savcı ve hakimlerin de yer aldığı görevlilerin listeleri bulunduğu öğrenildi.

Savcının en önemli delili

Bunun üzerine, Gülen’le ilgili dava açan Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel olaya el koydu. Geçen hafta yapılan Gülen davasının duruşmasında Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gönderilen ve teşkilatta Fethullahçı olmadığı yönündeki yazıyı dikkate almayarak eleştiren Yüksel’in, bu olayı, “Gülen’in devlet içindeki kadrolaşmasına delil olarak mahkemede açıklayacağı” öğrenildi.

http://www.milliyet.com.tr/2002/09/02/guncel/gun03.html

***

08 Eylül 2002

Emniyet’te ‘Fethullahçı’ operasyonu

Elazığ Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı operasyonda, Fethullah Gülen cemaatinin emniyetteki yapılanmasıyla ilgili çok önemli bilgi ve doküman ele geçirildi.

Söz konusu dokümanda, dört ilde görev yapan rütbeli emniyet mensuplarının isim isim sıralanarak yapılanmadaki rollerine göre şifreli kodlara yer verildiği belirlendi. Bu isimlerin yanında, ‘Bizden, Zararsız, Ehli dünya, Zararlı’ gibi notlar da çıkarılırken, cemaate yakın kişilerin yapılanma içinde nasıl hareket etmeleri gerektiği, mali ilişkiler, personel politikası gibi ayrıntıların yer aldığı el notlarının da bulunduğu tespit edildi.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Sivrice Merkez Cami avlusunda şüpheli bir çanta buldu. Çantayı açan görevliler, yaptıkları aramada, emniyet mensuplarının yer aldığı bir listeyle el yazısı bazı notlar ele geçirdi.

Çantanın sahibi olduğu belirlenen, Malatya’da bir dershanede öğretmenlik yapan Ahmet Şahinalp bunun üzerine gözaltına alındı.

Elazığ TEM Şubesi’nde sorgulanan Şahinalp, dokümanın çantasına başkaları tarafından yerleştirildiğini iddia etti. Mahkemeye çıkarılan Şahinalp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Elazığ Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, çıkan notları ve emniyet personeli listesinin yer aldığı bilgisayar dökümünü inceleyerek, bunun emniyet içerisinde ‘Fethullahçı’ olarak adlandırılan grubun yapılanmasıyla ilgili olduğunu saptadı.

Ele geçirilen doküman ve notlar özel bir kurye ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderildi. Doküman, İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nda incelemeye alındı. El yazması notlar ayrıca kriminal polis laboratuvarı tarafından da incelenmeye başlandı.

DOKÜMANDA NELER VAR?

Polisin ele geçirdiği doküman arasında Elazığ, Tunceli, Bingöl ve Malatya illerinde görev yapan 144 komiser yardımcısı, komiser, başkomiser, emniyet amiri rütbesindeki emniyet mensubunun listesi yer alıyor. Devresi, sicili, adı, soyadı, görev yeri tek tek sıralanan listenin sonunda ‘BL’ ve ‘Açıklama’ diye iki hane daha bulunduğu Ve bu bölümlerin personelin Fethullahçı yapılanmadaki yerini gösterdiği belirtiliyor. Şifrelenmiş bölümlerde isim hanelerinin karşısına 1’den 5’e kadar rakam konulurken ‘BL’ hanesi ‘HL, KM, SLÇ, SLM, TR, AH, AKF, FT, CN, SD’ gibi harflerle kodlar bulunuyor.

Bazı isimlerin karşısına ise ‘Ehli dünya fırsat bulursa zarar verir’, ‘Bizi biliyor’, ‘Zararsız’, ‘Müntesip’, Aleyhte çalışır’, ‘Süryani olabilir’, ‘Bizden diye istenildi’ gibi el yazısıyla notlar yer alıyor.

