HERKESE HER KESEYE

Herkese ve her keseye uyumlu bir “şer” şebekesidir Fethullahçılık.
1999 yılında ipi tümüyle çekilmek üzere iken, “has adamı” Tantan tarafından ‘jet operasyon‘ düzenlenmiş ve ‘telekulak’ adı altında organize edilen komplo ile F-Tipi Emniyet yapılanmasını temizleyecek olan ekibin fişi çekilmiştir.
Sadettin Tantan yalnız mıdır? Bu sinsi ve karanlık tezgahta Hüsamettin Özkan, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit doğrudan onun arkasındadır. Sabri UZUN gibi köstebekler tertiplerin ana parçalarıdır. (Akp’nin iktidara taşınmasında Devlet Bahçeli’nin ‘stratejik derinliği’ ile sağladığı katkı hatırda tutulmalıdır.)
Defalarca uyarılarda bulunan Dr. Necip Hablemitoğlu bedelini yaşamıyla ödemiştir. Ergün Poyraz ise deşifre ettikleri sebebiyle hücrelerde çürümeye terkedilmiştir.
Ama unutulmamalıdır ki, keser döner sap döner, gün gelip hesap döner.
Keser de sap da dönmüştür…

Émile, Jean T.

hablemitoglunu-emniyet-icindeki-cemaatciler-oldurdu-0406121200_m

10 Haziran 1999, Perşembe / YENİŞAFAK

İstanbul- Telekulak skandalı nedeniyle Ankara Emniyeti’nde ve Genel Müdürlüğün İstihbarat Dairesi’nde yaşanan görev değişikliklerinin ardından gözler Emniyet Genel Müdürlüğü’ne çevrildi. Önceki gün İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’la görüştükten sonra sürpriz bir biçimde izne ayrılan Bilican’ın, Emniyet’teki skandala zamanında müdahale edemediği için Genel Müdürlük’ten ayrılacağı belirtiliyor. Bilican’ın muhtemel istifasında oğlu Murat Bilican’la ilgili tartışmaların da etkili olacağı kaydediliyor.

Genel Müdür Necati Bilican’ın, Ankara ekibi olarak bilinen grubun üst düzey yöneticileriyle İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un görevden uzaklaştırıldıktan hemen sonra otuz günlük izne ayrılması, izin dönüşü sonrasında Genel Müdürlük’te görev değişimini gündeme getirdi. Emniyet Genel Müdürü’nün izinli olduğu dönemde bu görevi vekaleten Genel Müdür Yardımcısı Ersin Yılmaz’ın yürüteceği öğrenilirken, Bilican’ın izin dönüşünde görevinden ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Genel Müdür Necati Bilican’ın istifasının ardından onun yerine teşkilat dışından bir ismin, ya da İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a yakın eski bir Emniyet mensubunun atanacağı ileri sürülüyor. Bilican, izinden dönene kadar Valiler Kararnamesi’nin hazırlanacağı, Emniyet Genel Müdürlüğü atamasının da bu kararnameye göre Bilican’ın istifasının ardından gerçekleştirileceği belirtildi.

İçişleri Bakanı Sadettin TANTAN, önceki gün Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Yardımcısı Osman Ak ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Ersan Dalman ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri UZUN’la birlikte yedi polisi görevlerinden uzaklaştırarak TELEKULAK skandalına el koymuştu.

Görevden uzaklaştırılanlar arasında yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri UZUN, ANKARA EKİBİNE YAKIN OLMAYAN TEK İSİM olarak öne çıkıyor. Uzun’un, APK’da pasif göreve atanmasında Ankara ekibi olarak bilinen grubun bir ‘görev suistimali’ ihbarının etkili olduğu belirtildi.

Ankara ağır darbe yedi

Öte yandan 11 Emniyet görevlisini kapsayan görevden uzaklaştırmalar Saral ve çevresindeki üst düzey polis şeflerinden oluşan ANKARA EKİBİ’ne vurulan ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Saral’ın “Bu ilk raunttu. İlk raundu kaybettik. Tekrar görüşeceğiz” şeklindeki sözlerine rağmen Ankara ekibi olarak adlandırılan grubun GERİ DÖNÜŞÜNÜN ZOR olduğu kaydediliyor.

Görevden uzaklaştırılanlardan Saral, daha önce de Banker Bako soruşturması nedeniyle Bingöl’e, Susurluk tartışmaları nedeniyle de APK Dairesi’e atanmıştı. Güçlü bir ekiple İstanbul’da görevlendirilmek istediği ve daha sonra Genel Müdürlüğü hedeflediği öne sürülen Saral’ın, yaşanan son gelişmelerle ağır darbe yediği belirtiliyor.

Görevinden uzaklaştırılanlar arasında yer alan bir başka isim Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak; Ünal Erkan ve Mehmet Ağar’ın genel müdürlüğü dönemindeki önemli çalışmalarıyla tanınıyor. Ak, PKK’ya karşı yürütülen çalışmalarda rol almasının yanısıra dinleme ve izleme faaaliyetlerinin gerçekleştirildiği teknik şubenin kurucusu olarak da biliniyor.

Ankara ekibi olarak adlandırılan grupla karşı cephede yer almasına rağmen Araştırma Planlama Koordinasyon Dairesi’nde pasif göreve atanan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ise Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ ve çevresindeki ekipten farklı olarak İstanbul ekibine olan yakınlığıyla tanınıyor. Uzun, İSTİHBARAT KADROSU’nda görev almış ve Susurluk ile çeteler konusunda bazı çalışmalar yürütmüştü.

http://yenisafak.com.tr/arsiv/1999/haziran/10/gundem/gund2.html

8 Haziran 1999, Salı / YENİŞAFAK

Emniyet’te deprem

İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Ersan Dalman ile 4 amir ve 3 polis memuru görevden alındı.

Haber-Analiz: Mustafa Karaalioğlu

Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nde ortaya çıkan telefon dinleme skandalı üzerine yaşanan gelişmelerin arkası kesilmiyor. Emniyet Müdürü Cevdet Saral’la birlikte müdür yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman ve yardımcısı Zafer Aktaş’ın birlikte yaptıkları operasyonlar sonucunda Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay başkanlığı, çeşitli bakanlar, MİT ve çok sayıda politikacı ve yazarın telefonlarının dinlendiği ortaya çıkmıştı. Olayın büyümesi üzerine Ak, Dalman ve Aktaş “yetkilerini aştıkları gerekçesiyle” görev yerlerinden alınmışlar, İçişleri Bakanlığı da konuyla ilgili inceleme başlatmıştı. Dün de hafta başından beri beklenen oldu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Müdürü Ersan Dalman, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize, Silah ve Kaçakçılık Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş, Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü`nde görevli Komiser Yavuz Sağdıç, Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevi Komiser Tolga Yılmaz, Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü`nde görevli Komiser Yardımcısı Dündar Özbayrak ile polis memurları Salih Aydemir, Serdar Bostan ve Elif Şahmetoğlu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137 ve 138/a maddeleri uyarınca 8 Haziran 1999 tarihli onay emri ile görevlerinden uzaklaştırdı. Resmi yazıda görevden almaların bakan talimatıyla yapıldığı belirtiliyordu.

İstanbul’a gidiş planı

Kamuoyuna telekulak olayı olarak yansıyan telefon dinleme skandalının perde arkasında önce “Ankara ve İstanbul polisleri arasındaki çatışma” ardından da “FETHULLAH GÜLEN’E YAKIN İSİMLERLE İLGİLİ ARAŞTIRMA” olduğu iddia edilmişti.

Birinci iddia eksik olmakla birlikte gerçeğe daha yakın bulunuyor. [KY DeepNote: Karaalioğlu İKİNCİ yani F-TİPİ’YLE İLGİLİ İDDİA’yı itibarsızlaştırıyor.]

Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve yardımcılarının uzun süreden beri İstanbul’a gitmek istedikleri biliniyordu. Saral, siyasilere özellikle de ANAP ve Mesut Yılmaz’a yakın bir emniyetçi olarak bu yöndeki girişimlerde kendisin her zaman rahat hissetmişti. Hatta, Ankara Emniyeti’nin Başbakanlığı döneminde Yılmaz’la ilişkilerine teşkilatta hiyerarşinin bozulduğu gerekçesiyle tepki gösterildiği de biliniyordu.

Bununla birlikte Ankara Emniyeti’nin özellikle Ak ve Dalman aracılığıyla sürdürdüğü telefon dinleme operasyonları güç gösterisi şeklinde gelişiyordu. Saral ve ekibi emniyet içinde güç odağı haline gelmeyi ve kısa sürede İstanbul’a gitmeyi amaçlıyordu. Bu nedenle de mesela İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile eski Narkotik Şube Müdürü Ferruh Tankuş arasındaki çatışmada Özdemir’in evine ait resmi vermek gibi bazı konularda Tankuş’tan yana tavır koymuşlardı. [KY DeepNote: HASAN ÖZDEMİR isimli kelalaka biri ile emniyet müdürünün ismi kasten karıştırarak telekulak komplosuna dahil edildi.]

Saral ve ekibinin faaliyetlerine dikkat çeken en önemli olay ise Emniyet Genel Müdürü Bilican’ın oğlu Murat Bilican’ın devlete ait bir cep telefonuyla konuşma yaptığı, faturasını da teşkilata ödettiği bilgisinin basına sızdırılmasıydı. Olay üzerine Bilican, çok az kişi tarafından bilinen ve numarası yeni değiştirilmiş olan cep telefonuyla ilgili bilginin nasıl ortaya çıktığını araştırınca karşısında Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü buldu. Dahası, bu ekibin inanılmaz boyutta bir dinleme operasyonu içinde olduğu anlaşıldı. Bu noktadan sonra Ak, Dalman ve Aktaş görevlerinden alındı.

Tutarsızlıklar ve Gülen operasyonu!

Çatışmanın ve kulak skandalının gerçek boyutları da bu noktadan sonra ortaya dökülmeye başladı. Saral ve ekibi, kamuoyundan ve çeşili kesimlerden destek bulabilmek için operasyonlarının asıl amacının “Fethullahçılar”ı izlemek ve Fethullah Gülen Grubuyla ilgili bilgiler toplamak olduğunu söylemeye başladı.

Bu kaynaktan basına, Ankara Emniyeti’nin aralarında Türkiye Kalkınma Bankası’nın şimdi cezaevinde bulunan eski genel müdür ÖZAL BAYSAL, YEŞİL kod adlı Mahmut Yıldırım, mafya babası Kürşat YILMAZ ve kumarhaneciler kralı Ömer Lütfü TOPLA’ın da çeşitli operasyonlar için dinletildiği bilgileri verildi.

Ancak, hem bu kişilerle ilgili telefon hareketlerinin tarihinin tutmaması hem de yapıldığı iddia edilen operasyonlarla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bilgi verilmediğinin ortaya çıkması bu iddiaları zayıflatıyordu.

İddia edildiği gibi Yeşil, 1997 yılından beri MİT Müsteşarlığı, MGK Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara İl Jandarma Komutanlığı, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü, Harp Akademileri Komutanlığı, İzmir Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı gibi noktalardan hiçbirini aramıyordu. Yine, talimatı Şubat 1999’da gelen raporu Nisan 1999’da yazılan bir dinleme ile ilgili çalışmaların 1998 yılından beri yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Ankara Emniyeti köşeye sıkışmıştı. Dün, son bir gayretle Fethullah Gülen hakkında BİR RAPORU Cumhuriyet gazetesine vererek mevzi kazanmaya çalıştı. Ama, içinde telefon dinleme yoluyla elde edilmiş bilgilere rastlanmayan [???] bu raporun da gelişigüzel ve son anda kaleme alındığı gözlerden kaçmıyordu.

İşte, bu tutarsızlıklar Saral ve ekibinin sonunu getirirken İstihbarat Daire Başkanı SABRİ UZUN da Ankara Emniyet’indeki depremin altında kalmaktan [???] kurtulamadı. Emniyet bürokrasisi tasfiyeyi “geç kalınmış ve isabetli bir icraat” olarak değerlendirirken Uzun hakkındaki karara şaşırdıklarını gizlemedi.

Sızan ilk bilgilere göre Uzun, olup bitenler konusunda yeterince aktif bir DENETİM gerçekleştiremediği için görevden alındı. Uzun’un teşkilatta “denge” gözetilerek [KY: DENGE ve tırnak içinde] görevden alındığı belirtiliyor.

Vekaleten atama

Öte yandan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın yerine Malatya Emniyet Müdürü Kemal İskender, İstihbarat Daire Başkanılğı’na da, İnhterpol Daire Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın vekaleten atandılar.

http://yenisafak.com.tr/arsiv/1999/haziran/09/gundem/gund1.html

9 Haziran 1999, Çarşamba / ZAMAN

Görevden alındılar

Bakan Tantan, telekulak skandalı ile ilgili olarak Ankara Emniyet Müdürü Saral ve yardımcısı Ak’ı görevden aldı. İçişleri Bakanı Tantan, telefon dinleme olayıyla ilgili olarak Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral yardımcısı Osman Ak ile 9 emniyet görevlisini görevden aldı.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, kamuoyunda ‘telekulak skandalı’ olarak bilinen telefon izleme olayıyla ilgili açılan soruşturma çerçevesinde aralarında Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Emniyet Genel Müdürlüğü İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman’ın da bulunduğu 11 emniyet mensubunu görevden uzaklaştırdı. Açığa alınan diğer isimler ise Zafer Aktaş, Yavuz Sağdır, Tolga Yılmaz, Dündar Özbay, Salih Aydemir, Serdar Bostan ve Elif Şahmetoğlu oldu.

Hatırlanacağı üzere skandal patlak vermesinden sonra İçişleri Bakanı Tantan iki mülkiye başmüfettişini bu skandalı araştırmak için görevlendirmişti. Telekulak olayının genişlemesi Başbakan Bülent Ecevit’in dahi dinlenmesi üzerine dün İçişleri Bakanı Tantan’ı arayan Ecevit’in bu kişilerin açığa alınmasını istediği öğrenildi.

Olayla ilgili yazılı bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, SİYASİ MAFYA (terör), EKONOMİK MAFYA olarak tanımlanan organize suç gruplarıyla mücadele eden devletin teknolojik imkanları her düzeyde kullanabilmesinin, koruma tedbiri olarak haberleşme araçlarını denetleyebilmesi ve güvenli ortamın yaratılabilmesi açısından “zaruri” olduğunu [KY: ZARURİ ve tırnak içinde] kaydetti.

Tantan, son günlerde basın-yayın organlarında yer alan telefon dinleme ve telefon görüşme kayıtlarının izlenmesi yolundaki iddiaların incelenmesi-soruşturulması amacıyla başlatılan soruşturma kapsamında mülkiye başmüfettişleri tarafından hazırlanan “Öngörüş Raporu”nun tarafına verildiğini bildirdi.

Soruşturmayı yürüten mülkiye başmüfettişlerinin de yaptıkları incelemelerde çok farklı ve kapsamlı dinlemelerle karşılaştıkları ve suçlanan bu kişilerin açığa alınmasını istediği bildirildi.

Bilindiği üzere basında çıkan haberleri ihbar kabul eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel konu ile ilgili SORUŞTURMA açmış ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir yazı göndererek olaylarla ilgili bilgi ve belgeleri istemişti.

