“BİZ AKLIMIZI KİRAYA VERMEYİZ”

03.12.2013 02:00
E. Ülker TARHAN

Umudumuzu saray çekişmelerine bağlamayız

Kandırılmışmış Haşim Kılıç… hem de evlenme vaadiyle! Zulüm kol gezerken aklı neredeydi? Dostları anayasa değişikliği yapınca her yerden demokrasi fışkıracak mı zannetmişti, bilinmez. Bu pek şöhretli “yetmez ama evet”çinin cezaevlerinde insanlar ve dışarıda o insanların sevdikleri ölürken aklı neredeydi, bilinmez.

Başbakan’ın ve şürekasının ne olduğu, kim olduğu üç aşağı beş yukarı belli. Ama asıl siz, attığı her adımda onu destekleyenler; “yetmez ama evet” dediniz, “iklim değişip Akdeniz olacak” dediniz, ama sonra Ali İsmail’in başını kaldırıma vura vura öldürenlere seyirci kaldınız. Akdeniz de ne, zemherideyiz şimdilerde… Ne özgürlük ne hak bıraktınız. Özgürlük artık sadece yüksek teşvikli girişim, hak ise sadece “hepsi benim olsun” açgözlülüğünde mülkiyet hakkından ibaret bu ülkede.

NE VARSA SAÇILIYOR

Şimdi ülkeyi bu hale getirenlerin hasip ile nasip ittifakı son bulmuş diyorlar. Savaş açmışlar birbirlerine… Ortaya saçılan kirli çamaşırlar, günahlar, çocuğunu yurt dışında işadamı destekli okutmalar ve konforlu hayatlar uğruna masumların hayatını karartmalar, sınav sorularını satmalar, iş üstünde yakalanmalar, sahte deliller, adaleti kirletmeler, bavullar, taraflar, kerameti kendinden menkuller, ağlaşmalar, intikamlar, tehditler, yalanlar, yalanlar…

İzleyin bu karşılıklı uyarı atışlarıyla süren saray içi rant kavgasını, bu ülke insanlarının nasıl istismar edildiğini izleyin. Sanki az sonra birbirlerinin kafasına gaz kapsülü atıp, tomalarla saldıracak gibi dövüşenleri izleyin. Belki yarın barışıverirler belli olmaz, ama şimdi, sizi nasıl da yok sayıp, gürültü çıkarıyor, bu ülke babalarının malıymış gibi paylaşım kavgası yapıyor, oylarınızı nasıl da çantada keklik görüyorlar izleyin. Sadece izlemekle yetinmeyin, manzara ibretlik tamam, ama karar verin. Bu size reva değildir. Bu bize reva değildir.

Savaş baltalarını gömerler mi, bekleyip göreceğiz. Ama ben bu savaşın kaybedeni olacak mı diye beklemiyorum hiç. Anketçiler ortaya saçılır yakında nasılsa. Tut ki bir kaybedeni oldu, mahallesinden pek uzaklaşacağını da zannetmiyorum. Belki “reel siyaset erbapları” için doğru olabilir, ama “belki bize de düşer” diye ağzım da asla sulanmaz benim hiç. Sadece içimden sürekli “yazıklar olsun”lar yükselir.

YOK BİRBİRLERİNDEN FARKLARI

Ülkeyi bu hale getirenlerin, “ne istediler de vermedik, polisi onlara verdik” diyenlerle, yargı eliyle rövanş almak adına terör estirenlerin de yok aslında birbirlerinden farkları. Ama asıl olan, bütün bu olanların, “Cemaat-AKP kavgası, dershane çekişmesi” diye sıradanlaştırılan bu tablonun, aslında çağdaş bir hukuk devleti için çok ağır bir tablo oluşudur. Bu arada “boşluk doldurucular”a da özel alanlar açılmıştır. Akıl belki doğru olabilir, ama boşluğa doldurulmak istenenler yanlıştır.

Kamçı gibi gördükleri yargıyı ele geçirmek için ne canlar yaktıklarını, kamçıyı ele geçirdiklerinde de nasıl zalim olabildiklerini gördük biz. Bu, beynini vicdanından ve bizim jargonda “kara kaplı kitap” dediğimiz çağdaş hukuktan başka hiçbir şeye teslim etmemiş bir yargıç için tam anlamıyla dehşet vericiydi. Kenardan durup seyretmedik, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık fakat nafile… Bu yüzden bugün bana kimse sureti haktan görünmeye çalışmasın ve kimse bu kavgada taraf olmaya kalkışmasın. Susup düşünsünler.

Ben ve benim gibi düşünenler yani biz, evrensel hukuka, aydınlanma değerlerine bağlıyız, bizim aklımız var. Beynimizi kimseye teslim etmez, kimseye ram olmaz, kimseden medet ummaz, umudumuzu saray çekişmelerine bağlamayız. Bizim umudumuz değerlerimiz üzerinden biçimlenir, öyle olmalıdır. Uzun süredir ortalıkta gözükmeyip, en son gezide zuhur eden ilerici akıl bunu gerektirir. (Yaşamak meselesinin en iyi yanı yaşamın sürprizlerle dolu olması galiba…)

Bazı kişilerin bu kavgada birilerinin avukatlığını yapmakta gösterdiği hevesi ve hızı, yargı yürekleri dağlamak için bir kızgın demire dönüştürülsün diye “ölüler kaldırılıp” oy kullandırılırken, onca masum, dalgalar halinde tutuklanırken, cellatlar değil, kurbanlar cezalandırılırken de görmek isterdik. Ama göremedik.

O günlerde siyasetçiler çok şey konuştular, kalemşörler çok şey yazdılar ama aslında hiçbir şey söylemediler. Türkiye’nin geleceğinin bu kavgaların sonucunda değil, bu ucube tablonun proje müellifi olan uzak ülkelerde hiç değil, gerici statükoya karşı, ilerici akılla buluşan halkın sağduyusunda olduğunun idrakini de beklerdik. Bu da olmadı.

Emine Ülker Tarhan
Odatv.com

http://www.odatv.com/n.php?n=umudumuzu-saray-cekismelerine-baglamayiz–0312131200