‘Fethullah cemaati’nin emniyetteki ilişkilerini ortaya koyan 11 sayfalık ajanda notunda ise isimler, telefon numaraları, talimatlar, para miktarları, aile içi ilişkiler, gizlilik prensibi, bilgi toplama teknikleri, alternatif açılımları içeren el yazması notlar bulunuyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Değerlendirme Kurulu’nda terfi ettirilmeyen emniyetçi cemaat mensuplarının durumunun sorgulandığı notlarda, ast ve üstlerin birbiriyle tanıştırılması, cemaat hizmetlerinin her ilde olduğu gibi büyük ilçelerde de devreye girmesi gerektiği vurgulanıyor. Cemaatin emniyetteki sorumlusunun kaleminden çıktığı anlaşılan notlarda isimler tek tek sıralanıyor.

Cemaate mensup olduğu belirtilen Elazığ kadrosundaki Ş.I.’dan, ‘Hanımı ile problemli. Hanımı ile görüşmek lazım. İster …, ister rıza ile kılınmış ise tekrar eda etmeye gerek yok’ diye bahsediliyor. Çocuklarla ilgili ‘Saflandırılmalı’ denilerek, çocukların 6 yaşından itibaren, ‘Bizler ve onlar’ diye eğitilerek cemaate kazandırılması isteniyor.

Notlarda bazı kişilerin cep telefonları yer alırken, Olay Yeri İnceleme Şubesi’nde çalışan H.Ö.’den ‘ödeme yapmaz’ diye söz ediliyor.

‘BAŞÖRTÜLÜ FOTOĞRAFLAR DEĞİŞEBİLİR’

‘Sigara içme konusu mevzuu’ diye hatırlatılma yapılan bir bölümde ise televizyon ve evdeki hassasiyet konularının da cemaatte ele alınması hatırlatılıyor.

‘Tanıdık bir nüfus müdürü bulunabilir mi?’ diye sorulan ajandada resmi evrakında başörtüsü bulunanların değiştirilmesi istenirken, örtünme konusunda ‘Eşlerin örtü meselesi çok konuşulmadan uygulansın(eşlerine güvenmiyorlar)… Bacıların keyfiyet programını daha yakın takip edelim’ deniliyor.

‘Arkadaşlar renk belli etmesin’ denilen başka bir bölümde ise madde madde kurallar konuluyor:

“- Başkalarının renkleriyle boyansınlar…
– Alternatif açılımlar yapsınlar,
– Alternatif açılımlar eşlerle yapılsın,
– Aile içinde İslamı yaşasınlar,
– Yurtdışına çıksınlar, buralarda uzun süreli dostluklar kursunlar,
– Bayanlar sosyal etkinlikler yapsınlar,
– Kadın kolları vb. yerlere gitsinler. (Siyasi olmamalı),
– Bayan hizmetleri ile ilgili talepler ve brifing alınmalı,
– Gidilen evlerde bayanlarla ilgili bilgiler alınabilir.”

“YURTDIŞINA GİDİN”

Ajandada ayrıca tatil programının ve yaz kamplarının durumları, yeni gelen personelle ilgilenme, basında çıkan haberlerin takibi, alternatif açılım programı çerçevesinde nelerin yapıldığı, çevrenin takibi, bilgi toplama usul ve teknikleri, CD’lerin çoğaltılması gibi konular tek tek ele alınıyor.

Yurtdışına gidecek cemaat mensuplarının teşvik edilmesi isteniyor. İstihbarat kadrosunda görev yapan personel kastedilerek, iki defa misyon görevine gidenlerin ‘birim’ olarak adlandırılan istihbarattan çıkarıldığı hatırlatılıyor. İkinci misyon görev yapacak personel hakkında ‘heyetin’ karar vereceği vurgulanarak, ’77. madde olabilir, 94. madde istemiyoruz’ deniliyor. Yurtdışına görevli gidenlerin, gittikleri ülkelerin emniyet teşkilatı ile ‘kardeş teşkilat’ ilişkisi kurulması istenilirken, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Kosova’ya gönderdiği nezaret ve cezaevi denetleme görevlileri için mensuplara, ‘Gardiyan olarak gidilmemeli’ talimatı veriliyor.