Teşekkül oluşturma suçu

Savcı Yüksel’in yazısında dinlemenin bir teşekkül oluşturmak için yapıldığına yönelik duyumlar alındığı belirtilmiş ve şu ifadeler yer almıştı; “Basında yer alan haberlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bazı üst düzey yöneticiler tarafından Başbakanlık, bazı bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, iş adamları, siyasetçiler, hukukçular, emniyet genel müdürü ve bazı üst düzey Emniyet mensupları, Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı önemli birimlerin ve askeri lojmanların telefonlarının dinlemeye alındığı belirtilmiş ve bu olayla ilgili belgeler yayınlanmıştır. Dinlemelerin devletin üst düzey birimlerinin önemli bir bölümünü içine alması ve temadi etmesi karşısında bu amaca bir teşekkülün oluşturulduğu kanaati hasıl olmuş ve soruşturmaya başlanmıştır.” [KY: Diğer ifadeleri haberde yazmıyorlar.]

İRFAN KILIÇ/ANKARA

Saral’ın yerine İskender

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından görevden uzaklaştırılan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın yerine Malatya Emniyet Müdürü Kemal İskender vekaleten, İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un yerine İnterpol Daire Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın asaleten atandı.

Tantan, telefon izleme ve dinleme olayı nedeniyle başlatılan soruşturma çerçevesinde görevden uzaklaştırdığı Cevdet Saral’ın yerine İskender’i BAKAN ONAYI ile vekaleten görevlendirdi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne önümüzdeki günlerde kararname ile atama yapılacağı bildirildi.

Soruşturma çerçevesinde görevinden uzaklaştırılan İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un yerine ise İnterpol Daire Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın asaleten atandı. Aydın, bir süre önce İSTİHBARAT Daire Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştı.

Bu arada, yürütülen soruşturma çerçevesinde, Tantan tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan Sabri Uzun’un da Genel Müdürlük APK DAİRESİ’ne atandığı öğrenildi.

http://arsiv.zaman.com.tr//1999/06/09/guncel/21.html

9 Haziran 1999, Çarşamba / HÜRRİYET

Tele temizlik

Tantan, kulaklarını devletin zirvesine kadar uzatan polisleri açığa aldı

Hürriyet’in ortaya çıkardığı telekulak skandalında, son noktayı İçişleri Bakanı Sadettin Tantan koydu. Aralarında MGK, Genelkurmay, Başbakanlık ve Başbakan Ecevit’in özel ev telefonunun da bulunduğu pek çok telefonu hukuk dışı yollarla izlemeye alan ‘uzunkulaklar’, görevden uzaklaştırıldı.

Telekulak Skandalı’nın hemen ardından inceleme başlatan İçişleri Bakanı Sadettin TANTAN, dün JET HIZIYLA hareket ederek, FİŞİ ÇEKTİ.

Tantan, skandala karışan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Müdür Yardımcısı Osman Ak, İstihbarat eski Şube Müdürü Ersan Dalmaz, İstihbarat eski Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş’ın da yer aldığı 11 görevliyi açığa aldı.

Görevden alınanların arasında, Hürriyet’in kamuoyuna DUYURDUĞU telefon izleme skandalının belgelerinde ‘Elif, Tolga, Aydemir…’ kodlarıyla isimleri geçen istihbaratçıların da bulunması dikkat çekti.

‘İzleme skandalı’yla çalkalanan Ankara’da, dün sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı’ndan yazılı bir açıklama yapılacağı haberleri yayıldı. Ardından Başbakan Bülent ECEVİT, Başbakanlığa girerken gazetecilere, Ankara Emniyeti tarafından izlemeyle ilgili öne sürülen ‘mazeretleri’ İNANDIRICI BULMADIĞINI açıkladı.

Ecevit, İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı soruşturmanın kısa sürede sonuçlanacağını UMDUĞUNU da vurguladı.

Başkente günün asıl bombası öğle saatlerinde İçişleri Bakanlığı basın Müşavirliği’nden yapılan Tantan’ın açıklamasıyla patladı. Bakan Tantan’ın üç sayfalık yazılı açıklamasında, soruşturmanın ‘daha sağlıklı ve objektif esaslara uygun’ yürütülmesi için, hemen tümü istihratçı 11 emniyet müdürü, amiri ve polisin ‘GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDIĞI’ duyuruldu.

DÜNYADAN ÖRNEKLER

Tantan yazılı açıklamasına Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan ve telefon İZLEMEYİ SAĞLAYAN SİSTEM’in ‘kaçınılmaz’ olduğu sözleriyle başladı. Tantan, buna rağmen Anayasa’da yer alan ‘Özel hayatın gizliliği’ ve ‘Haberleşme özgürlüğü’ ilkeleriyle, bu uygulamanın ters düştüğünün VARSAYILABİLECEĞİNİ vurguladı.

Tantan Almanya, Avusturya, İngiltere, Fransa, İsviçre, Danimarka’daki dinleme olayları ile ilgili olarak da bilgi verdi. Bu ülkelerde telekomünikasyon araçlarının izlenmesine dönük yasaların bulunduğuna da dikkat çeken Tantan, Türkiye’de böyle bir yasanın bulunmadığını hatırlattı.

YETKİYİ KÖTÜYE KULLANMA

Tantan, şöyle devam etti:

‘‘Bu durumun ise bazı görevlilere bu yetkinin kötüyü kullanılması için müsait bir ortam sağladığı açıktır. Bu bakımdan bu konuda çağdaş ve yararlı bir düzenleme getiren ‘Bazı Örgütlü Suçlarla Mücadele Kanunu Tasarısı’nın acilen yasalaşması şarttır.’’

Tantan, yasa için çalışmaların başlatıldığını da bildirdi. Tantan, Hürriyet’in ortaya çıkardığı telefon dinleme ve telefon görüşme kayıtlarının izlenmesi yolundaki iddiaların incelenmesi-soruşturulması amacıyla başlatılan soruşturma kapsamında mülkiye başmüfettişleri tarafından hazırlanan raporun kendisine ulaştığını da bildirdi.

Tantan, inceleme ve soruşturmanın mülkiye müfettişlerince daha sağlıklı ve objektif esaslara uygun bir şekilde yürütülüp sonuçlandırılmasını sağlamak amacıyla 11 emniyet mensubunun görevinden uzaklaştırıldığını açıkladı.

JET HIZIYLA ATAMA

Tantan, açığa alınan Saral’ın yerine Malatya Emniyet Müdürü Kemal İskender’i jet hızıyla vekaleten Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne atadı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne önümüzdeki günlerde kararname ile atama yapılacağı bildirildi. Uzun’un açığa alınması ile boşalan İstihbarat Daire Başkanlığı’na ise İnterpol Daire Başkan Yardımcısı MUSTAFA AYDIN aseleten atandı. Aydın, daha önce de İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.

Dönemin İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu, Genelkurmay’a ajan sokup belge çaldırdığı gerekçesiyle açığa alındığında, yerine vekaleten kısa bir süre AYDIN atanmıştı.

TGC’DEN PROTESTO

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti [!!!] Basın Senatosu’ndan İstanbul’da yapılan açıklamada, telefon dinleme olaylarının Anayasa ve haberleşme özgürlüğüne aykırı olduğu belirtildi ve telefonların dinlenmesi protesto edildi.

11 polis açığa alındı

Sabri Uzun [KY: Bu ismi kasten öne çıkarıyorlar, görevini yanına değil iki satır aşığıya yazıyorlar, Osman AK için de aynısını yapıyorlar ki tek başına sırıtmasın.]

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı

Ersan Dalman, Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürü (Bir ay önce İstihbarat Şubesi’nden uzaklaştırılmıştı)

Zafer Aktaş Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Md. Yrd. (Bir ay önce İstihbarat Müdür Yardımcısı idi)

Dündar Özbayrak Ankara İstihbarat Şubesi’nde Komiser Yardımcısı

Yavuz Sağdıç Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Komiser. (Yavuz kod adıyla telefon izlemesi yaptığı anlaşılan görevli)

Osman AK

Ankara Emn. Md. Yrd.V. (Cevdet Saral’ın sağ kolu)

Tolga Yılmaz Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Komiser. Bir ay önce İstihbarat Şube’deydi.

Salih Aydemir Ankara İstihbarat Şube’de polis memuru. (Aydemir kod adıyla telefonları izleyen görevli)

Elif Şahmetoğlu: Ankara İstihbarat Şube’de görevli polis memuru. (Aralarında Yazarımız Emin Çölaşan’ın da bulunduğu pek çok kişinin telefonlarını Elif kod adıyla izleyen görevli)

Kaybettiğimiz ilk raunt…

Telekulak soruşturması nedeniyle görevden alınan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın kararının çok doğru olduğunu söyledi. Saral, memuriyet hayatında böyle şeylerin olabileceğini belirterek, ‘‘Kararı takdirle karşılıyorum. HAYIRLISI neyse o olur’’ diye konuştu.

Saral, görevden alındıktan hemen sonra da Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde müdür yardımcıları ve şube müdürleri bir toplantı yaptı. Bir saatten fazla süren toplantıdan sonra Saral’ın, ‘‘Bu ilk raunttu, kaybettik’’ dediği öğrenildi.

Meclis’i bile yanılttılar

Telefon dinleme skandalının baş aktörlerinden Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, 1997’de kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’na verdiği ifadede, mahkeme kararı olmadan dinleme yapmadıklarını, cep telefonlarını ise KESİNLİKLE dinlemediklerini söylemişti.

Geçen dönem CHP eski Milletvekili Sabri Ergül ve 19 arkadaşının verdiği önerge üzerine, polisin telefon dinleme olayıyla ilgili Meclis araştırması açılmıştı. Komisyona o günlerde ifade verenlerden biri de, bugünkü skandalın önde gelen isimlerinden Osman Ak’tı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Teknik Şube Müdürü sıfatıyla ifade veren Ak, dinleme olayını yalanlamış ve telefonların mahkeme kararı olmadan dinlenmesine olanak tanıyan kararın bu konuda teknik alt yapının kurulması amacını taşıdığını savunmuştu. Ak, cep telefonlarının da kesinlikle dinlenmediğini söylemişti.

Refahyol döneminde kurulan bu komisyon, sorumlular hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmasına gerek görmedi ve olay kapatıldı. CHP’li Ergül komisyonda, ‘Bir işadamının metresiyle arasındaki telefon görüşmesini kaydederek şantaj yapıldığı, bir ihalede fiyat kırımının telefon konuşmalarından izlendiği ve hatta Meclis’te verilecek bir önergenin önceden haber alınarak önergeyi verecek milletvekillerinin ikna edildiği’ yolunda bilgiler geldiğini ileri sürmüştü.

[KY: F-TİPİ’ne karşı yürütülen operasyonlar tersine çevirilip operasyonları düzenleyen kişilere döndürüldü. Fethullah’ın Talebeleri örgütünün suçları, çetenin üzerine gidenlerin başına sarıldı. Ve ‘telekulak’ komplosunun ardından F-Tipi (+sonra Akp) gerçek telekulak hız kazandı.. PRE-ERG ile başlayan sürecin kaynağı, şekli, yöntemler vb. böylelikle daha iyi anlaşılabilir.]

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=-84441

11 Haziran 1999, Cuma / HÜRRİYET

Kahveye çevirmişler

Telekulak skandalına adı karışanları bir bir ayıklamaya başlayan İçişleri Bakanı Tantan, istihbarat birimlerinin kahvehaneye döndüğünü, sırların sokağa döküldüğünü söyledi. Tantan, telefon dinlemenin ancak hukuk içinde olabileceğinin altını çizdi.

İÇİŞLERİ Bakanı Sadettin TANTAN ile ANAP Genel Başkanı Mesut YILMAZ, telekulak skandalı konusunda birbirinden çarpıcı ve önemli açıklamalar yaptılar.

Tantan, istihbarat birimlerini kahvehaneye benzeterek, ‘‘Buralar herkesin girip çay, kahve içtiği, bütün sırların sokağa döküldüğü yerlere dönmüş’’ dedi.

Yılmaz ise Türkiye’de dünyanın en ileri, akılalmaz tekniklerinin dinlemede kullanıldığını belirterek, ‘‘Sorumlu kişilerce kullanılmazsa, haberleşme hürriyeti için çok önemli bir TEHDİT var demektir’’ uyarısını yaptı.

ANAP TBMM grubu dün telekulak olaylarını değerlendirdi. Toplantının basına kapalı bölümünde önce Tantan gruba bilgi verdi. Ardından da Yılmaz, basına açık bir konuşma yaptı. Yılmaz, milletvekillerinden Emniyet’le ilgili gelecek taleplerin takibinde ısrarlı olmamalarını, bunları BAKAN’A İLETMEKLE YETİNMELERİNİ istedi. Güvenliği sağlamakla görevli bir kuruluşun iş disiplinine sahip olmaması halinde görevini yerine getiremeyeceğini belirten Yılmaz, TSK’daki TERFİ MODELİ’ni emniyet için de önerdi.

POLİSİN POLİTİZE OLMASI

Emniyet’in siyasi etkilerden arındırılması gerektiğini anlatan Yılmaz, iktidarları döneminde Emniyet’e DESTEK VERMELERİNİ yanlış anlayan bazı görevlilerin varlığına şahit olduklarını vurgulayıp şunları dedi:

‘‘55’inci hükümetin zamansız görevden uzaklaştırılmasının en önemli nedeni, Emniyet içindeki hizmet yetersizliğidir. Eğer belli birimler görevlerinin gereğini yapıp sahip oldukları bilgileri bize zamanında aktarmış olsalardı, o SİYASİ KRİZ yaşanmayacaktı. Ama bazı görevliler yasadışı olarak ulaştıkları bilgileri kendi amirlerine ve BİZE DEĞİL DE BİR MUHALEFET MİLLETVEKİLİNE verdiklerinde, Türkiye siyasi krize girdi. Ondan sonraki hadise bunların devamıdır. Türkiye’nin geleceği açısından Emniyet’in politize olması kadar ağır bir tehdit düşünemiyorum.’’

Yılmaz telefon dinleme konusuna değinirken de, ‘‘Türkiye’de dinleme konusunda bazılarının tahmin dahi edemeyeceği ölçüde ileri, aklın alamayacağı TEKNOLOJİK ARAÇLAR var. Artık telefon tellerine kanca atılarak yapılmıyor bu iş’’ dedi.

HERKES GİRİYOR

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın basına kapalı toplantıda yaptığı açıklamalar da oldukca ilginç. Telekulak soruşturması istenen süratte ilerlemediği için müfettiş sayısını dün sabah İKİDEN DÖRDE çıkardığını anlatan Tantan, istihbarat birimlerini kahvehaneye benzetti. Buralara giren çıkanın belli olmadığını bildiren Tantan, ‘‘Görevliler dışındaki diğer polislerin bile girmemesi gereken bu yerlere herkes girmiş, çıkmış; çay kahve içmiş, sohbet etmiş’’ dedi. [KY: Yılmaz gibi Tantan da kamuoyunu yanıltıyor, hedef saptırıyor, bknz. E.Poyraz.]

Dünyanın her yerinde telefon dinlemesi yapıldığını; ancak bunun hukuk içinde olduğunu kaydeden Tantan, ‘‘Bu konuda Türkiye’de yasal bir boşluk var. Bunu doldurmak gerekir. Yasalar öncelikle benim bakanlığımda uygulanmalı ki, diğer yerlerde de uygulansın. Bu böyle olacak’’ dedi.

Tantan, halen 3 bin 500 emniyet müdürü bulunduğunu, bunlar arasında seçim yapmak amacıyla bir KOMİSYON [???] oluşturduğunu da açıkladı.