HARCAMALAR, MALİ HESAPLAR

Askere gidenlere bundan böyle 100 dolar para verilmeyeceği belirtilen bir başka bölümde, 1 Eylül tarihi itibariyle mali hesapların yeniden sıkı kontrol edilmesi isteniyor. Bazı dolar ve Türk Lirası ödemelerinin kimlere, nereye, hangi amaçla yapıldığının küçük notlarının da yer aldığı ajandada, bazı eleştiriler ve açılan soruşturmalara yer veriliyor.

Ajanda dışında el notuna yapılan bazı kayıtlarda ise emniyetteki bazı personel hakkında özel bilgiler bulunuyor. H.Ö. adlı müdürle ilgili, ‘Sıkıntı oluşturabilir. Palu ilçesine verilsin’, M.S. adlı bir müdürün, ‘B.’nin merkezde kalması için önayak olsun, sağlık durumu vs., takdim edilsin’ deniliyor.
Doküman arasında ele geçen bir dosya kağıdında ise el yazısı ile Sebataycılığın tarihi anlatılıyor. Sebataycıların Osmanlı dönemindeki rolüne değinilirken, Atatürk’e şu yakıştırmalar yapılıyor:

“Şemsi Efendi Mektebi Sebataistlerin ilk okuludur. Şemsi Efendi Atatürk’ün ilk hocasıdır. Şemsi Efendi’ye Sebataist olmayan hiç kimse alınmamıştır. İttihat ve Terakki ilk Selanik’te kurulmuştur. M. Kemal mason localarının yapacağı fonksiyonu CHP ile yapacağından dolayı locaları kapatmıştır.”

Yazının bir bölümünde ise aralarında politikacılar, dışişleri mensupları, gazeteciler, sanatçılar ve rektörlerin yer aldığı liste kaleme alınarak, bunların Sebataist olduğu iddia ediliyor.

BELGELER DGM’YE GÖNDERİLECEK

Emniyet yetkilileri, Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in Fethullah Gülen hakkında ‘laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunduğu iddiasıyla’ dava açtığını ve hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istendiğini hatırlatarak, Elazığ’da ele geçen belgenin, açılan davaya ek delil olarak Savcı Yüksel’e gönderileceğini bildirdi.

YETKİLİLER NE DİYOR?

Elazığ’da ele geçirilen belge ve dokümanın çok önemli olduğunu belirten bir üst düzey yetkili, notların bir emniyet mensubu tarafından hazırlandığını ve bunu sivil olan, ancak cemaatin ‘imamı’ olan bir kişiye gönderildiğini, ‘imamın’ da bu emniyetçiye cemaatin emniyetteki taleplerini ilettiğinin anlaşıldığını söyledi. Bu notlardan cemaatin bölgesel çalışmalar yaptığının anlaşıldığını kaydeden yetkili, şöyle konuştu:

“Bu belgeler bu gruba yönelik yapılan soruşturmalarda bugüne kadar ele geçenlerin en somutu. Grubun teşkilat içindeki yapılanması, çalışma yöntemleri, ilişkiler ortaya konuluyor. Bu belgelerden faydalanılarak bazı şeyler açığa çıkarılabilir. Ancak bunlar ayrık otu gibi. Her tarafa yayılmışlar. Başka kurumlarda da yoğun olarak varlar. Bu belgelerden çıkışla üzerine kararlı ve devlet politikasıyla gidilirse, her şey ortaya çıkar.”

Aynı yetkili, yüzlerce kişiyi öldüren Hizbullah örgütünün hücre evlerinde çıkan notların ele geçen notlarla aynı üslupta olduğunu savundu.