Tantan, ‘‘Bu 3 bin 500 emniyet müdürü için yeterli kadro yok. O zaman da bunlar kendi aralarında ekipleşerek kavgaya başlamışlar. Bu sistemin ortadan kaldırılması gerekir. Bunun için de tayin ve terfilerini TSK’nın SİSTEMİNE benzetmek lazım. O zaman kurumun da hepimizin de yüzü ağarır’’ dedi. [KY: TSK ismini kullanmaları sahtekarca kurnazca bir yanıltmaca. Emniyeti tümüyle ele geçirebilmek için tepeden inme, seçimleri atamaları kendilerinin yapabileceği bir model oluşturacaklarını ifade ediyor aslında. Komisyon dediği de bu zaten.]

Bir müdür daha görevden alındı

TELEKULAK operasyonunda görevden alınan polislerin sayısı bir düzineye tamamlandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Mehmet Gümüş de dün görevden alındı. Telekulak soruşturması çerçevesinde, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, İstihbarat Müdürü Ersan Dalman ve yardımcısı Zafer Aktaş’la birlikte toplam 11 görevli, izinsiz ve keyfi izleme yaptıkları gerekçesiyle açığa alınmıştı. Mehmet Gümüş de dün, başka bir göreve atanmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü emrine verildi.

Telekulakçılar DGM’de ifadeye çağrılıyor

HÜRRİYET’in, ‘Tele-şok’ manşetiyle ortaya çıkardığı telekulak skandalına el koyan ve ‘Dinleme çetesi’ kurdukları iddiasıyla soruşturma başlatan Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, ilk aşamada ifadesini alacağı Emniyet görevlilerini belirledi.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından görevden alınan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman, Ankara Organize, Silah ve Kaçakçılık Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş’ı DGM ifadeye çağıracak. Savcı Yüksel, soruşturmayı TCK’nın 313. maddesindeki, ‘Cürüm işlemek için teşekkül oluşturma’ suçundan yürütüyor. Telefonları izlemeye alan kamu görevilileri hakkında yeterli delil toplanması halinde, bir yıldan üç yıla kadar ağır hapisle dava açılabilecek.

DGM’lik suçlarda, ‘Memurin Muhakematı Kanunu’ hükümleri işletilmediği için, hemen dava açılabilecek. DGM, suçun kendi görev alanına girmediği, ‘Sırrın mahsuniyetini ihlal’ veya ‘Görevi kötüye kullanma suçu’ kapsamına girdiği sonucuna varırsa, dosyayı ‘Görevsizlik’ kararı ile adliyeye gönderebilecek. Savcı Yüksel, İçişleri Bakanlığı müfettişleri ile de temasa geçerek, telekulak olayı ile ilgili kesin raporun en kısa sürede kendisine gönderilmesini istedi.

[KY: DGM süreci ve sonrası için bknz. E.Poyraz]

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=-84874

9 Haziran 1999, Çarşamba / MİLLİYET

Emniyette kulaklar koparıldı

Tele – kulak skandalında adı geçen ve aralarında Ankara Emniyet Müdürü’nün de bulunduğu 11 polis, İçişleri Bakanı Tantan’ın emriyle görevden uzaklaştırıldı

Ankara Milliyet

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, kamuoyunda “telekulak skandalı” olarak bilinen telefon izleme olayıyla ilgili açılan soruşturma çerçevesinde, aralarında Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman’ın da bulunduğu 11 emniyet mensubunu görevden uzaklaştırdı.

Başbakan Bülent Ecevit de, toplam 11 polisin görevden uzaklaştırılmasının soruşturmanın esenlikle yürütülmesi için yapıldığını bildirdi.

Tantan tarafından görevden uzaklaştırılan Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın yerine Malatya Emniyet Müdürü Kemal İskender vekaleten atandı.

Tantan, emniyet mensuplarının görevden uzaklaştırılmalarına ilişkin açıklamasında, “yasal BOŞLUK’tan” yakındı. Çalışmaları sürdürülen “Bazı Örgütlü Suçlarla Mücadele Yasa Tasarısının” acilen yasalaşması gerektiğini belirten Tantan, Saral, Uzun ve diğer emniyet görevlilerinin Devlet Memurları Yasası’nın 137 ve 138/a maddeleri uyarınca “bir tedbir olarak” görevlendiren uzaklaştırıldığını açıkladı.

Dinlemek zorunlu ama

Tantan, dünkü yazılı açıklamasında, SİYASİ ve EKONOMİK MAFYA olarak tanımlanabilecek organize suçlarla mücadele eden devletin, teknolojik olanakları her düzeyde kullanabilmesinin, bir koruma tedbiri olarak haberleşme araçlarını da denetleyebilmesinin güvenli bir ortamın yaratılması için zorunlu olduğunu kaydetti.

[KY: Tatan’ın derdi şefaflık ya da demokratik düzenlemeler değil. Sistemi tümüyle ele alabilmenin zemini oluşturuluyor. F-Tipi’nin isteğiyle Akp’nin uygulamaya koyduğu ve kamuoyunca “sansür yasası” olarak bilinen 5651, kurulan BTK vb. ta o zamanlar atılan adımların sonuçlarıdır.]

Avrupa ülkelerinde 1968’den beri kovuşturma organlarına komünikasyon araçlarıyla yapılan haberleşmeyi denetleme yetkisi veren yasa hükümleri bulunduğunu kaydeden Tantan, “Halbuki hukukumuzda telekomünikasyon araçlarının denetlenmesi, koruma tedbiri hakkında açık yasal bir düzenleme bulunmamaktadır” dedi.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun polise verdiği genel istihbarat yetkisinden hareketle bu yetkinin kullanıldığını kaydeden Tantan, yasal eksikliğin CMUK’un 91 ve 92. maddelerine kıyas yoluyla kapatılmaya çalışıldığını belirterek şöyle dedi:

“Bu durumun ise bazı görevlileri bu yetkinin kötüye kullanılması için müsait bir ortam sağladığı açıktır. Bu bakımdan bu konuda çağdaş ve yararlı bir düzenleme getiren Bazı Örgütlü Suçlarla Mücadele Kanunu tasarısının acilen yasalaşması şarttır. Bakanlık olarak sözkonusu tasarı üzerindeki çalışmalarımız Adalet Bakanlığı ile koordine ederek, hasassiyetle sürdürmekteyiz. Tasarının kısa sürede TBMM’ye intikal ettirilmek üzere Başbakanlığa sunulması sağlanacaktır.”

Tedbir olarak uzaklaştırıldılar

Tele kulak skandalına ilişkin iddiaların incelenmesi amacıyla görevlendirilen Mülkiye Müfettişleri tarafından hazırlanan öngörüş raporunda belirtilen unsurlar gözönünde bulundurularak, konunun soruşturulması amacıyla onay verdiğini kaydeden Tantan şöyle devam etti.

“Mülkiye müfettişlerince inceleme ve soruşturması sürdürülen 1999 yılı Mayıs ayı içerisinde yazılı ve görsel basında çıkan ve kamuoyunun gündeminde geniş yer işgal eden başta Başbakanlık ve bizzat Sayın Başbakan’ın telefonları olmak üzere bazı kişi ve kurumlara ait telefonların emniyet birimlerince dinlendiği iddiasının öngörüş raporunda belirtilen çerçevede soruşturulması amacıyla 8.6.1999 itibariyle soruşturma onayı verilmiştir.”

Tantan, konuyla ilgili inceleme ve soruşturmanın Mülkiye Müfettişleri’nce daha sağlıklı ve OBJEKTİF esaslara uygun şekilde yürütülüp sonuçlandırılmasını sağlamak açısından da sözkonusu kişilerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137 ve 138 / a maddeleri uyarınca tedbir olarak 8.6.1999 tarihli onay emri ile görevlerinden uzaklaştırıldığını açıkladı.

Kimler uzaklaştırıldı

Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Silah ve Kaçakçılık Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş, Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli komiser Yavuz Sağdıç, Yenimahelle İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli komiser Tolga Yılmaz, Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli komiser yardımcısı Dündar Özbayrak, polis memurları; Salih AYDEMİR, Serdar BOSTAN, Elif ŞAHMETOĞLU.

[KY: Behzat Ç. dizisi düşünülüp belki gülümsenebilir.]

137 ve 138. maddeler

Tantan’ın görevden uzaklaştırmaya dayanak gösterdiği 657 sayılı yasanın 137. maddesi şu hükmü içeriyor:

“Görevden uzaklaştırma, devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasına sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.”

138/a maddesi ise “atamaya yetkili amirler” ifadesini içeriyor.

http://www.milliyet.com.tr/1999/06/09/haber/hab000.html

11 Haziran 1999, Cuma / SABAH

“İstihbarat birimi kahveye dönmüş”

İstihbarat servislerinin yol geçen hanına döndüğünü söyleyen Tantan iddialı: BU İŞİ KOLAYCA ÇÖZERİM.

ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın ANAP Meclis Grubu’nun dünkü toplantısında yaptığı “şok” açıklamalar, “Tele-kulak” skandalına yeni bir boyut kazandırdı. Bakan Tantan, toplantının basına kapalı bölümünde, 11 emniyet mensubunun açığa alınmasına neden olan “Tele-kulak” skandalını anlatırken, “Polisin sahip olması gereken bilgiler DIŞARIYA sızdırılmış” dedi.

[KY: Mesut Yılmaz’ın veryansın etiği üzere, F-Tipi örgütün yediği haltlar muhalefete veriliyor. Aman ne muhalefet…]

Tantan’ın bu sözleri, ANAP grubunda, “Bilgiler kime sızdırılmış?” sorusuna neden olurken, ANAP lideri Mesut Yılmaz da, Türkbank olayı ve kasedin CHP’li Fikri Sağlar’a gitmesini kastederek “Emniyetin içindeki bazı görevliler, yasadışı olarak ulaştıkları bilgileri kendi amirlerine ve BİZE DEĞİL DE, bir muhalefet milletvekiline götürüp verdikleri zaman Türkiye siyasi krize girmiştir” demesi dikkat çekti.

[KY: Biri çıkıp da sormuyor ki: Amirleri anlarız da SİZ kimsiniz efendi? diye…]

“Basın çay içiyor”

İçişleri Bakanı Tantan, telekulak skandalını anlatırken, “Suçluların yakalanması için elbette telefonlar dinlenecektir. Ancak bu hukuk çerçevesinde olur. Elde edilen bilgiler ise sadece BİLMESİ GEREKENLER de olur. Ama malesef son hadisede de görülmüştür ki, sadece polisin bilmesi gereken bilgiler dışarıya sızdırılmış. Bakın, daha önce istihbarat birimlerine görevli polislerin dışında kimse giremezdi. Şimdi, orası kahvehaneye dönmüş, basın mensupları da burada çay kahve içiyor. Böyle şey olur mu?” diye sordu.

“Ama MERAK ETMEYİN bu işi çözmek öyle zor değildir” diye devam eden Tantan, Emniyet’teki çürümeyi önlemek için milletvekillerinden destek isterken, şunları söyledi:

“Bunlar tamamen kendisi için çalışan insanların politikacıları kullanmasından dolayı oluşmuş gruplaşmalar, hizipleşmelerdir. Gelin bu meseleyi çözelim. Politikacılar Emniyet’e müdahale ettikçe bu hizipleşmelerin önüne geçemezsiniz. BEN BU İŞİN TEKNİSYENİYİM [KY: Erdoğan da BEN BU DAVANIN SAVCISIYIM diyor], destek olursanız çözerim. Yeter ki İŞİME KARIŞMAYIN. Hadise ortada. Belli ki, disiplin bozulmuş. Neden? Dış müdahale yüzünden. Telefon dinleme her ülkede vardır ama, bunun disiplini, kuralları önemlidir.”

YAŞ modeli

Tantan, 3 bin 500 dolayında vali ve emniyet müdürü olmak için bekleyen personel bulunduğunu, bu durumun torpil mekanizmasını harekete geçirdiğini belirterek, kadro şişkinliğini önlemek ve torpili kaldırmak için BAKANLIK BÜNYESİNDE ENSTİTÜ GİBİ çalışacak bir “STRATEJİ MERKEZİ” kurmayı planladıklarını bildirdi.

Bu merkezin vali ve emniyet müdürü başta olmak üzere üst düzey atamalar için enstitü gibi çalışacağını, burada ön eğitimden geçirilen bürokratların atamasının yapılacağını belirten Tantan, bu merkezde her yörenin sosyolojik, sosyo-ekonomik ve kültürel özelliklerinin öğretileceğini, başarılı isimlerin atanacağını ifade etti. Tantan ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın bütün birimlerinin oluşturduğu ekipler tarafından sıkı bir denetimden geçirilmeye başlandığını belirterek, YENİDEN YAPILANMAYA gittiğini anlattı.

Yılmaz’dan destek

İçişleri Bakanı Tantan’ın konuşmasından sonra kürsüye gelen ANAP lideri Mesut Yılmaz, Tantan’a DESTEK verdi ve milletvekillerinden Emniyet’e müdahale etmemelerini istedi. Yılmaz, “Hepimizin güvenliğini sağlamayı görev edinmiş bir kuruluşun bir iç disipline sahip olmaması halinde bu görevi yeterince yerine getirmesi mümkün değildir. İdeal olanı Emniyet teşkilatının tıpki TSK’DAKİ GİBİ bir mesleki hiyerarşiye bir meslek içi hiyerarşik yapıya kavuşturulmasıdır” diye konuştu.

Şamil TAYYAR

Oğlu konuştu babası ödedi

Babasının “başını yiyen” Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’ın oğlu Murat Bilican’ın, daha önce emniyet hesabından ödenen 2,5 milyar liralık cep telefonu faturasının, babası tarafından emniyet kayıtlarına cebinden aktarıldığı öğrenildi.

Murat Bilican’ın Emniyet Genel Müdürlüğüne ait bir cep telefonu kullandığı iddiası ilk olarak İstanbul Narkotik Şube eski Müdürü Ferruh Tankuş tarafından ortaya atılmıştı. Tankuş, Murat Bilican’ın 2.5 milyarlık faturasının Genel Müdürlükçe ödendiğini iddia ediyordu. Ancak Necati Bilican’ın daha sonra bu parayı Emniyet hesabına cebinden yatırdığı öğrenildi.

İddiaya göre Tankuş, Murat Bilican ile ilgili bilgileri sınıf arkadaşı Osman Ak’dan alıyordu. Ve alınan bu bilgiler kamuya açıklanarak hem Necati Bilican’ı hem de İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir yıpratılmaya çalışılıyordu.

Siyasetçilerden de destek alan Emniyetteki hiziplerin amacı Bilican ile Özdemir’i yıpratıp görevden aldırmak ve Bilican’ın koltuğuna Ordu Valisi Kemal YAZICIOĞLU’nu, Özdemir’in koltuğuna da Ankara Emniyet Müdürü Cevdet SARAL’ın atanmasını sağlamaktı. Telekulak skandalı ile bu operasyon sonuçsuz kaldı.

[KY: Gerçek telekulakçı f-tipi örgütü yerine telekulak komplosu ile diğerleri bertaraf edilmeseydi cemaat’e büyük darbe vurulacaktı, Akp de iktidara gelemeyecekti. Ecevit-Yılmaz (Bahçeli’yi de unutmayalım) işi o günlerde bitirdiler. Tantan’ın deyimiyle ‘jet’ hızıyla ‘fişi’ çektiler.]