Öte yandan, konuyla ilgili olarak gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan dershane öğretmeni Ahmet Şahinalp’in ortadan kaybolduğu da belirlendi.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=49232

***

21 Ekim 2013

“MİT’in fişleme kayıtları MOSSAD’a verildi”

Gözlerinize bakacağım

Amerika ve İsrail’de iki ayrı gazete, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı hedef aldı. “Bir gece ansızın arabana gelebiliriz” pervasızlığı ve küstahsızlığıyla Fidan tehdit edildi.

İşte bu yazıların ardından bayram, kurban demeden, hükümet çevreleri ve AK Partililer tarafından hedefe konup, iftiralara maruz kaldım. Bir anda CIA, MOSSAD ajanı ilan edildim.

Bugüne kadar hakkımda binlerce iftira atıldı. Hiçbirine cevap vermedim. Ellerimi semaya kaldırıp, Rabbime hep dua ettim. “Bu yükü kaldıramıyorum, artık canımı al” dediğinim günlerin sayısını unuttum.

İlk kez atılan iftiralara cevap vermek zorunda kaldım. Nedeni; alnı secde gören, Allah’a inandığını söyleyen kişilerin, Hakan Fidan olayından sonra pervasızca ağızlarından çıkardıkları, kaleme aldıklarıydı.

MİT ve Hakan Fidan eleştirilerim, Uludere’yle başladı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın PKK’lı deyip, Genelkurmay jetlerinin üzerlerine bomba yağdırdığı 34 sivil köylünün öldürülmesiyle ilk eleştirilerimi sıraladım.

Tepelerine bomba yağdırılan köylülerin hesabını sormaktı amacım. Sorumluların hesap vermesiydi.

Hep sorular sordum. Olayın peşini bırakmadım. Bir değil, beş ayrı istihbarat belgesinin MİT’ten gittiğini belgeledim. Önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir Cuma namazı çıkışı hakkımda açıklama yaptı. Cambaz, böcek tartışmasıyla sorumluları saklamaya çalıştı.

Kendi vatandaşının üzerine bomba yağdıranlar, bir anda hedef tahtasına koydu beni.

Önce telefonlarım yasadışı bir şekilde dinlendi. Tıpkı Jandarma’nın yaptığı gibi PKK’lı, ajan gösterilip, MİT tarafından yasadışı bir şekilde sahte isimle dinlendim.

Ardından Hakan Fidan’a, bağlı bulunduğu kurumdan emir geldi. Takip edilmeye başlandım. MİT, 24 saat esasına göre peşime elemanlarını taktı. İzlenmeye alındım.

Bu yasadışı takibin yakalanması çok uzun sürmedi. MİT elemanlarını nasıl yakalattığımı bu köşeyi takip edenler bilirler. Ayrıntıya girip, koca kurumu bir kez daha rezil etmenin âlemi yok.

Şahsıma yapılan tüm bu operasyonlara rağmen, Uludere’nin peşini bırakmadım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yasadışı dinleme ve izleme yapanların yargılanmasına izin vermemesine rağmen, yargılamayı mahşer gününe bıraktım.

Herkes susarken, konuştum. 34 sivilin hesabını sordum.

Ben sorular sordukça, MİT’in istihbarat belgelerini açıkladıkça, Başbakanlık ve hükümet yetkilileri “Savcılık soruşturmasını, Meclis Araştırma Komisyonu Raporu’nu bekleyelim” dediler.

Amaç vakit kazanıp, olayı zamana yayarak MİT’in sorumluluğunu gizlemekti. “Bu soruşturmalardan bir sonuç çıkmaz, olay kapatılacak” dedikçe, birilerinin kimyaları bozuldu.

Önce Genelkurmay Başkanlığı, istihbaratın hangi kurumdan gittiğini savcılıktan gizledi. Savcılık dosyayı kapattı. Ardından Meclis araştırma raporu geldi. Komisyona gelen bir yetkili, gizli belge diyerek, elindeki belgeleri veremeyeceğini, sadece komisyona okuyacağını söyledi. Amaç, belgelerin rapora girmesini engellemekti. O raporu okurken, milletvekillerinden biri söz alıp, “Gizli dediğiniz bu bilgileri gazeteci Mehmet Baransu köşesinde aylardır yazıyor” dedi.