Telekulak polis öğütüyor

Emniyet Teşkilatı içinde bomba etkisi yaratan “Telekulak” skandalı bir kurban daha aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Mehmet Gümüş de istihbarat hizmetlerinden uzaklaştırıldı. Eski Daire Başkanı Sabri Uzun ile aynı gün ataması yapılan MEHMET GÜMÜŞ’ün, görevden de Uzun’la aynı gün alındığı öğrenildi.

Gümüş’ün telekulak skandalıyla ilgili haberlerin basına sızmasında rol oynadığı, Fethullahçılar raporunda adı geçen emniyetçileri koruduğu gerekçesiyle görevden alındığı iddia ediliyor. Ankara Eski Emniyet Müdürleri Ramazan Er ve Mehmet Cebe döneminde İstihbarat Şube Müdürü ve İstihbarat ve Terörden Sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcılığı görevi de yapan Mehmet Gümüş, Cevdet Saral’ın göreve başlamasıyla beraber Genel Müdürlük İstihbarat Daire Başkan Yardımcılığı’na atanmıştı.

Telekulak’ın 12’inci kurbanı olan Mehmet Gümüş yeni görev yeri belli olana kadar Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilecek. Gümüş’ün üç gün içinde bir başka birime atanması bekleniyor. Sol örgütlere yönelik operasyonlarla adını duyuran Mehmet Gümüş’ün, 11 emniyet görevlisinin görevden alındığı gün, gizlice İstihbarat Hizmetlerinden UZAKLAŞTIRILDIĞI öğrenildi.

Bülent ARINÇ: Kimin eli kimin cebinde belli mi?

Telekulak skandalı için “Yargı kararı olmaksızın telefonların dinlenmesi ve siyasi amaçla kullanılması anayasa ve İNSAN HAKLARI İHLALİDİR” diyen FP Grup Başkanvekili BÜLENT ARINÇ, “Hükümet, kurulur kurulmaz kucağında bir ATEŞ TOPU buldu” diye konuştu.

Arınç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın, DYP’li Meral Akşener’in Ertuğrul Özkök-Güneş Taner görüşmesiyle ilgili kaseti açıklamasını “suç” kabul ettiğini hatırlatarak, “Oysa bugün kendisi, getirdiği bir telefon kasedini Anayasa Mahkemesi’ne delil olarak sunuyor. Bu da skandalın ne boyutta olduğunun, yargının yürek parçalıyıcı hale geldiğinin bir göstergesidir” dedi. ARINÇ, BU KASETİN HİÇBİR ZAMAN DELİL OLAMAYACAĞINI İFADE ETTİ.

[KY: Nasıl da hocaefendi’sini kolluyor…]

Bülent Arınç, bir gazetecinin, “Siz de dinlendiğinizden kuşku duyuyor musunuz?” şeklindeki sorusuna, “Kimin eli kimin cebinde tabiri vardır. Herkes dinlenebilir. Dinleniyor muyum kuşkum bugüne kadar olmadı. Ben de dinlenmiş ve hala dinleniyor olabilirim” dedi.

Arınç, bir gazetecinin, “FP, DGM’lerin sivilleştirilmesine destek verecek mi?” sorusu üzerine de, hükümetin konuyla ilgili İKİ HAZIRLIĞININ bulunduğunu, ancak iki hazırlığın da sadece asker üyenin heyetten çıkarılmasıyla kısıtlı kaldığını söyledi.

Ünsal ERGEL

http://arsiv.sabah.com.tr/1999/06/11/p01.html

12 Haziran 1999, Cumartesi / TÜRKİYE

Emniyet’te operasyon sürüyor

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü karıştıran tele-kulak skandalının sebep olduğu deprem sürüyor. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ da görevinden alındı.

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü karıştıran tele-kulak skandalının sebep olduğu deprem sürüyor. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ da görevinden alındı.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın başlattığı JET OPERASYON devam ediyor. Daha önce İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Müdür Yardımcısı Osman Ak ve 9 emniyetçiyi görevden alan Tantan, dün de Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Halil Tuğ’un görevine son verdi.

Terörle Mücadele, Asayiş, Güvenlik ve Organize Suçlar ve Kaçakçılık Daire Başkanlıklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tuğ’un, soruşturma kapsamında İçişleri Bakanı Saadettin TANTAN TARAFINDAN görevden alınarak APK DAİRE BAŞKANLIĞI’na [KY: OSMAN AK ile birlikte] uzman olarak atandığı öğrenildi. Halil Tuğ’dan boşalan makama Başmüfettiş TURAN GENÇ’in tayin edildiği kaydedildi.

[KY: Arınç’ın dediği gibi, kimin elin kimin cebinde belli değil mi? Yoksa Tantan, “Fetullah’ın Talebeleri”ni sağ cepten sol cebe mi koyuyor, yani göstermelik rotasyonlar mı yapıyor..]

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/Genel/a7505.aspx

6 Mayıs 1999, Perşembe / SABAH

‘Poliste kavga’ iddiası

Ankara Emniyeti’nde istihbaratçı üç polis şefinin bakan, müsteşar ve emniyet genel müdürünün telefon trafiğini izlediğinin saptanmasıyla patlak veren kriz büyüyor.

Emniyet Genel Müdürü üç polis şefi için “yetkilerini aştılar” derken, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, “yaklaşım farklılığı” ifadesini kullandı. İstihbarattan ayrılan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden sorumlu emniyet müdür yardımcısı oldu. İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalaman da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne atandı.

Olayın perde arkasıyla ilgili olarak Emniyet çevrelerinde Osman Ak’ın Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’ın oğlunun cep telefonu ve iş ilişkilerini Ferruh Tankuş’a aktardığı ileri sürülüyor.

http://arsiv.sabah.com.tr/1999/05/06/g13.html

6 Mayıs 1999, Perşembe / MİLLİYET

Emniyet’te ‘kulak’ krizi

Emniyet’te patlak veren “tele- kulak” skandalı ANKARA Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet GENEL Müdürlüğü’nü karşı karşıya getirdi.

Ankara Milliyet

Emniyet’in zirvesini karıştıran “köstebek” iddiaları dün yaşanan ve “polis içinde sürtüşme” yorumlarına dayanak olan gelişmelerle yeni boyut kazandı.

İstanbul Narkotik Şube eski Müdürü Ferruh Tankuş’un Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’ın oğlu Murat Bilican’ın Genel Müdürlüğe ait telefonları kullandığı iddiaları üzerine Emniyet İSTİHBARAT Daire Başkanlığı inceleme başlattı.

[KY: Hablemitoğlu ile E.Poyraz’ın konuya dair yazdıkları yaşananları tümüyle ortaya koyacak nitelikte.]

Başkanlık, İçişleri Bakanı Cahit Bayar, Müsteşar Yahya Gür ve Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’ın telefonları üzerinde “teknik inceleme” yapıldığını saptadı. Söz konusu telefonlarda “KRİPTO DÜZENEĞİ” nedeniyle dinleme yapılamayacağı, ancak görüşmelerin yönünün saptanabileceği kaydedildi.

Emniyet’in zirvesini karıştıran “KÖSTEBEK” iddiası dün yaşanan gelişmelerle yeni boyut kazandı. Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, gelişmeler karşısında sessiz kalırken, Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, adı geçen personeline sahip çıktı.

İddia nedeniyle başlatılan incelemede, müfettişlerin üç personelin ifadesini almadığı ve soruşturmaya gerek görmediği ortaya çıktı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’yle Ankara Emniyet Müdürlüğü arasında yaşanan “soğuk savaş”ta dün yeni gelişmeler yaşandı. Emniyette “tele-kulak” iddiasına neden olan haberlerin kamuoyuna yansımasının ardından hem Emniyet Genel Müdürlüğü, hemde Ankara Emniyet Müdürlüğü hareketli saatler yaşadı. İddianın patlak vermesiyle Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, açıklama yapmayıp sessiz kaldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nin başlattığı çalışmada ortaya çıkarıldığı öne sürülen “tele – kulak” iddialarında adı geçen İstihbarat Şube’den Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Şube Müdürü Ersan Dalman ile Uzman Personel Zafer Aktaş’ın inceleme kapsamında ifadesinin alınmadığı ortaya çıktı.