Yetkili sustu, komisyon sustu, bir ülke sustu. Ve AK Partililerin çoğunluğunu oluşturduğu araştırma komisyonu olayı kapatıp, istihbarat raporlarını milletten gizledi.

Yılmadım… Bu gerçekleri de kamuoyuyla paylaştım.

Ardından MİT’in yasadışı bir şekilde beşikten mezara vatandaşları fişlediğinin belgelerini yazdım.

Bununla da kalmadı…

MHP ve CHP’li vekillerin, işadamlarının MİT tarafından fişlenip, Başbakanlığa bildirilerek kamu ihalelerine alınmadıklarını yazdım. Belgeler gerçektir diyen MİT, hakkımda devletin gizli belgelerini açıkladığım gerekçesiyle 10 yıl hapsimi istedi.

Yine yılmadım.

Bu kez MİT’in Ankara Adliyesi’nde yargılandıkları bir davada hâkimi tehdit etmek için yasadışı arama yaptığını hatırlattım. Dosyanın bu tehditle nasıl kapatıldığını Taraf’ta kamuoyuyla paylaştık.

MİT’in kendisine sığınan bir vatandaşı Esad’a 100 bin dolar karşılığında nasıl sattığını, yargılanması gereken MİT elemanlarının Hakan Fidan ve Başbakan Erdoğan tarafından nasıl yargıdan kaçırılıp, yargılanmalarına izin verilmediğini yazdım. Ve bu köşeye sığmayacak onlarca hukuksuz eylemi yazmaktan çekinmedim.

Şimdi birileri, MOSSAD, CIA ajanı diyerek beni yıldıracaklarını düşünüyorsa onlara sadece gülerim.

Yazmaya devam edeceğim.

Siz birilerini kahraman yapmaya devam edin. Abdullah Öcalan’dan dindar bir kahraman yapmak için Sabah ve Star gazetelerinde nasıl çırpındığınız arşivlerde.

Siz birilerini “sahte kahraman” yapmaya devam edin. Ben en iyi bildiğim işi yapacağım. Hukuksuz işlere bulaşanları bu köşeden deşifre edeceğim. Bu ülke bir gün beşikten mezara fişlemelerin nasıl MİT içinden birileri tarafından, MOSSAD’a verildiğini de öğrenecek.

Ve alnı secde görenler; Mahşer günü öte tarafta sizi bekliyor olacağım. CIA’inizi, MOSSAD’ınızı yanınıza almayı unutmayın. Kafanızı kaldırabilirseniz, gözlerinizin içine bakacağım.

Mehmet Baransu

http://www.taraf.com.tr/mehmet-baransu/makale-gozlerinize-bakacagim.htm

***

16 Aralık 2013

Bavulundan “memur fişlemeleri” çıktı
Mehmet Baransu elindeki bavulu açmaya devam ediyor.

Taraf’ın bugün sürmanşetten verdiği habere göre Milli Eğitim Bakanlığı, üç ay öncesine ait fişleme belgelerinde kadrosundaki tüm görevlileri fişleyerek “MHP’li, görev verilmemeli, İHL’li, bize yakın, F tipi, kadrosu iptal edilmeli” gibi notlar düşmüş.

“Milli Eğitim Bakanlığı kamudaki görevlileri fişlemiş. İsimlerin karşısına, “Olumsuz, İHL’li kesime bakışı negatif, görev verilmemeli, F tipi” gibi notlar düşülmüş Milli Eğitim Bakanlığı’nın da (MEB) tıpkı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gibi kamudaki görevlileri fişlediği ve fişlenen isimlerin tasfiye edildiği ortaya çıktı. Fişleme yapan isim ise MİT’e de benzer emir bir veren Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın kardeşi Atıf Ala.