İçişleri Bakanı Cahit Bayar, Müsteşar Yahya Gür ve Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’a ait telefonların “hareketini izledikleri” gerekçesiyle teşkilatta krize neden olan ve İstihbarat Daire Başkanlığı’nın isteği üzerine görev yerleri değiştirilen üç personel hakkında müfettişlerin, “soruşturmaya gerek olmadığı” yönünde görüş verdikleri anlaşıldı.

Genel Müdür Bilican’ın müfettiş raporunu “uygun” olarak karşılamasına karşın, İstihbarat Dairesi’nin atama isteğine onay verdiği öğrenildi. Ayrıca, Bilican’ın müfettişlerin “soruşturmaya gerek yok” görüşüne karşın, atama talebine onay vermesinin nedeni hakkında bir açıklama yapılmadı.

Bayar, iddialarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nin yetkisini aştığına dair izlenim edinilmesi üzerine müfettiş görevlendirildi. Yapılan inceleme sonunda BAZI görevlilerin görev yerlerinin değiştirilmesi rapor edildi.”

Bayar, bir gazetecinin , “Yetkisini aşmakla neyi kastediyorsunuz?” sorusuna “Ben bunu böyle söylemiş olayım. Eğer daha önemli bir cezayı gerektirecek iş olsaydı, müfettişler ‘yerini değiştirin’ demezlerdi de ‘Şu işlemleri tesis edin’ derlerdi. Demek ki o kadar ciddiyeti olan bir olay değil” yanıtını verdi.

Saral, personeline kefil

Bayar’ın öğle saatlerindeki açıklamasının yanı sıra, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden Cevdet Saral adına açıklama yapıldı. Saral, olaya adı karışan üç personelin açığa alındığı ya da görevden el çektirildikleri iddialarının asılsız olduğunu bildirdi.

Saral, “Bu tür asılsız ve maksatlı haberlerin teşkilatımızın bir bütün olarak suç ve suç organizasyonlarına karşı yürüttüğü mücadeleyi ENGELLEMEK isteyen art niyetli mihraklar tarafından üretildiği değerlendirilmektedir” dedi.

Gelişmeleri Milliyet’e değerlendiren Saral, söz konusu üç personelin istihbarat şubesindeki görevleri sırasında, yasadışı örgüt operasyonlarının yanı sıra, İHD Genel Başkanı Akın Birdal’a yönelik suikast soruşturmasında başarıyla görev aldıklarına dikkat çekti.

Saral, Ak ile Dalman’ın geçen ekimde Esenboğa’da gerçekleştirilen uçak operasyonunda [http://www.milliyet.com.tr/1998/10/31/siyaset/siy00.html] görev aldıklarını ve dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz tarafından ödüllendirildiklerini açıkladı.

Gelişmeler üzerine iddialara adı karışan Terör ve İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Osman Ak, Terör, Organize ve Muhabere şubelerinden sorumlu oldu. İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman ise Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne atandı.

http://www.milliyet.com.tr/1999/05/06/haber/hab02.html

15 Ekim 1999 Cuma / MİLLİYET

Telekulakçılar: Satanist yaklaşım kurbanıyız

Telekulak skandalıyla ilgili Danıştay’a ifade veren Ankara Emniyet eski Müdürü Saral, “FETHULLAHÇILARI DEŞİFRE ETTİĞİMİZ İÇİN SATANİST BİR YAKLAŞIMLA KURBAN EDİLDİK” dedi.

Yasadışı telefon dinleme iddiaları üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden alınan Cevdet Saral, “satanist bir Fethullahçı yaklaşımla suçlandıklarını” öne sürdü.

Saral, aynı anda görevden alınan Ankara eski Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ersan Dalman ve yardımcısı Zafer Aktaş hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmesi talebini değerlendiren Danıştay 2. Dairesi’ne verdiği 22 sayfalık savunmada, yargılanmalarının “iftiraya meşruiyet kazandıracağını” savundu.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün sekizinci katında kurulan dinleme odalarının yönetmelikte belirtilen esaslara göre oluşturulduğunu belirten Saral, üst düzey devlet adamlarının telefonlarının dinlendiği iddiaları için şu savunmayı yaptı:

“Bilgisayar ortamında detay incelemesi yapan görevliler, teknoloji gereği görmek zorunda kaldıkları, ancak ‘istihbarat ürettikleri sürecin hiçbir yerinde yer almayan numaralar’ ile sadece istem dışı olarak çalışma bazında muhatap olmuşlardır. Numaraların kullanıcıları ile ilgilenmemişlerdir. Üst makamlar ve ilgili kuruluşlar, özel olarak izlenilmemiştir.”

Dosyalar sızdırıldı

Saral, olayı soruşturması gereken kişinin kendisi ve ANKARA Valisi olması gerekirken, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün iki polis başmüfettişini görevlendirmesini “usul eksikliği” olarak nitelendirdi.

Saral, Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un müfettişlere verdiği ifade için, “İfadenin bütününe bakıldığında, Sabri Uzun’un adeta FETHULLAHÇI ÖRGÜTLENMENİN AVUKATLIĞINA soyunduğunu sergileyen açık bir anlatım tarzı mevcuttur” dedi.

İddiaların basına “doğrudan dosya verilerek” sızdırıldığını belirten Saral, kendileri aleyhine verilen ifadelerin, devletin güvenliğine yönelik olmadığını savundu.

“Satanist yaklaşım”

Saral, bu ifadelerin amacını da şöyle yorumladı:

“Geriye tek bir ideal kalmaktadır ki, eğer gerekçe buysa, durumun VEHAMETİ ortadadır: FETHULLAHÇILIK. 1993 yılından bu yana tehdit niteliğinden çıkarılarak, normal bir dinsel cemaat görünümüne sokulan ve irticaya karşı laiklik taraftarı gibi gösterilerek DEVLET ELİYLE devletin gözünden kaçırılmış bir olguyu, ‘nasıl olur da siz tekrar tehdit ve tehlike haline dönüştürürsünüz’ şeklindeki bir anlayışın sonucu, ‘bu çalışmayı yapan imha olur’ tehdidini de içeren satanist bir yaklaşım, devletin en önemli bilgi kaynağını deşifre etmiştir. Teknik yöndeki suçlamaların arka tarafı net olarak görülmüş, kin ve garez duyguları ile belli bir ideale (!), daha doğrusu Cumhuriyet’e yönelik EN SİNSİ ve KARANLIK emelli, masum maskeli, meş’um karaktere kurban edilmek istendiğimiz açıkça anlaşılmıştır.”

Ak: Fethullahçı polisleri suçladı

Osman Ak da, Danıştay 2. Dairesi’ne verdiği savunmada, yasadışı dinleme yapıldığı yolunda kanıt olarak sunulan bilgisayar kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, sonradan, “düzmece” olarak hazırlandığını öne sürdü. Ankara’da yapılan incelemede Fethullah Gülen’in uzantılarının emniyetin çeşitli birimlerine sızdığının BELİRLENDİĞİNİ anlatan Ak, iddiaları ilk olarak ortaya attıkları belirtilen emniyet mensupları SABRİ UZUN, Basri Aktepe, Şammaz Demirtaş, Musa Aydoğdu, Hurşit Uçak ve Fecri Yıldız’ın da GÜLEN’İN YANDAŞLARI olduğuna dair bilgiler bulunduğunu ileri sürdü.

http://www.milliyet.com.tr/1999/10/15/haber/hab04.html

pS. Üstteki haberlerde köşeli parantez [] ile yazılan bölümler 26 Ağustos (KY) sayfa yönetimi tarafından eklenmiştir.