“Bakanlık Merkez Teşkilatı Yönetici İstatistiği” adı altında yapılan fişlemelerde, kişinin çalıştığı birimin adı, birim amiri, kadro durumu belirtildikten sonra “Açıklama” bölümünde fişlemeler yapılmış. Bu bölümde şahısların karşılarına düşülen notlar şöyle:

BİZE YAKIN DEĞİL

“Olumsuz, Mevzuat bilgisinden dolayı görev aldı, kadro iptal edilebilir. Çabuk etkilenen, farklı görüşte, mevzuatçı, bize yakın değil. Eski MHP’li.

Fikriyatı farklı, Sosyal Demokrat, Olumsuz, İHL’li kesime bakışı negatif, Kesinlikle görev verilmemeli, F. Kocabıyık referanslı.

F tipi, iletişimi zayıf, görev verilmemeli. Cemaatten yararlanır, geçimsiz, çıkarcı, kadro verilmemeli.

İHL’li, çalışkan, dürüst, üst kademe yöneticiliğinde değerlendirilebilir. Kalkınma Bak. geldi. Tecrübesi yok. İnsan ilişkileri zayıf. MHP’li olarak bilinir, güven zayıf, Salih Çelik referanslı. MHP’li, kadrosu iptal edilmeli. MHP’li, teknik bilgisi iyi, şahsi çıkarma düşkündür.

Bakanlık denetçisi, F tipi, Mevzuatçı. Yönetim becerisi zayıf, kararsız, olumsuz, MHP’li.

Sosyal Demokrat, olumsuz, kesinlikle iptal edilmeli. F tipi, yönetim deneyimi az. Gözden geçirilebilir. Maliye kökenli, sosyal demokrat, olumsuz.

Abdurrahman Güzel, Burslar Grup Başkanı, F tipi, iletişimi iyi.”

KARŞIT GÖRÜŞLÜLERE OLUMSUZ NOT

Taraf’ın elindeki fişleme belgelerinde bunun gibi onlarca ayrıntı var. Tıpkı Balyoz darbe planını yapanların hazırladığı fişleme belgeleri gibi. İsim isim yapılan fişlemelerin karşısına hep açıklama adı altında benzer notlar düşülmüş. İktidar kendine yakın gördüğü isimlere olumlu not verirken, karşıt görüşlü insanlara olumsuz not verip, kadrolarının iptal edilmesini, yönetici yapılmamasını istemiş.

Fişleme, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı talimatı ile Atıf Ala ve Galip Gülmez tarafından yapılmış. Daha sonra bu belgeler, MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’e arz edilmiş.

Bu fişleme bilgilerinin hazırlık ve arz safhalarında Atıf Ala, Galip Gülmez, Yusuf Telcin ve Yusuf Tekin’in özel kalem müdürü görev almış. Fişleme belgeleri Yusuf Tekin’in dizüstü bilgisayarlarında hazırlanıp, saklanıyor.

Atıf Ala, Başbakan Müsteşarı Efkan Ala’nın kardeşi. Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünde Grup Başkanı olarak görev yapıyor.

Atıf Ala, 1994 yılında öğretmenliğe başladı. Abisinin etkisiyle 2005′te Şube Müdürü oldu. 2007′de de müfettiş olarak atandı. 2011 yılında ise Grup Başkanı oldu.

http://sozcu.com.tr/2013/gundem/bavulundan-memur-fislemeleri-cikti-424484/

***

İ l g i l i :

Hans von Aiberg F TİPİ tarafından nasıl öldürülmeye çalışıldı?
Hans von Aiberg’ düzenlenen F TİPİ medya tertibi
F-Tipi yöntem: Her yol mübah
AHC komplonun neresinde?
Müfteri Mustafa Karataş
Edepsizin önde gideni
Hv.Aiberg facebook fan sayfası paylaşımı

İllegal F TİPİ örgüt
Fethullat örgütü
Fethülle örgütü
Herkese her keseye
Cevdet Saral resimleri
Ergün Poyraz tutuklanıyor
Hablemitoğlu’nun vasiyeti